Bu dönemi artık kapatsak!

Haberin Devamı

Kısaca, “Biz erkekler en kıymetli devrimizi yaşıyoruz. Kızlar bizim peşimizden koşuyor” diye yazmıştı.
Ben de,
“Utanıyorum” demiştim ya...
Sonra “Gidin, elinizi yüzünüzü yıkayın, kendinize gelin” de demiştim.
Siz de dün bir sürü fikir ortaya attınız...
Kadınların ilgisinden sarhoş olanlar....
Kadınlardan öçlerini alanlar...
Şaşıranlar...
Hayıflananlar...
“Çakal erkek” oranını az zannedenler...
“Savaşçının hası şifreyi sever” diye cool takılanlar...
“Düzgün, iyi eğitilmiş kaliteli kadınların; bunalımlı, arıza kadınlara dönüşümünün sırrı” diyerek kadınları iyice bunalıma sokanlar...
“Özgür bırakılmış bir kadın, çok mükemmel bir erkek yaratabilir” diyen dolduruşçu uyanıklar...
“Her dediğinizde otorite değilsiniz. Size yazan erkek okurun da haklılıkları var” diye kafa tutanlar...
“Öyle efendi, saygılı, tarafsız bir yorumda bulunmuş ki katılmamak mümkün değil” diyen pasif tacizciler...
“Kadınlar hâlâ şifrelerini kıramadıkları erkeklerin peşinde dolanmaya devam ediyor...” diyen örümcek adamlar...
“Erkekler artık utangaç kadınlarla uğraşmak istemiyor. Onun yerine özverili, sevgisini ifade eden, istediğini alan kadınları tercih ediyor” diyen romantik
isyankârlar...
Hepiniz haksızsınız...
Durum tespiti doğru da, eee?
Ne olacak?
Böyle mi devam edeceğiz?
Etmeyelim.
Ben kadınların kıymetli olduğu bir nesilden geldiğim için bu durumu daha net görüyor ve üzülüyorum.
Şimdi size, “Kendinizi çekin, biraz naz yapın” gibi öğütler vereceğimi sanmış olabilirsiniz.
Hayır.
O kadar da değil!

YAT, YAT...
NEREYE KADAR?

Ha, bunu düşünmedim mi?
Evet, düşündüm.
Ama başka bir şey daha düşündüm.
Artık geri dönüş olamayacağını, hatta olmaması gerektiğini...
Niye canım? Niye kadınlar bir kenara çekilip, seçilmeyi beklesin ki?
Bakın, bu bir geçiş dönemi..
Kadınların özgürlüğü öğrendiği, erkeklerin de bunu kullandığı...
İki tarafın da yani erkeklerin de kadınların da yanlış anladıkları, yanlış yaşadıkları bir dönem...
(Görüyorsunuz değil mi, ne kadar ılımlıyım bugün. Merak etmeyin yarına geçer!)
Görüyorum ki, aslında kimse mutlu değil.
Bakmayın erkeklerin, “En keyifli zamanımızı yaşıyoruz” dediklerine... Sıkılıyorlar artık.
Yat, yat... Nereye kadar?
O halde ne yapsak?
Çok basit aslında...
Erkekler...
Önünüze gelenle yatmaya doymadınız mı?
Kızlar...
Biriyle yatarak onu bağlayamayacağınızı anlamadınız mı?
Bırakın bu işleri artık.
Kapatın o sayfayı...
“İyi kötü ama bir erkek/kadın olsun da...” sayfasını...
Şimdi tekrar gidin bi elinizi yüzünüzü yıkayın, kendinize gelin diyorum ve sözlerime nihavent makamından bir bedduayla son vermek istiyorum:
“Allah herkese uğrunda uğraşmaya değecek sevgiler, aşklar versin...”

DİĞER YENİ YAZILAR