Haberin Devamı
Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?” diye soranlar var.
“Ne hakla?” diyen de var.
Türbanımsı giyinenlerle ilgili yazılarım yüzünden...
Önce açıkça söyleyeyim: Evet, dalga geçiyorum.
Nedenini de yazacağım.
Bir okuyucu, beni olumsuz eleştirenlerin yönelttiği tüm soruları alt alta yazıp yollamış.
Başlayalım...
“İnsanların inançlarına saygınız var mı?”
Evet var.
“Bu saygınız size insanların ne giydiğini eleştirme-dalga geçme hakkı veriyor mu?”
Evet. Üstelik de gerçek inançlılar adına... Ne olduğu bilinmeyen uyduruk kıyafetler giyenlerin, inançları doğrultusunda yaşamadıklarını görüyorum.
“Bu saygı(?) sırf inançları yüzünden (kişilerin) okullara alınmaması ve özgürlüklerinin kısıtlanması ile aynı tabanda mı? Bunu dile getirebilecek yüreğiniz var mı?”
Kimsenin inançları yüzünden özgürlüğü kısıtlanmıyor. Kıyafeti yüzünden? Evet. Benim lafım da o kıyafete zaten.
“Bu kininiz nedendir başı kapalı veya dinini kendi doğrularına göre yaşamaya çalışan insanlara?”
Kin duymuyorum, yanlış buluyorum. Din, herkesin kendi doğrusuna göre yaşayacağı bir olgu değildir. Yani herkes kendi kurallarını koyamaz. “Bence iyi ve doğru olan bu” diye bir adam öldüremezsiniz. “Bence saçımı böyle kapatabilirim” de diyemezsiniz. Dinin felsefesini kendi kafanıza göre değiştiremezsiniz.
“Korkunuz sizin yaptığınızın, siz ve sizin gibi düşünenlerin başına gelmesi midir?”
Böyle bir korkum yok.
“Yani başları kapalı diye hakları yenilen insanların gün olup başa geldiklerinde size de aynı zorlukları yaşatmasından mı korkunuz?”
Dedim ya, korkmuyorum ama üzülüyorum. İnsanların kandırıldıklarını düşünüyorum. Tesettürün anlamının bu giyim tarzı olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
“Eğer öyle ise baştan söyleyeyim, bu ülke topraklarında yüzyıllarca dinler kardeş kardeş yaşamıştır. Kilise çan sesleri ile ezan sesleri bir arada gökyüzünde yankılanmıştır.”
İşte burada hemfikiriz.
“Ama kimse bir diğerine SAYGISIZLIK yapmamıştır. Kimse kimsenin inançları ile, giydikleri ile ALAY ETMEMİŞTİR.”
İnancını gerektiği gibi yansıtanlara hiçbir saygısızlığımız olmadı. Hiçbir zaman. Zaten dikkat edin şimdiye kadar da böyle bir meselemiz olmamıştı.
Ama...
Ama şimdi de siz söyleyin, en azından kendinize:
Bu türbanımsı giyim tarzını, süslerini, makyajlarını hatta seksapellerini siz içinize sindiriyor musunuz? Bunu inancınızdan sayıyor musunuz?
Bu tesettür mü?
Son olarak size tesettürlü bir okuyucunun mail’ini aktaracağım. (Tesettürümsü giyinen gazeteci Nihal Bengisu. Kıyafeti ve söyledikleri üzerine.)
“Aslında NİHAL HANIM’ı tanırım, bana her zaman akıllı, dindar genç bir bayan imajı vermiştir. Ben de tesettürlüyüm. Onun yazdıklarına katılmıyorum ama sizinkilere çoook katılıyorum. Elinize sağlık ne güzel tanımlamışsınız moda ve tesettür meselesini.”

