Erkeklerle yatan o kadın, ya masumsa...

“Ve kadınlar günaha ve masumiyete aynı anda sahip olmayı arzuluyorlardı.” Yazacağım...

Haberin Devamı

“Ve kadınlar günaha ve masumiyete aynı anda sahip olmayı arzuluyorlardı.”

Yazacağım...

Cümlenin başını yazacağım ama önce burada biraz duralım.

Günaha ve masumiyete aynı anda sahip olunmasında duruyoruz...

Kadın, günah ve masumiyet...

Üçü bir arada olur mu?

Yani bir kadın, hem günahkâr hem masum...

Hı?

Biraz daha açalım...

Günahkâr kadından ne anlıyoruz?

Herhalde hiçbirimiz oruç tutmayan ya da ne bileyim, içki içen birini anlamıyoruz değil mi?

Tamam o zaman...

Günah ve kadın kelimeleri bir araya gelince ben bundan şöyle bir tarif çıkarırım:

Belli ki kadın sevişmiş, hem de büyük ihtimalle sevişmemesi gereken biriyle...

Belki birileriyle...

Eee?

Masumiyeti nereye koyacağız?

Hadi bakalım, koyun bir yere...

Bu sevişmemesi gerekenlerle sevişen kadın, ne yaparsa yani ona ne yaptırırsak aynı zamanda masum olabilir?

Ağlarsa...

Pişman olursa...

Belki de tam tersi; hepsinden zevk almışsa... (En kötüsü de bu...)

Ama o zaman da...

Yani bir de üstelik zevk aldıysa...

“Paris piyesten sonra kamelyalı kadınlarla dolmuştu. Kadınlık dehlizlerinin en esrarengiz durağı olan orospulukta, o dehlizlerin en parlak meşalesi olan aşk alevleri yanıyordu. Herkes böyle bir aşk yaşamayı özlüyordu. Günah ve masumiyet bütün çekiciliğiyle, göğsüne taktığı kamelyayla dolaşan tek bir kadında bir araya gelmişti.”

İşte o yukarıdaki cümle, böyle başlıyordu. Ahmet Altan’ın dünkü yazısının spotu...

“Ve kadınlar günaha ve masumiyete aynı anda sahip olmayı arzuluyorlardı” diye biten...

Önce, kamelyalı kadından nasıl da hoyratça orospu diye bahsettiği dikkatimi çekti...

Evet o gerçekten de orospuydu ama...

Ne bileyim?

Neyse, sonra başka yerlerle takıldım.

Mesela, “Neredeyse bütün kadınlar ‘âşık bir orospu’ olmak istiyorlardı” cümlesine...

Hem de öyle gizli saklı değil...

Göğüslerine taktıkları kamelyalarla bunu apaçık belli ederek...

Ne yani?

Kadınlar gerçek bir aşk için orospuluğu bile göze alır mı?

Bunu mu söylemek istiyor?

O halde, cevabımız bu mu?

Hani, “Bir kadın hem günahkâr hem masum olabilir mi” nin cevabı...

Aşk için...

Olabilir mi?

*****

Ona bir itiraf borcum var
Ben biraz uzaklaşmıştım. Epeyce uzağa gitmiştim.

Ahmet Altan’dan bahsediyorum.

Onu biraz fazla romantik ve hatta biraz da...

Nasıl söylesem?

O artık başka kadınlara bir şeyler anlatmaya başlamıştı.

Ve doğrusu ben de değişmiştim.

Ama şimdilerde...

Yine onun cümlelerine takılır oldum.

Yoksa...

Yoksa o da mı değişti?

*****

O-hoo...
“Birimiz başkasına âşık olursa, ayrılık isteğini üç ay önce bildirecek.”

Böyle bir anlaşma yapmışlar.

Niran Ünsal ile sevgilisi Oğuz Türksev’in anlaşması...

Sanki kiracı çıkartıyor.

Hadi onu da geçtim; bunlar bir şeyi atlıyor,

“O üç ayda üç sevgili daha değişir, üzerine bir de takım elbise dikilir...”

DİĞER YENİ YAZILAR