Ayrılınalısı erkekler...

Haberin Devamı

Yani ayrılsan da olur, ayrılmasan da... Yok, tam öyle de değil. Belki bir süre katlanılabilir ama sonra... Kısa bir süre sonra çekilmeyenler.

Ayrılınılması kaçınılmaz erkekler...

Dedim ya, bir süre katlanılır, geçer sanırsın ama...

Geçmeyince, ki geçmez, sonları bellidir; kategorileri de:

Ayrınılası erkekler...

Hani Hande Ataizi, Fazıl Say’dan ayrılma nedenini açıklamış ya; her akşam şiir okuyordu diye, oradan aklıma geldi.

Hande haklı diyenler?

BEENNN!
Fazıl Bey her akşam Cemal Süreyya şiirleri okuyormuş. Yine iyi...

Hiç olmazsa Cemal Süreyya...

Allah muhafaza ya kendi yazdıkları falan olsaydı...

Yani onun kötü yazacağını sandığımdan değil de, genel olarak herhangi bir erkeğin her akşam şiir okumasından bahsediyorum.

Hadi bir akşam duygusaldı, okudu. İkincisinde de senin hoşlandığını sandı, okudu. Üçüncü, dördüncü gün nasıl bir sebeple okur ki?

Tek sebebi olabilir...

“Ben senin istediğin türde bir erkek olamıyorum” diyemediği için...

Kadın onu bıraksın diye...

Yani ben buradan yola çıkarak ayrılınılası erkekleri düşündüm...

Başka ne yapanlardan ayrılınır? Şiir okuyanları duygusal erkekten sayarsak, onlar birinci sıradalar...

Başka...

Mesela;

Küresel Isınmacılar: İşte bunlar, aynı zamanda öğle yemeğinde salata yiyenlere denk düşer. Mekanik akıllıdırlar. Kafaları emir-komuta zinciriyle çalışır. Yani su tasarrufu yapacağız ya, bunlar hiç söylenmeden yaparlar. Biz de tasarruf yaparız ama diş fırçalarken musluğu kapatma konusunun ucu nasıl oluyorsa, taa Menderes zamanına kadar gider.

Titiz erkekler: Evlerinde sigara içirmezler. “Dünyanın en seksi kadını gelecek, seni uçuracak” desen “Ama sigara içecek”... Gözünü bile kırpmadan “Hayır” der. Evleri rahatsız edecek kadar temizdir. Mesela tuvalete gittiğinde çişini yapmaya korkarsın. Elini yıkarken yere su damlasa hemen silersin falan... O temiz de, sen pismişsin hissini uyandırır.

Kendi kasına düşkün olanlar: Bunlar aynanın karşısına geçer, bakar bakar, orada birşey görür. Memnun olur. Kendine güveni gelir. Çünkü bir kasını görmüştür. O kasın yerini de bir tek o bilir, o görür. Bazen sevişirken bile onu ararlar. Aklı oradadır.

Felsefikler: Kazık kadar olmuş hala hayatın anlamını çıkaramamış olanlar... Asıl vahim tarafı, hala arıyor olmalarıdır. Bayarlar. Ergenlik semptomları gösterirler. Senin bin yıl önce lisede falan tartışıp işin içinden ta o zamanlar çıktığın bir konuya o daha yeni gelmiştir. Ezberini dağıtır.

Sporcular: Mesela tatile gitmişsiniz; adam erkenden kalkar. Sen uyanıncaya kadar o, koşmuş, yüzmüş, ağırlık kaldırımşıtır bile... Sen böyle uyku sersemi kahve ve sigaranla kendine gelmeye çalışırken o gelir uzaktan. Derin nefis alıp vererek.

Saymakla bitmez bunlar...

Zaten biz bittik, bunlar bitemediler...

DİĞER YENİ YAZILAR