Banyoda, havuzda, denizde...
Fark etmez...
Böyle sulak ortamlarda o işin farklı olabileceği düşünülür.
Daha doğrusu, iyi bir şey olacağı sanılır.
En azından kulağa çok hoş gelir.
Tıpkı saten çarşaflar gibi...
Fikir olarak çok iyidir, estetik olarak da mükemmel olacağı düşünülür de, pratikte...
Pratikte tek kelimeyle korkunçtur, komiktir, saçma sapandır...
Öyledir tabii...
Şöyle anlatayım, hiiç filmlerdeki gibi olmaz yani.
Ama erkekler öyle olacağını düşünür.
Yalnız, yanlış anlaşılmasın o sahnelerin romantik kısmıyla ilgilenmezler tabii ki...
Onlar işin fantezisinde!
Evet, bu bir erkek fantezisidir. Çoğu fantezi gibi...
Çünkü kadınlar için sevişmek zaten başlı başına bir şeydir.
Neydir?
Bir fantezidir zaten.
Ama erkeklere göre, bir sevişmenin fantastik olabilmesi için her zamankinden farklı görsellikleri olması gerekir.
Şöyle de diyebiliriz bir erkeğin sevişmeye sevişme demesi için yaptıklarını görmesi, duyması gerekir.
Niyeyse?
Başka türlü yaptığından pek bir şey anlamaz.
Kadının ise hissetmesi yeterlidir.
Bu yüzden yani...
Bu yüzden galiba erkeklerde sürekli bir yer arama, yer değiştirme sendromu vardır.
Kedinin yavrularını oradan oraya taşıması gibi...
Ay bu kötü bir örnek oldu, masum yavruları bu işe alet etmeyelim, yani ha bire değişiklik ararlar.
Belki de değişik kadın arayışları da bu yüzdendir, kimbilir?
“Yer değiştiremiyorum bari kadın değiştireyim” gibilerinden...
Kadını değiştirmeden mutlaka birlikte banyoya girmek isterler ama...
Banyoda seks, bir çiftin fantezi hayatlarının başlangıcı, ilk çıkış noktasıdır diyebiliriz.
Yataktan veya salon kanepesinden sonraki ilk durak.
Bir adam bir kadınla biraz samimileşti mi ya da yüz buldu mu, gözünü hemen banyoya çevirir.
Banyoda seks ikiye ayrılır.
Yapabilenler ve yapamayanlar diye, dermişim.
Yok artık, daha neler...
Küvette ve duşakabinde diye ikiye ayrılır.
İkisi de birbirinden beterdir. Al birini vur ötekine...
İkisinin arasındaki en büyük fark ise çıkan seslerdedir.
Yok yok, o sesler değil.
Duşakabinliyse, panele tutunacağım derken dangur dungur, zangır zangır sesler çıkar.
O sırada sinirden, “Hay Allah, kahretsin” falan dersin, öteki cevap verir, “ne oldu?”
“Sana demedim, düşüyordum da, ona şeytttim.”
“Sen gel buraya o zaman. Yer değiştirelim.”
“Tamam, hadi!”
Böylece küvetle sevişme pardon savaşma başlamış olur.
Yok küvet perdeliyse, o perde aşağıya iner.
Ama tecrübeliysen ve perdeye tutunmaya kalkmadıysan bu sefer de kayarak düşeceksin demektir.
Daha da kötüsü var tabii...
Düşemeyeceksin...
Hani düşmemeye çalışma hareketleri vardır ya...
Heh heh hee...
Yani düşsen daha iyi.
İşte bu sıradaki görüntün bir tarafa, çıkardığın sesler, tamamen yanlış anlaşılmaya müsaittir.
Sen can derdindesin, o seni zevkten dört köşesin sanıyor...
Olay böyle başlar.
Sonra...
Aaa... Yer kalmamış.
Daha yeni başlamıştık!!!
Banyoda...
Haberin Devamı

