Fotoğrafı görünce “Bunu yazmam lazım” dedim.
Hatta demedim bile...
Görür görmez aklıma bir sürü başlık gelmeye başladı. Birini bırakıp ötekini alıyordum.
Her zamankinin tam tersi yani...
Bu sefer ne yazacağımı bilmiyordum ama bir sürü çarpıcı başlığım vardı.
“Sibel Can görmüş Kenan Evren” gibi hissettim önce kendimi...
Attım başlığı...
“Tam olmuşsun sen artık”
Sonra bir başkası:
“Oha oldum”
Onu da beğenmedim. Hafif kalacağını düşündüm.
Diğerine geçtim, yazdım:
“Özür diliyorum”
Çünkü şimdiye kadar gördüğüm bütün erkek fotoğrafları daha doğrusu erotik olsun diye çekilenlerin hemen hemen hepsi kadın taklidiydi.
O fotoğraflardaki erkekler hep kadınların erotik pozlarından izler taşıyordu. Kadın gibi bakıyor, hatta ellerini bile kadınların koydukları yerlere koyuyor, kadınlar gibi dudak mimikleri yapıyorlardı. Hiç kendilerine özgü erotik duruşları yoktu.
Bu gördüğüm, kadınınki gibi olmayan belki de ilk erkek fotoğrafıydı. O yüzden özür dilemek istemiştim.
Ve:
“Bu da size kapak olsun”
Sonuncusunu seçtim çünkü bu resim hem Kadınca Dergisi’nin kapağıydı hem de sosyal içerikli bir mesajı vardı...
Siz şimdi anlamamışsınızdır...
“Bu da size kapak olsun” diye, erkeklere diyorum, erkeklere...
Hoşlanmadınız değil mi?
Yaaa...
Nasıl oluyormuş?
Biz arka sayfalarda incik gibi çıtırlara her gün nasıl bakıyorsak siz de biraz bakın artık!
Alışın alışın.
Biz alıştık.
Oramızı buramızı düzeltmek için servet harcamaya başladık.
Hadi bakalım, sıra sizde...
Yok öyle...
Göbeğinizi kucağınıza oturtup bakınırken, “Erkeğin tipi önemli değil” demek...
Dedim ya, alışın. Bu daha ilki...
Kimbilir daha kimler vardır...
Neler vardır, neler...
Kapaklara, birinci sayfalara ilk gelişiniz...
Faruk Peker 50 yaşında çıkmış, koç gibi pozunu vermiş.
Pozunu vermekle de kalmamış, anlayana lafını da esirgememiş:
“Miras değil, çalışın sizin de olur”
Ne diyeyim ben artık size?
Var da...
Diyeceklerim var da...
Şimdilik bu fotoğraf size kapak olsun. Bir o fotoğrafa bakın, düşünün. Bir de aynanın karşısına geçin, gördüğünüz adama bakın.
Sonra konuşalım.
Beden ruhun aynasıdır
Bugün Faruk Peker’le başladık, sürdürelim o zaman.
Faruk Peker, erkeklerin soyunmaktan çekinmelerini şöyle açıklamış:
“Çıplaklıktan kaçınmalarının nedeni, homofobik korkuları. Bedenlerine saygıları da yok. Kendilerine bakmıyorlar. Çıplaklık, doğallık ve samimiyettir. Beden ruhun aynasıdır.”
Beden ruhun aynasıdır, beden ruhun aynasıdır, beden ruhun aynasıdır...
Anlaşıldı mı?
Daha yazayım mı?
Yaşlanmak dediğiniz...
Tesadüf oldu. Bunu yazmayı düşünüyordum ama “Ne alaka” diyordum ki, benim gündeme cuk oturdu...
Sabahın 06.30’u gibi televizyon kanallarında tekrar yayınlara rastlarsınız. TRT kanallarından biriydi sanırım, Tahsin Yücel anlatıyordu...
Şöyle bir şeyler...
“Yaşlılık dışarıdan size yansıyor. Bir gün birileri size “ağabey” demeye başlıyor. Sonra “amca”lar geliyor. Bizde bir de, “beyamca” diye bir tabir var. O zaman ‘amca’ya 10 yaş daha eklemiş oluyorlar. Oysa siz kendinizi hep aynı hissediyorsunuz. Değişmemiş gibi.”
Eeee?
Size bu aralar ne diye sesleniyorlar?

