Bitmedi... Kadınların bekâr kalma nedenleri bitmedi, bitemedi...
Lafı uzatmadan konuya girelim.
* “Çevrenizde her zaman bir hayran grubu oluşur. Kısmetiniz hep açık olur.”
Evlendiğinizi nasıl anlarsınız biliyor musunuz? Evlendikten sonraki ilk doğum gününüzde sizi hiçbir erkek aramaz ve eve bir tek buket çiçek gelir.
O da şanslıysanız ve tabii ilk yıllarsa...
İşte o zaman dank eder; “Aaaa... Ben evliyim” dersiniz.
Yani evlilikten önce iyi-kötü mutlaka asılanlarınız vardır. Siz yüz vermeseniz de onlar hep egonuzu okşar.
Sonra tek bir adama mahkûm olursunuz. O da bunu bildiği için gitgide ilgisini azaltır. Sonra bir bakmışsınız, “Amaan, doğum günü oluyor da n’oluyor?” demeye başlamışsınız...
Yılbaşları ve bayramlar da, “Öff... Bitse de kurtulsak!” havasında geçmeye başlar.
* “Çok daha fazla davet alırsınız.”
Teklif almak bir tarafa, önemli olan oralara gitmeniz... Evliyken gitmezsiniz. Ya o istemez ya siz istemezsiniz. İkinizin ortak paydasını bulana kadar bir bakmışsınız her gece evdesiniz.
Ve öyle bir hale gelirsiniz ki fark etmeden, bir yere gitmek artık sizin için eziyet haline gelmiş.
* “Her yerde dilediğiniz gibi davranabilirsiniz. Üstelik sizi garip davranışlarınızdan dolayı ikaz edecek kimse olmaz.”
İşte en önemli nedenlerden biri... İlk üçe girer...
Neredee... Bir zamanlar sizinle birlikte hınzırlıklar yapan adam neredee? Birlikte eğlendiğiniz adam... Bırakın birlikte eğlenmeyi sizin tek başınıza neşelenmenizi bile istemez. Hemen müdahale eder, “Ne yapıyorsun? Kendine gel” cinsinden bir laf eder, tadınızı kaçırır. Neşenizi elinizden alır.
Onun yanında eskisi gibi gülememeye başlarsınız. Gülmenize bile karışır. İçinizi çürütür. Düşünün şimdi, eskiden nasıl ipe sapa gelmeyen şeylere ne güzel güldüğünüzü... Şimdi niye öyle değil? En azından onun yanında değil... Hı? Niye?
* “Her akşam iş dönüşü kan ter içinde mutfağa girmek zorunda kalmazsınız. Canınız istiyorsa yemek yapar istemiyorsa da yapmazsınız.”
“Ne yiyeceğiz? Bu akşam ne pişirsem?” derdi yok, düşünsenize... Hele bir de mızmızları var ya bunların; onu yemem, bunu yememciler... Ayy, düşman başına...
Bunları bir ara yazmam lazım benim, şu yememcileri...
* “Her hafta alışveriş listesini alıp markete koşturmak zorunda kalmazsınız.”
Onu da bırakın, hafta sonunun en iyi programı alışveriş merkezi gezmekle sınırlanmaz. Bir de, neredeyse oje almak için onun gözünün içine bakmayacaksınız. İstediğiniz bir şeyi alsın diye ki bu onun da işine yarayacak bir şey de olabilir, türlü şaklabanlıklar yapmak zorunda kalmazsınız. Sonra da aldı diye sevinecek hale düşmezsiniz. Hani finolara şeker verince sevinirler ya, kuyrukları yerinde durmaz. Onun gibi... Kusura bakmayın ama öyle...
Daha binlerce neden sayarız da içim daraldı. Sonra devam ederiz...
Ama şunu da söylemem lazım; erkeklere sorsak, “Evlenmemek için nedenleriniz var mı?” diye üçten fazla sayamazlar..
Dırdır, masraf ve...
Üçüncüyü bile bulamadım.
Ohhh...
İyi vallahi...
Erkek olsam ben de evlenirdim!
Bu bekârlık işi uzadı...
Haberin Devamı

