Baba evini terk etmeyen erkekler

Haberin Devamı

Şimdi bir de bunlar çıktı başımıza... Kazık kadar olmuşlar, işleri güçleri de var ama hâlâ anne-babalarının yanında yaşıyorlar.
Hayır, dışarıdan görsen gayet karizmatikler de...
Bilmeden çıksan, akşam yemeğine gitmişsiniz mesela...
Ve her şey mükemmel...
Hatta hiç yaptığın şey değil(!) ama o gece ona... Pardon onunla yatasın gelmiş!
Tam havaya girmişsin,
“Ben annemlerle oturuyorum, şimdi onlar Yaprak Dökümü’nü seyrediyorlardır, sana gidelim” diyor.
Al işte!
Ne yaparsın?
Sabaha mı bırakırsın, o anda mı bırakırsın?
Hadi onu da geçtim, mesela her şeye rağmen çıkıyorsunuz, adam her akşam evi arayıp, “Anne, ben yemekten sonra gelecem merak etme. Sen ne yemek yaptın?” diyor. Yani her an seni satabilir.
Yakında bunlar evlerine de bıraktıracaklar kendilerini...
Biz de aşağıda, o ışığını yakıp el sallayana kadar bekleyeceğiz.
Bakın kızlar, bunu da yaparsanız var ya, bütün kirli çamaşırlarınızı ortaya dökerim, ona göre...
Erkek dediğin, işe girdikten sonra evden ayrılacak.
İyi-kötü bir ev tutacak kendine.
Biraz sürünecek...
Biraz yemek yapacak...
Evini b.k götürecek...
O dönemindeki bir erkekle birlikte olmayacaksın. O sıralarda erkekler kadınları hizmetçi gibi görmeye başlar. Kime ne yaptırsa kârdır.
Sonra yavaş yavaş toparlanmaya başlayacak.
Temiz olmayı, kendini çevirmeyi ve adam gibi yalnız yaşamayı öğrenecek. Yani artık her önüne gelene evini açmayacak.
Sonra senin eline gelecek!..

ÇEŞİT ÇEŞİT KULLARINI...

Ama şimdi...
Bırakın bunları öğrenmeyi, baba evlerini bırakmamalar başladı.
Hani dün, “Etkisi çok büyük, küçük trendler”i yazmaya başlamıştım ya, bu da onlardan biri.
Düşünün artık, demek ki olay beni sizi aşmış artık, trendler arasına bile girmiş.
O derece yani...
Hatta adı bile var:
“Post endüstriyel sendrom.”
Tabii ekonomi dergisinde bunu finansal veya endüstriyel boyutuyla incelemişler.
Pek çok sektörde üretimin Çin’e kayması, bunun işsizliğe neden olması, erkeklerin aileleriyle birlikte yaşama trendini artırıyormuş.
Ben buna ne derim?
“Hadi len!”
En kötüsü de ne biliyor musunuz?
Sendrom en fazla İtalya’da görülüyormuş.
O güzelim İtalyan erkekleri yani...
Yani bizimkiler olsa neyse!
Nerede otururlarsa otursunlar... Hatta bir kısmı ülkeyi terk etsin mesela...
Bedava yemek, bedava ev, ütülenmiş kıyafetler vb...
Onların aklına göre bu, “Ohh... Gel keyfim gel.”
Geçenlerde bunlardan biriyle konuştum. İşsiz falan da değil ha...
“Öyle rahatım ki” dedi.
“E, kız arkadaşın, kendi zevklerin, özgürlüğün, tek başına yaşaman gerekenler ne olacak?” dedim.
Bu sorunu kolayca çözüvermiş:
“Kızın evine giderim, saydıklarını orada yaşarım...”
Bektaşi demiş ya, “Çeşit çeşit kullarını...”
Durum kötü anlayacağınız...
Bu adamlar geliyor. Alıştırın kendinizi...
Ha, onlardan koca olur mu?
Olmaz.
Peki onlardan sevgili olur mu?
Olmaz.
Peki ne işe yararlar?
Beddua etmeye...
“Allah sana ailesiyle oturan adam versin İnşallaahhh!” diye...

DİĞER YENİ YAZILAR