“Oğlum en iyisi taksiciye sormak. Onlar alışık, bizim ne istediğimizi anlarlar”
Bu fikir hepsine mantıklı gelir.
Taksiye binerler.
Dün burada kalmıştık. Bizimkilerin yurt dışı çapkınlıklarını anlatırken...
Ya bir bara giderler...
Veya şöyle bir şey olur:
Taksici gaza basar. Gider, gider, gider... Artık şehrin ışıkları tek tek kaybolmaya başlamıştır.
Karanlıkta ilerlerken hepsinin nutku tutulmuştur. Artık can derdine düşmüşlerdir.
Karşıda tek bir ışık belirir.
Taksici direksiyonu oraya çevirir.
Artık o evde Angelina Jolie jartiyerleriyle onları bekliyor olsa, bırakın şeyi, bizimkilerin kollarını kaldıracak halleri kalmamıştır...
Uydurmuyorum ha, yaşandı bu, onlar kendilerini biliyor.
YALNIZ KOVBOYLAR
Uzak Doğu’dalar...
Çok samimi olmayan iki iş arkadaşı...
Akşam yemeğinden sonra oteli dolaşırken tesadüfen(!) bir deskte masaj panosunu görüyorlar.
“Hadi bi soralım” diyorlar. Ama laf olsun diye!...
Kadın güzel güzel
anlatıyor;
“Odanıza gelir, bilmem kaç tür masaj yapar” falan diye...
İkisi de sanki o taraklarda bezi yokmuş gibi davranıyor, hem de uzun bir süre... Tam odalarına dağılacaklar biri, “daha erken, senin odaya geleyim bir kahve içelim” diyor.
Ne yapıp edip lafı masaja getiriyor. Tek başına çağırmaya cesareti yok ya...
Öteki gayet rahat:
“Valla istersen çağır ama buraya değil. Git odana, ne yapacaksan yap!”
Arkadaşı, “tamam” deyip daha kapıdan adımı atar atmaz, öteki telefona sarılıyor.
Ondan önce masöze ulaşmak için.
Salak! Sanki otelde bir tane masöz var,
o odadan ötekine koşturup duruyor...
Yani buna can mı dayanır? 5 yıldızlı bilmem kaç odalı otel...
Yaptığının abukluğunu bana anlatırken idrak ediyor da...
Yalnız kovboylar böyledir... Kimseye güvenmezler.
HEM DE ZENCİ...
Peki, bir tane daha:
Bu grup Portekiz’de...
Latin kızların bulunduğu bir gece kulübüne gidiyorlar.
Gece kulübü dediysem, bizim pavyonlar gibi...
İçlerinden biri, kafası da iyi,
ileride iri yarı bir zenci kadını gözüne kestiriyor.
“Oğlum bu çok iri yarı” uyarılarına; “Ben iri yarı severim. Hiç zenci de... Zenciyle de olmadım, bunu deneyeceğim” diye tutturuyor.
Gidip kadını dansa kaldırıyor.
Yırtmaçlı streç etekli iri yarı zenci kadın işini biliyor. Dans ederken epey ileri gidiyorlar. Öpüşmeler falan...
Bizimki bir adım daha ileri gidince...
Anladınız herhalde, iri yarı zencinin sıkı bir zenci erkek olduğunu anlıyor. Daha da kötüsü, hissediyor...
Yani farklı bir zenci deneyiminin ucundan yırtıyor!
Sonradan, “Ya, yanakları yanaklarıma sürtüyordu ama sarhoşum ondandır sandım” dese de...
Bu da yurt dışına istihbaratlı gidenlerden bir örnekti. Yani gideceği yerin adresini Türkiye’den çıkmadan birinden alanlar...
Tecrübeliler ikiye ayrılır. Parayla yapanlar, kulüplere takılanlar.
Birinci grup, tipik iş adamı sınıfıdır.
Öyle bara mara gitmezler. Otelde ayarlayıp, odaya çağırırlar. Parasına göre, bütçesinde bu işe 100 dolarla 500 dolar arası bir para ayırır.
Ne anlıyorlarsa!
Kulüplere takılanlar, yurt dışında okumuşlardır. Onlar tehlikelidir işte.
Sonra anlatırım.
Sizde bir hikâye var mı?
Enternasyonal zamparalar örneklerle...
Haberin Devamı

