Biri anlatmalı... Evet.
Şu, Renkli Dergisi yazarı İlhami Atmaca’nın g-string üzerine yazdığı “Denemeler”inden bahsediyorum.
“G-string giyen, her ortamda seks düşünür”
“Bu model, haz noktalarına baskı uygulayarak uyarır”
“G-string’in amacı kadına her an cinselliği düşündürmektir” demelerinden söz ediyorum.
“İlhami Bey’e...” diyorum, “Biri g-string gerçeklerini anlatmalı” diyorum. Ama öyle gabala gubala, ıkına sıkına değil; “Bak kardeşim, işin aslı şu...” diyebilecek birini... Sağıma, soluma bakıyorum... Kimseyi bulamıyorum.
Solumdakiler anlaşılmaz bir dille tartışmayı dallandırıp budaklandırıyorlar. Sağımdakiler, “Sen nereden biliyorsunkineee?” türünden yeni polemik yaratarak yıprandırma çalışmalarına girişiyorlar.
Son zamanlarda don üzerine çeşitlemeler yazdığıma göre, bu görev bana düşer.
Öyle düşündüm yani... Yine durumdan vazife çıkardım.
O halde başlayayım.
“Bak kardeşim!”
“Bu model, haz noktalarına baskı uygulayarak uyarır” diyorsun ya...
Öyle değil. Kadınlar kıçından uyarılmaz. “G-string’in amacı kadına her an cinselliği düşündürmektir.”
Öyle de değil.
Erkekler her ortamda seks düşünür. Onların seks düşünmek için g-string’e de ihtiyaçları yoktur da, tuzu biberi olur.
“G-string giyen, her ortamda seks düşünür” Öyle hiç değil. Kadın, istediği zaman aklına seks gelir. Erkekler gibi, önce seks isteyip sonra arayışa girmezler. Yani g-string kadınları değil, aslında erkekleri uyarır.
Şimdi ben size g-string’in altında yatan en seksi gerçeği açık açık anlatayım:
Önceleri pantolon içinden don izi görünmesin de, akla seksi getirmesin diye giyilen g-string (ne tezat, değil mi?) sonradan erkeklerin çok hoşuna gitmiştir.
Ve; Şimdilerde, “Bu giyilsin, adam tahrik olsun, kadını da tahrik etsin, her şey çok güzel olsun” amaçlı da kullanılır oldu. Bu kadar basit.
Yani İlhami Bey; Bu işler öyle internetten, filmlerden gördüğüne benzemez. Gerçek hayat o beyaz camın içindeki gibi değildir yani... Hayatla arana peçe koyarsan da göremezsin. Ha, “Size lafım yok, zaten yoldan çıkmışsınız, ben bizimkilere söylüyorum” demek istiyorsan...
Ki, “G-string giymiş tesettürlü genç kızlar, artık dini bütün Müslüman genç kızlar ve kadınlar olmaktan başka bir şeydir” demişsin... (Dediğin gibi olsa bile, tesettürlülerin seks düşünmemesi mi lazım? Durup dururken bana onları bile savundurtacaksınız...)
Donlarına gelene kadar, önce kıyafetlerini eleştirmeni isterdim...
Yine gafil aldandım!
Hani Hande Ataizi, ayrılık nedeni olarak “Fazıl Say, her gece Cemal Süreya şiiri okuyordu” deyince, ben de onu savunmuştum ya...
“Her gece şiir mi okunur?” diye. Meğer Hande Hanım, öyle birşey dememiş.
Ahmet Hakan da, “Söyle bakalım Alicaan...” tadında, “Bakalım Dilek Önder buna ne diyecek?” diye soruyor.
Desenize yapayalnız kaldım!
Ahmet Hakan’ın bu tondaki sorusuna ise ancak “Üçüncü yeni” şiir icat ederek cevap verebilirim:
“Senden bunu beklemezdim
Bu kadar mıydın?
Sana başka bir akıl
Bir başka nükte yakıştırmıştım
Yine gafil aldandım
Kodumu da oturturmuşum”
“Atışma” gibi görünmesin, “üçünçü yeni”nin şifresi son dizede...

