Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır misali, her erkeğin de bir seks dili olduğu söylenir” diye başlamışlar söze...
Pardon!
Nerede söyleniyor bu?
Yani bir yerlerde, ha bire erkeklerin bir seks dili olduğu anlatılıyor da, biz mi kaçırıyoruz....
Bizim bildiğimiz, bunlar kızlar arasında eğlence olsun diye anlatılır...
Hem de santimi santimine...
Ayrılınca tabii...
Her şeyin bir adabı var yani. Birlikteyken anlatılmaz.
Etik olmaz!
Ha, ayrılma şeklinizin sizinle ilgili “bir takım” ayrıntılarda etkisi olur mu?
Doğruyu söyleyeyim:
Olmaz.
Çünkü en büyük aşkın bile bir zaman aşımı vardır.
Aşılır yani...
İşte o zaman...
O zaman var ya...
Şu olur:
Hani bazen bir kafede veya bir barda kıkır kıkır gülen hatta kendini tutamayıp kahkahalar atan 35 üstü kadınlara rastlarsınız ya, işte onlar kesin birinin ex’ini masaya yatırmış, doğruyorlardır.
“Santim santim” lafı oradan...
O yaştaki kadınlar başka neye o kadar neşeyle gülecekler ki?
Yüzde 99 ona...
Kalan yüzde 1 ihtimal de konuyla yani adamın statüsüyle ilgili ama kadını da destekleyen bir fıkradır.
Mesela diyelim ki kadın bir entelektüelden ayrılmış, fıkra hazır:
Kadın, arkadaşına entelektüel bir adamla çıktığını, ne yapması gerektiğini sormuş. Arkadaşı:
“Merak etme, kolay” demiş.
“Önce yemeğe gidersiniz. Bildiklerini anlatmaya bayılır. Onu hem dikkatle hem de hayranlıkla dinliyor gibi yap.”
“Eee?”
“Sonra evine gidersiniz. Mutlaka klasik müzik koyar ve içkileri tazeleyip anlatmaya devam eder.”
“E, ama eee?
“Sabırlı ol, ikinci kadehin ortalarında aklına penisi gelir. “
” Nasıl yani?
“Merak etme şekerim, bizim bildiğimizin biraz küçüğü...”
Mesela yani...
Sonra bu geyik uzar:
“Hani Murathan Mungan’ın, ‘Varoş çocukları daha iyi sevişir’ tezini desteklemesi açısından...”
“Yani persfektifimizi genişletecek olursak!!! Yoksa sevişmeyle ötekinin ne alakası var canım?”
“Kızlar iyice cıvıttınız ha! Biraz ciddi olun. Adam entel ya, biz de olalım. Mesela entelektüellerin bu yaklaşımlarını bir tür kaygı olarak yorumlayabilir miyiz? onu konuşalım.”
“Enteli danteli hepsi aynı...”
“Bence değil!”
“Hangisi mesela?”
“Gerçek entel, utanır. İlkel içgüdülerini eğitmiştir ya, o bakımdan! ‘İnsan sevdiğini... Yani sevdiğine öyle şeyler yapar mı?’ felsefesiyle yaklaşır!”
“Onu bırak, insan insana bunu yapar mı?”
“Bak, cıvıtma. Gerçek entel mi yoksa entel olmak isteyen mi utanır? Yani bıraksa kendini, içinden geleni yapsa, entel olmadığı anlaşılacak...”
Bunların hiçbiri utanmaz, söyleyeyim.
“Öyle demeyin ama benimki de entel ama hiç de...”
“Hadi len! Göreceğiz seni de...”
Sakın yanlış anlamayın.
Entellere lafımız yok.
Kız bir entelden ayrılmış ya, o yüzden...
Entellerinki nasıldır?
Haberin Devamı

