Bukowski’nin jetskiyle alakası var mı?

Heyecanlanınca büyüyen organımız hangisidir? Gözbebeğimiz. Yaaa...Peki bunların konumuzla ne alakası var?

Haberin Devamı

Olabilir. Neden olmasın? Peki, bir elmayı yerken kurt bulmaktan daha kötüsü nedir? Yarım kurt çıkması.

Heyecanlanınca büyüyen organımız hangisidir? Gözbebeğimiz. Yaaa...

Peki bunların konumuzla ne alakası var?

Şöyle anlatayım: Dün Bukowski erkekleri diye bir yazı yazmıştım ya, benimkilerden biri, okuyucu yani, ilgilenmiş: “Bukowski? İnananın tam anlayamadım. İyi bir erkek tipi mi bu yoksa kek bir erkek tipi mi? Bukowski’nin jetski ile alakası yok değil mi?” diye... O da haklı.

Takıldığı her noktayı aydınlatmaya çalışacağım. Elimden geleni ardıma koymayacağım. “Bukowski? İnanın tam anlayamadım” dan başlayalım. Vallahi biz de tam anlayamadık. Yani Bukowski’yi anladık da, bizimkilerin ona özenme heveslerine akıl sır erdiremedik.

Hele hele Bukowski’cilik oynamalarını hiç ama hiç içimize sindiremedik.

“SİZ KADINLAR...”
“Sen kiiim, Bukowski kim?” de diyemedik.

Ya aslında itiraf edeyim, önceleri onları bir b.k sandık ya, bu sinir ondan galiba... Dün, onu diyordum ben. “İyi bir erkek tipi mi bu?” demiş. Kendileri açısından evet, iyi bir erkek tipi. Ama bir kadın için... Ertesi güne kadar.

Doğum gününü sallamayıp bir de üstüne aşağılayana, “Siz kadınlar...” gibi kelimelerle başlayan klişe cümleler kurana kadar...

Bir de tabii öteki kadınlarını öğrenene kadar... Yani bu adamlar bir kadın için; “Yoksa kek bir erkek tipi mi?” demişsin ya, galiba öyle... Gelelim son soruna...

En önemlisine... “Bukowski’nin jetskiyle alakası var mı?” diye soruyorsun ya..

Evet, alakası olabilir. Düşündüm de... Alaka bir tarafa, neredeyse tıpa tıp benziyorlar.

HA BİRE GAZA BASMAN LAZIM
Şöyle anlatayım: Mesela jetskiler en fazla 1 saatliğine falan kiralanabiliyor değil mi?

Daha fazlası sakıncalı. Belki yakıtı falan bitiyordur, bilemem. Ya da motor ısınıyordur.

Olsun. Zaten 1 saatten fazlasının bir anlamı olmaz. Yani zevki kalmaz. Sesi rahatsız etmeye başlar. Çıkardığı ses kadar gücü de yoktur ha... E, onunla fazla da açılamazsın. Ne sığda kalırsın ne açılırsın. Ama kendini açıkta gibi hissedersin. Tabii o da 1 saatliğine... Bir de sürekli gaza basman lazım. Ayağını gazdan kestin mi durur. Onunla mı uğraşacaksın ha bire? Bir benzerlik daha var. Jekskiler satın alınmaz. Yani kimse, “Arada bir heyecan yaşamak, 1 saat adrenalin yükseltmek için” o kadar para vermez. Hayır parasından değil, değmez yani... Kendini amorti etmez.

Daha da önemlisi şu: Hayatımızda jetsikiler olmasa bir boşluk olur mu?

Olmaz. Bilmem anlatabildim mi?

DİĞER YENİ YAZILAR