Erkekler fal baktırır mı?
Peki fala bakarlar mı?
Bazen...
Ne zaman?
Ne zaman fala baktıklarını biliyoruz değil mi? Kız tavlayacakları zaman. Bir de havaya girerler, “Ben aslında çok iyi bakarım da” der gibi bir tavırlar...
“Ama kimse bilmez bunu” gibi gizemli ama ciddi bir ifade...
Bir de, “Kimseye de bakmam” otoritesi vardır.
El falına bakmayı tercih ederler tabii... Tutar elini, anlatır da anlatır... Kahve falına bakanlar da vardır... Onlar kadınların bunalımlarına yönelir...
“Gülen yüzünün ardındaki duygusal ve manalı kadını” ortaya çıkarmaya çalışırlar. “Kimse senin kıymetini bilmiyor”la konuyu bağlarlar.
Direkt oraya yani...
Öyle, “yol var, kısmet var”lara girmezler. Psikolojik tahlillere, kişilik sorunlarına dalarlar.
Derin olur...
Ne zaman fal baktırırlar? Zil gibi âşık olduklarında ya da işleri kötüye gittiğinde...
Önceleri çok itiraz ederler, kendi içlerinde savaş verirler. O güne kadar dalga geçtikleri, küçümsedikleri hatta geri zekâlı konumuna soktukları “fal baktıranlar” grubuna katılmak istemezler.
Ama dedim ya, işleri kötüyse ve düzelecek gibi görünmüyorsa ya da kadından bir türlü emin olamıyorsa...
Düşer.
Bunları yaparlar da...
Peki fala inanırlar mı?
Kalıbımı basarım, bizden daha fazla...
300 bin dolar geyikleri...
Tahmin edeceğiniz gibi 300 bin dolardan bahsedeceğim.
Şu, “Binbir Gece”den yani... Yazınca fark ettim yaa... Dizinin adına bakın; 1001 gece...
Biz daha ikinci gecedeyiz...
Adamın holdingi moldingi kalmayacak yani...
Sonunda Aliye’ye dönecek, “Affet beni” diye ağlayıp duracak. (Kih kih... Karıştırdım galiba...) Neyse, hani bir geceye daha 300 bin dolar teklif etti ya... Ertesi sabah geyikleri...
- Bu da benden olsun...
- İtin olur...
- Demek ki kadın ilkinde öyle put gibi durmadı...
- Bu 1 milyon dolara kadar gider... Senaristi kesmedi
150 bin dolar.
- 150 kayınpederinden alsa, 300 de patrondan, 450 bin dolar...
- Kim versin be sana o parayı...
- Nesi var be kadının? 50 kağıt kaptırsam, dolandırıcılıktan şikâyetçi olurum.
- Abi, kadın mı kalmadı? 100 dolardan ömrünün sonuna kadar... Hem de sabağa kadar...
- Dönüp tokat atacak, görürsünüz...

