Asansörde iki kişi...

Haberin Devamı

Asansörde güzel bir kadınla karşılaşmak kabus gibidir. Erkek için yani...

Gerçi kadın için de öyledir de... İkisinin derdi başkadır. Kabusun konusu farklıdır yani.

Kadın, kendisinden daha hoş bir kadınla asansörde karşılaştığında hele öteki daha uzun boyluysa kendini kavruk hisseder.

Kötü bir duygudur. Ama hemen kendini avutabilir. “Onunki gibi topuklu giysem, şöyle yapsam, böyle yapsam ondan daha hoş olabilirim” diye...

Yapar da...

Ama erkekler...

Onlar karşılaştığında...

Güzel veya çok hoş bir kadınla...

Ama öyle asansörün içinde 4-8 kişiden biri olmayacak o. Asansörde iki kişi...

O ve sen.

“Sen”den kastım, bir erkek.

İŞTE O AN!

Bir erkeğin başına nadir gelebilecek bir gerçektir bu.

Fantezilerinde hep vardır da... O an geldiğinde...

Olay, hani hayattaki, “İşte o an” durumları vardır ya, onlardan biri haline dönüşür.

Orada, içinde bir erkeklik mücadelesi başlar.

Yani ne gibi biliyor musunuz?

Erkek aslan gezinirken aklı avda falan değil ha, hatta karnı bile tok, öylesine gezinirken pat diye önüne bir ceylan çıkıyor.

Ve onunla göz göze geliyor...

“İşte o an” yani...

National Geographicçiler bu duyguyu çok iyi anlar.

Artık o, biraz önceki tok aslan değildir.

Bildiğin aslandır.

Kıçı başı oynamaya başlar...

Bir haller gelir üzerine...

Artık açlığın tokluğun bir önemi kalmamıştır. Başka bir “mod”a geçmiştir.

Bir şeyler yapma ihtiyacı hisseder.

ÖN SEVİŞME GİBİ...

Ne yani? Düğmeye basıp kata gelmeyi mi bekleyecek?

Ya da kadının inmesini...

Öyle hiçbir şey olmamış gibi...

Evet, saçma ama öyle düşünürler.

Bir şey yapamazsa, nutku tutulur ve kal geldiyse ki çoğunlukla böyle olur...

Tamam kadın da fantezilerindeki gibi hemen orada kudurup onun üzerine atlamayacak ama...

Yani nasıl?

Şöyle...

Kadın üstüne atlamayacağını biliyor ama bildiği halde ve yine de aralarında gizli sadece ikisinin anladığı bir şeyler oluşmuştur. Ona göre tabii...

Sanki o 1 metrekare alanı erotik bir koku doldurmuştur.

Yok bu tanım biraz fazla romantik kaçtı...

Hah buldum!

Asansör fantezisinin ön sevişmesi gibi...

“Ben bir ön sevişeyim de... Oldu oldu, olmadı çay demleriz” durumu...

SAPIK GİBİ...

İçinde bir mücadele başlar.

Bir yandan nefesini ayarlamaya çalışır.

Bizimkiler, aslında ne yapması gerektiğine değil ne yapmaması gerektiğini bilirler.

Sapık gibi olmaması gerekmektedir. Öyle hemen yavşıyor gibi de...

Her an bir hamle yapacakmış gibi durur.

Ama...

Yapamaz.

Bir, “İyi günler” bile diyemez.

Öyle kasılır kalır.

Sonra da ne yapar biliyor musunuz? Akşamı zor eder.

Ya karısıyla ya sevgilisiyle, olmadı bulduğu biriyle...

Mutlaka sevişir.

Bu yenilginin altından başka türlü kalkamaz çünkü...

Bizim Boxer bu konuya el atmış.“Asansörde karşılaştığın kadın nasıl tavlanır” diye...

Taktik veriyor.

İki sayfa anlatmış.

İki sayfa...Yarın belki onları yazarım da... O iki sayfayı okuyup, anlayacak adam...

Hem okuyacak hem anlayacak adam...

Hem okuyacak hem anlayacak hem de uygulayacak adam...

Varsa...

DİĞER YENİ YAZILAR