Bu şiir meselesi uzayacak gibi... Hande Ataizi, Fazıl Say’la ayrılık nedeni için, “Her akşam Cemal Süreya şiirleri okuyordu” dedi ya...
Bunun üzerine Ahmet Hakan dün, “Cemal Süreya müdafaası” yaptı.
“Hey gidi koca Cemal Süreya hey!” diye başlayan.
Sonra da, “İşte ‘ilginç bir çağ’ geldi ve sürdüğü tek boyutlu hayattan keyif çıkardığını sanan aldanmış ve gafil bir hatun, sana ‘Sıkıcı’ dedi” diye süren...
Şimdii...
Bu “müdafaayı” ben de üzerime alındım.
Daha önce bu konuda Hande Ataizi’yi savunduğum için. Her akşam şiir okuyan adamları, “Ayrınılası erkekler” listesinin başına koyduğum için.
Yani Hande Hanım’ı bilemem, tanımam da...
Ama Cemal Süreya’yı iyi bilirim.
Çok da severim. Hatta biterim.
Ama...
Ahmet Hakan’ın yanılgısı burada işte:
Adam George Clooney bile olsa, her akşam Cemal Süreya’dan dahi olsa, şiir okursa...
(Şimdi o George Clooney’e takarsanız diye, başka örnek de vereyim; Blair veya Beckett bile olsa.)
Bir şey söyleyeyim mi? Cemal Süreya bile sevdiği kadınlara her akşam şiir okumamıştır.
Ya acaba, Ahmet Hakan da mı, okuyor ne?
Aaaa...
Bu durumda ben de o tarife dahil olurum: “aldanmış ve gafil bir hatun” tarifine...
Ya öyleyse... Ya o da şiirle kız tavlayanlardansa, gafil avlandım demektir. Aldanmış da olurum.
Gafil aldanmış bir hatun!
Zira Ahmet Hakan’ın şiirle kız tavlayacağını hiç sanmazdım.
Yani nasıl tavladığı üzerine düşünmüş değilim ama...
Ne bileyim?
Ama öyleyse...
Bence o, Cemal Süreya’yı değil, Ece Ayhan’ı kullanır. Pardon, seçmiştir.
“Mor Külhani” falan...
Bir zamanlar, “Hangi kadın, hangi şiire gelir?” diye bir yazı yazmıştım. “Ben demiştim!” durumu yani...
Şimdi hatırlatayım dedim.
Şiirle kız tavlamak isteyenlere aynen aktarıyorum...
Kadın klâsik ve Kemalistse, Attila İlhan’dan vazgeçmeyin. Baktınız ki, kadının başında görünmeyen bir kalpak, bir Nenehatun havası ve 30-35 yaşlarında...
Çakın bir Attila İlhan. “Ben Sana Mecburum” falan...
İşi biraz daha sağlama almak istiyorsanız, Türkiye’nin ortak bileşkesi, “Ne kadınlar sevdim, zaten yoktular”ı seçin.
Hâlâ komünist kalabilenler için tabii ki, Nazım Hikmet.
Bir yerlerden onun “Pazar” şiirini tedarik edin.
“Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar” derken siz de birlikte yatağa çıkıyor olursunuz...
Makul çoğunluğun şiiri, “İkinci yeni”dir.
Konjonktür olarak da uygun. E, en azından iki kadından biri düşer.
Turgut Uyar’ın “Dünyanın En Güzel Arabistan’ı”ndan bahsediyorum.
Baktınız ki, arkadaş Kürt veya fahri Kürt; Ahmed Arif’den “Şu Munzur Dağları”nı okuyacaksınız.
Daha yarısına gelmeden...
İsmet Özel ve Sezai Karakoç’a gelenler bellidir: Türbanlı veya türban savunucusu kadınlar...
Bu şair 2. Cumhuriyetçiler üzerinde de denenebilir.
Yok, kadın şımarık bir şehirli kızsa..
Orhan Veli’den şaşmayacaksınız.
“Bir kadının suya değiyor ayakları...” derken...
O sırada ayaklarını...
Artık sonrasını da siz halledin.
Ama yine de her akşam okumamanızı tavsiye ederim.
‘Cemal Süreya müdafaasının’ müdafaası...
Haberin Devamı

