Sıfır Noktası’ adlı bir televizyon filmi çekiliyormuş.
Filmde Ali Sunal, donmak üzere olan arkadaşını ‘hayata döndürmek için’ karısını onunla seviştirmek zorunda kalıyormuş!
Ben burada biraz, “Maksat ... olsun da, beni ...ler” kokusu alıyorum ya, neyse...
Şimdi aslında filmin konusu tam olarak şöyleymiş:
“Sorunlarından uzaklaşmak için Uludağ’a tatile giden bir arkadaş grubunun hikâyesi... Grubun bekâr üyesi Taner bir gece ortadan kayboluyor. İki evli çift, onu donmak üzereyken buluyor. Doktor, Taner’in ‘Hipotermi’den çıkabilmesi için ‘birinin onunla sevişip, kan dolaşımını hareketlendirmesini’ öneriyor. Bu durumda Ozan (Ali Sunal) ikilem içine giriyor.”
Hangi ikilem acaba?
“Ben mi yapsam, karım mı?” ikilemi...
Yok canım, insan hiç arkadaşını...
“Birinin onunla sevişmesi” gerekiyormuş!
Nasıl yani?
Sahne şu mu:
Taner yerde yatıyor, doktor birinin onunla sevişmesi lazım diyor ve bütün gözler birdenbire Ozan’ın karısına çevriliyor... Niyeyse?
Bu mu yani?
Ama doktor söylediii!
Ha tamam o zaman!
Şimdi belli ki, bunlar oturup düşünmüşler; ne yapsak etsek de karısını yakın arkadaşıyla seviştirsek diye...
Dedim ya, maksat seviş olsun.
Adam orada donarken bunların kendi akıllarına gelse, olmaz. Yani adam karısa dönüp, “Sen bi sevişiver Taner’le, bak nasıl ayağa kalkıyor. Sen var ya, ölüyü bile diriltirsin. Ama bak, bana yaptıklarını yapma. Söz ver. Hıh...” diyecek hali yok.
Bu durumda en yüksek ve yüce mevki ve söz sahibi kim diyecek? Doktor.
Başkan gibi bir şey yani o durumda... Doktor dedi ya... Yapılacak artık o.Sevişilecek.
MAKSAT SEVİŞMEK OLSUN
Bağra taş basılacak ve sevişilecek.
Bu arada Taner de mahcup tabii,
“Kusura bakma! Ben pek yardımcı olamıyorum; tık yok. Sinir, stres işte beni bu hale getirdi... Sen beni eskiden görecektin! Aslında yine iyiyim de bakma şimdi soğuktan böyle gözüküyor.”
Bu arada aralarındaki diyaloğu ister istemez duyan koca müdahale etme gereği duyuyor:
İster istemez yani,
“Hoop! Hemen işin b.kunu çıkarmayalım arkadaşlar. Bak Taner, ısınmak için değil de, ...mek için yapıyorsan, ...im seni”
“Onu baştan düşünecektin oğlum!”
“Hayatım sinirlenme, konuşarak daha çabuk havaya girer diye şettiriyorduk!”
Bir de şunu tam anlamadım. Hani iki evli çift var diyor ya, ikinci çift nerede?
Onlar:
“Valla biz karışmayız, zaten daha dün gece seviştik, karımın hiç hali kalmadı. Ama isterseniz ben halledeyim hemen meseleyi... Dakikada ayağa kaldırırım” deyince senaryodan atıldılar herhalde.
Hem de sapık diye...
Hepsi bir tarafa, film bize önemli bir etik soruyu yöneltiyormuş:
“En yakın arkadaşını yaşatmak için karısının onunla sevişmesine göz yummalı mı? Yoksa ölüme mi terk etmeli?”
Kendileri yapmış, bir de bize soruyorlar. “Siz olsanız ne yaparsınız?” diye..
Hemen cevabını vereyim.
Isınmak içinse kolay; her mantıklı insan gibi ikimiz birden sürtünme hareketleriyle ısıtmaya çalışırız...
Yok maksat seviş olsun diyorsanız hayal gücümüzü daha da genişletebiliriz.
“İkimiz onu ısıtmaya çalışırken bir bakmışız ki, üçümüz...” diye...
Hatta doktoru da alırız icabında...
Arkadaşınızla eşinizi?..
Haberin Devamı

