Haberin Devamı
Hani bir hareket vardır ya, elinle dudağına fermuar çekersin, aynen o durumdayım...
Dün burada mail’ini okuduğunuz, evli ama sevgilisi olan okuyucudan, sizin yorumlarınıza karşı cevap geldi. Cevabını da buraya almak zorunda hissettim kendimi...
1- Ben “AŞK” evliliği yaptım, bundan da çok mutluyum.
2- Ben, ilk günkü gibi devamlı aynı yakınlıkta olmak istedim ama eşim bu konuda beni yalnız bıraktı. Önceleri pek umurumda olmadı, sonra çocuk oldu, daha sonra ikinci. Yani, bir süre kendimizi düşünmekten vazgeçip çocuklarımız ve onların geleceğine yoğunlaştık.
3- Ben, bir gün, bir anda “Yahu ben gidip eşimi aldatayım” demedim. Zaten bu şekilde yapmak istesem bir sürü yolu var.
4- Sevgilimle bir “eş-couple” hayatı yaşıyoruz ve bazı arkadaşların düşündüğü gibi konu “SEX” değil. Burasını çok iyi açıklamam gerekiyor; biz, klasik evlenme öncesi süreci yaşıyoruz. Tanışma ve tanıma dönemini atlattık, beraber tatil yaptık ve 2.5 ay beraber yaşadık, sonra ailesi ile tanıştım ve şu an evlilik planları yapıyoruz.
5- Sevgilimde olup da şu andaki eşimde bulunmayan şey:
a) Özgüven: Bu durum benim de özgüvenimin doruk noktasına ulaşmasına yardımcı oldu.
b) Görünüş: Tabii ki fiziksel görünüm de etkili ama bahsettiğim bu görünüm öyle ki, herkes tahmin ettiği güzel kıstasını 10 ile çarpsın, sevgilim o kadar güzel, aslında “güzel” derken; yüz, vücut, konuşma, hareketler, akıl, beceri... Bunların hepsi benim onu “güzel” bulmamı sağlıyor. Ayrıca şöyle bir örnek daha vereyim. Sevgilim 6 dil biliyor, biz İngilizce konuşarak anlaşıyoruz. Türkçe bilmesine rağmen Türkçe konuşmuyoruz. (Bilmem burada biraz ipucu vermiş oldum mu??)
c) Sex: Evet, belki de zurnanın “ZIRT” dediği yerlerden birisi de bu. Ben, kendimde olan ve eşimle ortaya çıkaramadığım bu potansiyeli, sevgilimle sonuna kadar yaşama fırsatı buldum. İşin garibi, bir türlü bıkmıyoruz. Yani 15 gün boyunca her gün sex olabiliyor.
6- Yorum yazan kişilerin, her zaman eleştirmesi gerekmiyor, biraz da saygı duymaları gerekiyor. Benim evliliğim bitecekse bitecek, rol yaparak evli kalmak daha kötü değil mi? En büyük haksızlık bu değil mi? Eğer sevgilimle evlilik yoluna giremezsek, evliliğimi bozmamış olacağım; daha doğrusu ben çocukların psikolojisini düşündüğüm için bu işi bu zamana kadar gizli götürdüm.
7- Herkesin merak ettiği ve sadece bir arkadaşın sorduğu (Ben okuduğum sırada sadece bir kişi sormuştu bunu); nasıl bu işi bu kadar süre gizli götürdüğüm? İnanın çok zor oluyor ama gidiyor. Yalnız bir detay vermek istiyorum; sevgilim benim telefonuma hiç dokunmaz, çantamı karıştırmaz, dolaplarıma ve eşyalarıma yanaşmaz; ben de onunkine dokunmuyorum. Bu saygı karşısında şoke olduğumu itiraf etmem gerekiyor. Arada bazı telefonlar vs. oldu ama ya başka odaya geçerek konuştum ya yuvarlak konuşarak sorun çıkmasını önledim ya da o an cevap vermedim, daha sonra aradım eşimi veya sevgilimi. Bir kere çocukların ayakta olduğu zaman eve gelmemeye dikkat ediyorum, gelirsem de, telefon gelirse, dışarı çıkacak bir bahane buluyorum: Bakkal vs. Tatile çıkarken, iş gezisi. Akşam eve gelmeme, mesai.
8- 1 yıl doldu ve mart ayında nişan yapmayı düşünüyoruz. Ben ise bunu eşime anlatmanın yolunu arıyorum. Kriz ortamında işlerim de ters gidiyor, ikinci ev olayı zor gerçekten.
9- Ağlıyorum dedim ama kimse ona değinmemiş.
Netice olarak:
“Davulun sesi uzaktan hoş gelir” derler. Benim yaşadıklarım o kadar kolay değil ama yaşadığım mutluluk, çektiğim zorluklar ve yaşadığım/yaşayacağım sorunlarla karşılaştırılamayacak kadar büyük! Bu, “AŞK” değil de nedir?

