Aşklar da ayakkabılar gibidir!..
Bazıları çamur yağmur, toz toprak, kar buz gibi her türlü ‘kötü hava’ koşullarına dayanıklıdır. Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak ‘yamulur’, ilk yağmurlu havada ‘altı açılır’veya güzel havalarda bile ’iki günde bozulup’ gider.”
Can Yücel’in ‘Aşk ve Ayakkabı’ başlıklı yazısını bir okuyucu göndermiş.
Çok iddialı, “Evet aşk ayakkabıdır” diyor Can Yücel.
Giydiğin ayakkabıya göre ne tür aşklar yaşadığını tarif ediyor.
E, o zaman ben de ‘ortaya karışık’ ayakkabı konusuna devam edeyim.
Kadınların, erkeklerin önce ayakkabılarına baktıklarını biliyoruz.
Sonra ayaklarına!
Belki de bu yüzden erkekler hep ayaklarını büyük gösteren ayakkabıları tercih eder.
Çünkü bir iddiaya göre de, ayakları büyük olanın...
İnanmasalar, saçma gelse de, ayakları büyük görününce kendilerine güveni artar bunların.
Ya büyük göstereni veya biraz büyük numara ayakkabı alırlar.
O da kısa bir süre sonra deforme olur, derisi kırışır falan...
Bakın bunlar için Can Yücel ne diyor:
“Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp ‘zamanla düzelir’ diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların ‘çarpıldığını’ görebilirsiniz.”
Bir de fermuarlı çizme giyenler vardır.
Sanatçılar veya mafioso tipler giyer bunları... Kurtlar Vadisi adamları...
Dikkat edin, erkek şarkıcılara özellikle...
Niye? Bilmiyorum.
Önü uzun olur bu çizmelerin biraz da sivrice... Dolayısıyla bir tarafları sevişgen kategorisine de değer.
Bir de erkekler çarşıya çıkıp ayakkabı aramaz. Ne alacaklarını önceden bilirler.
Ayakkabıda mutlaka bir rol modelleri vardır; artık bu bir jön müdür, patronları mıdır, iş arkadaşları mı, bilemem.
‘Onun gibi’ olmak istediği biri yani...
Hedefe kilitlenir, gider onun ayakkabısından alır. Böylece ona yaklaşmış olur.
Bir erkek birdenbire ayakkabılarına her zamankinden fazla özen göstermeye başladıysa hayatına yeni bir kadın girmiş demektir.
Yok, yağmurda çamurda yürüyüp hâlâ ayakkabıları pırıl pırıl kalıyorsa, o titiz bir adam demektir.
Bunlar sevişme öncesi bile ayakkabılarını çıkarıp yatağın ucuna ve yan yana koyarlar. (Kadın bulurlarsa tabii...)
Fırlatıp atmazlar yani...
Hıı...
Kovboy çizmesi giyenleri unutmayalım.
Boşanmış veya hiç evlenmemişler yani...
Aynı zamanda küpe de takarlar.
Genç takılırlar ama değillerdir. Deri ya da güderi ceket, mont falan giyerler.
Klasik takılanlar...
Onları Can Yücel güzel anlatmış:
“Aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler ‘klasik ayakkabı’ gibi muhafazakâr çizgiler taşıyanlara tutulurlar.”
“Bizi kategorize etme” diyenleriniz de var, biliyorum. “Ne istersem onu giyerimciler...”
Tamam. Ben susuyorum.
Sizin ağzınızın payını yine Can Yücel verecektir:
“Ayrıca ne tuhaf ki, psikolojik testlerde ‘zaafı’ olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı zamanda ‘değişik’ türde aşklara da zaafı olduğu söylenir.
Evet aşk ayakkabıdır.”
Evet, aşk ayakkabıdır
Haberin Devamı

