Evli ve sevgilisi olanlar için ‘Sevgililer Günü’ kılavuzu...

Strese girdiniz değil mi? Bütün erkekler... Bütün kadınlar... Evli, bekâr, sevgilili, sevgilisiz... Ama özellikle de erkekler... Hepsi, “Ben öküz değilim” sendromunu yaşıyor. Kadınlar da stresli...

Haberin Devamı

Strese girdiniz değil mi?

Bütün erkekler...

Bütün kadınlar...

Evli, bekâr, sevgilili, sevgilisiz...

Ama özellikle de erkekler...

Hepsi, “Ben öküz değilim” sendromunu yaşıyor.

Kadınlar da stresli...

Onlar da, “Bakalım ne kadar öküz değilsin, göreceğiz” baskısı içinde...

Ama aramızda birileri daha var ki, onların işi herkesten zor.

Bir grup erkek.

Evli ve sevgilisi olanlar...

Telaş bastı onları...

Şimdi ben onların streslerine biraz daha stres katmak isterim doğrusu...

Ama yapmayacağım.

Bu sefer onlara yardımcı olmak istiyorum.

Ne yapmalı, ne yapmamalılar?

Önce ne yapmamaları gerekiyor, oradan başlayayım.

Mesela, bu hafta içinde seyahate çıkmayın.

Hem de cumartesiye kadar.

“Oha!” derseniz, o zaman, 14 Şubat’ın bir gün öncesi ve bir gün sonrası yerinizden kıpırdamayın.

Özellikle de bir gün önce...

En tehlikelisi...

“Hayatım seninle bir gün önce kutlayalım, huzurumuz kaçmasın” salaklığına düşmeyin.

Hele öyle, “Japonlar geldi, Allah kahretsin, yine yolculuk göründü” falan derseniz yandınız.

Karınız sizi eliyle koymuş gibi bulur.

Bari “Ruslar gelmiş” deyin. Hiç olmazsa “Söylemiştim ya hayatım” falan dersiniz...

Türk’se sevgiliniz, oturun evinizde.

ANLADINIZ SİZ ONU!
İkinci tüyo:

Maç meselesi yani... Aynı gün Fener maçı var ya...

“Maça gideceğim” diyecekseniz, maça gidin.

Sakın ha, “iki-üç saati sevgilimle geçirir, sonra da paşa paşa eve gelirim” planları yapmayın.

Sıkı takiptesiniz, unutmayın.

Gelelim telefon tüyolarına...

Sadece o gün değil, hafta boyunca telefonunuz açık olsun. Şarjı bitmesin ve kapsama alanından çıkmasın yani...

Hele hele ‘sessiz’e hiç almayın.

Mesaj konusunu hatırlatmama gerek var mı? 13-14-15 Şubat günleri mesaj gelmesin.

Ne yapın edin, gelmesin.

Gelirse de anında silin.

Gün boyunca “Gelen aramalar”ı da silmeyi unutmayın. Hepsini değil tabii...

Anladınız siz onu!

Başka isimle kaydettiyseniz bile!

Hediye meselesi önemli...

İyi-kötü alacak bir şey bulursunuz.

Önemli olan onu nerede saklayacağınız.

İş yerinde durmasın. Bu sıralar karınız her an sizi ziyarete gelebilir.

Bagaja da koymayın. Alet kutusunun içine falan...

Olur da yakalanırsanız, “Sana almıştım” deyin.

NE YAPMALISINIZ
Çiçek sipariş etmeyin. Edecekseniz de tanımadığınız bir çiçekçi olsun. En iyisi kendiniz gidip alın.

Ama elinizde çiçeklerle tanıdığınız birine rastlamayın. Rastlarsanız çiçekleri annenize veya ablanıza falan götürün. (Eve zaten aldıysanız yani.)

Son olarak, sakin olun.

Hem karınız hem sevgiliniz, ikisi birden streste zaten. Siz cool olun. Yoksa her şey berbat olur.

Unutmayın; sizin aklınıza gelen, karınızın da aklına gelir. Hatta sizin aklınıza gelmeyenler de gelir.

Ha, “Peki o zaman ne yapacağız biz?” diyeceksiniz.

Ne yapmalısınız?

Niye söyleyeyim?

Hı?

Niye?

Bunu söylemem için bir neden bulun ama mantıklı, sıkı bir gerekçe... Bana yazın, söz; söyleyeceğim.

Hem de garantilisinden...

Sıkın dişinizi, iki gün kaldı.

Hem ben size bir şey daha söyleyeyim mi?

Yazılmış...

Bunların hepsi yazılmış.

Yakalanacak mısınız? Yakalanmayacak mısınız? Ucundan mı döneceksiniz?

Karınız anlayacak ama renk mi vermeyecek? Yoksa kıyamet mi kopacak?

Sevgiliniz uzun bir süre sizi kanırtacak mı?

Hepsi yazılmış bunların...

O yüzden rahat olun yani...

Che sará, sará...

DİĞER YENİ YAZILAR