Erkeklerin tepesi nasıl attırılır?

Haberin Devamı

Aslında bunların tepesini attıracak sihirli kelimeyi biliyorum ben. Ne derseniz deyin, başına ya da sonuna o kelimeyi koyduğunuz zaman tepesi atar bunların.

Kulakları dikilir.

“Nasıl yani?” olurlar.

İsterseniz, “Gel seninle sabaha kadar...”la başlayan bir cümle bile kurun ama o kelimeyi de cümlenin herhangi bir yerine koyun, irkilerler...

Nedir o kelime?

Bir dakika...

Ona takıldım şimdi; kendi yazdığıma...

“Gel seninle sabaha kadar...” dedim ya, ona...

Bir erkek bunu duymak ister mi acaba?

Fantezi olarak ister de...

Gerçekten olursa...

Ya gerçekten bir kadın bu sözleri ona söylerse...

Ne yapar acaba? Yani korkar mı?

“Ha...tir...” der mi? Kesin. Kesin der.

Yoksa bodoslama veya şuursuzca, “tamam”mı der?

“Sabaha kadar...”

Dile kolay...

Neyse biz yine konumuza dönelim. Geçenlerde bir yerde, “Erkeklere bunları sakın söylemeyin” diye bir yazı okudum.

İlk tepkim şu oldu:

Niye söylemeyecekmişiz?

Kafadan...

Evet, hem de henüz ne olduğunu, ne söylemeyeceğimizi bilmeden...

Ayrıca söylesek n’olur?

N’olur biliyorum ben? Tadı kaçar...

Bunlar tatları kaçsın hiç istemezler. Tamam kimse istemez ama bunlarınki başka...

Sonra yazıya şöyle bir göz attım.

Klasik sözler vardı:

“Düşünüyordum da...”

“Adam ol!”

“Ailem seninle tanışmak istiyor.”

“Başım ağrıyor.”

“Ne düşünüyorsun?”

“Beni çekici buluyor musun?”

“Bende farklılık görüyor musun?”

“Arkadaşım hamile (ya da nişanlandı).”

“Konuşmamız gerek.”

“Eski sevgilim...”

Bunlardan ya da bunlarla başlayan cümlelerden bahsediyordu. Dedim ya, klasik...

Onları söylemeyecekmişiz.

Zaten o yukarıdakileri söyleyince bunların sadece tadı kaçar, tepeleri atmaz ki...

Kaçacak delik ararlar. Ama yine böyle bir giriş yapabilirsiniz.

Eğlenceli olur!

Sonra...

Sonra öldürücü darbeyi vurursunuz. O kelimeyi söylersiniz.

Artık söyleyeyim:

“Oğlum!”

Evet, bu kelime onları delirtir.

Dedim ya, herhangi bir cümlenin başında ya da sonunda fark etmez...

Mesela:

“Sen bu işlerden anlamazsın oğlum!” deyin.

Bir deneyin.

Veya;

“Sana diyorum, duyuyor musun oğlum!” deyin.

Ve hatta gayet davetkâr, mesela:

“Beni istiyor musun oğlum!”

Bu kelime iki türlü etki gösterir.

Etki-tepki meselesi...

Onlarda bir “düello” duygusu yaratır. Bir meydan okuma...

Yani sonuç olarak, sizinle ya kavga eder ya da sevişir.

Bir şekilde ağzınızdan çıkan o kelimenin intikamını almak ister.

Ha, ne zaman hangisini yapar, onu bilemem. Risk alacaksınız artık!

Ne saçma değil mi?

Saçma olan her şey gibi, bunun da saçma bir de nedeni var...

Öyle...

Öyle işte...

DİĞER YENİ YAZILAR