Biz tartışırken onlar, o anda... Hem de aynı anda...

“Ya kadınlar da yaparsa...” Yani “Ya kadınlar da genç erkeklere kaçmaya başlarlarsa” manasında... “O zaman ne olur?” diye sorular takılmaya başladı erkeklerin aklına... Ben size söyleyeyim ne olacağını... Bir şey olmaz!

Haberin Devamı

“Ya kadınlar da yaparsa...”

Yani “Ya kadınlar da genç erkeklere kaçmaya başlarlarsa” manasında...

“O zaman ne olur?” diye sorular takılmaya başladı erkeklerin aklına...

Ben size söyleyeyim ne olacağını...

Bir şey olmaz!

Onları da yazarız.

Erkekleri yazdık, kadınları da yazarız!

Ama olay orada değil. Asıl mesele başka...

Biz, “olur”, “olmaz”, “olmamalı”, “ama...” diye tartışırken...

“Erkek yaptı; kadın da yapsın, yok yapmasın mı?” falan diye konuşurken...

Evet biz bunları tartışırken onlar...

Onlar, büyük olasıklıkla sevişiyor olacak.

Hem de tam o sırada...

Hem de “aynı anda...”

Bir daha söylüyorum:

Bizim onları irdelediğimiz saatlerde (tamam, abartmayalım, ‘dakikalarda’...) biz birbirimizi yerken onlar çatır çatır sevişiyor olacak...

Hani öğle yemeğinde, “günün konusu” açılıyor ya; ne varsa o gün artık, Viagra mı genç kadın mı, genç erkek mi her neyse, herkes fikrini bu sırada söylüyor ya...

Yorum yapıyor...

Ki burada kimin ne olduğu ortaya çıkar.

Çıkar tabii...

Mesela etikçiler: “İnsanın bunca yıllık eşini, evini bırakması akıllara ziyandır” diyenlerin aslında ödleri kopmaktadır. Ya kendi başlarına da gelirse diye...

Onlar genellikle “kaçanların” başlarına kötü bir şey gelmesinden yana olurlar. “Görürüm iki gün sonra onları. Aşk meşk bitince... Hastalanınca kim bakacak o adama?” gibi karamsar öngörüler ve kötü sonlar üretirler.

Sonra da başına kötü bir şeyler gelsin diye beklemeye başlarlar.

“Ben demiştim” diyebilmek için...

Genelde aldatılanlar bu gruptan çıkar.

Bir gün de, “Ben demiştim” insanlarını yazayım...

“Bırakın yaa... Ne yaşarlarsa yaşasınlar. Ne var bunda?” diyenler vardır. Onlar aslında “Keşke ben de yapabilsem” demek istemektedir. Yahut, “Keşke benimki de kaçsa” demek istemiş de olabilirler. “Benimki”den kastım, eşi...

Karısı ya da kocası yani...

Fırsatını bulunca aldatanlar da bu gruptan çıkar.

Bir de susanlar vardır.

Olayı kınamazlar ama asla kendi başlarına gelmeyeceğini de bilirler. Onlar, maddi ya da manevi bir nedenle böyle şeyler yaşayamayacağını anlamış olanlardır.

Özenirler ama...

Bunu söyleyemezler. “Yanlış” dese olmayacak, “doğru” dese yine olmayacak.

Susarlar.

Hı, ne diyordum?

Asıl mesele şu aslında...

Öğle yemeğinde ya da iş çıkışı bir yerlerde...

Biz onları tartışırken...

“Doğru mu?”, “Yanlış mı?” diye...

Onlar çatır çatır...

Hem de aynı anda...

*****


Büyük beden G-string
Victoria’s Secret bazı G-string modellerinde büyük beden çalışmıyormuş.

Bu ne demek?

“Bazı kadınlar bu donu giymesin” demek. (Ona don demek ne kadar doğru oldu bilemiyorum.)

Hadi bakalım...

Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?

*****


Çatal-bıçak meselesi...
Biz yıllardır muslukçuların kıç çatallarını görüyoruz, gıkımız çıkmıyor...

Çellist çatalı deyince konu bıçak gibi kesildi.

Hazır çatallardan konu açılmışken diyorum...

Bu da görüşülse...

DİĞER YENİ YAZILAR