Öyle bir zaman vardır... Gün gelir anneni anlamaya başlarsın.
İşte o zaman, artık olgunlaştın demektir. Biraz da hayatta burnunun sürttüğünün işaretidir.
Birilerinin seni üzmesine, kaybetmeye, yenilmeye alışmışsındır... Sezen Aksu'nun şarkısındaki gibi:
"Anneni daha sık anımsıyorsan, hatta anlıyorsan"
Bu dönemlerde şarkıların içinden böyle bir cümleyi hemen seçersin. Ama ya ağlarsın ya da gülersin, ikisinin arası yoktur. İkisi de hüzünlüdür...
Artık sadece dara düştüğün için onunla değilsindir.
Öyle olsa, "anne"li değil, "ana"lı şarkıları dinlerdin. Kendine acır, geçici bir arabeskliğin havasına kapılırdın. "Anam"la başlayan bir şarkı koyardın, ağlar da ağlardın. Çünkü ana dertlidir, sıkıştığında gidilen kucaktır.
"Ana" sözünün ardından iç açıcı bir cümle gelmez. Acı dolu, çıkmazlarda veya yalnızsındır.
Bu acıyı, o üç harfli kelimeden başkası bu kadar vurgulamaz. Dedim ya, arabesktir, kuvvetlidir. Bu yüzden bütün ana şarkıları kahır doludur.
Oysa "anne" başka bir durumu anlatır. "Öff anne ya, karışma yaa"dır.. "Aman anneee... Sen anlamazsın"dır...
Şımarıktır. Biraz saygısız ve vurdumduymazdır.
Ama ona muhtaç olduğunuz an, kimse kalmadığı an, "anne" hemen şekil değiştirip "ana" oluverir. Oysa hayata karşı şımarıklığınız törpülendiği, onunla ilişkilerin rayına oturduğu zaman... Artık onun yaptıklarını yapmaya başladığında...
Onun kullandığı bir kelime ağzından ilk çıktığında...
Kendini onun en sinir olduğun hareketini yaparken bulduğunda... Önce şaşırıp kalırsın, gülersin, sonra onu daha çok sevmeye başlarsın.
Ona hak verir, kim bilir daha neler yapacağınızın hesabını çıkarırsın. E, tabii kendi muhasebeni de yaparsın. En önemlisi, nerelerde haksız olduğunu kendine itiraf edersin. Eteklerindeki bütün taşları ortalığa dökersin. Kim bilir, belki de en dürüst anlarından birini yaşarsın.
İlk defa sığınmadığın halde onu sevdiğini fark edersin. Bir süre sonra da onun gibi olmaya
Annenin yaptıklarını yapmaya başlayınca... Onun kullandığı bir kelime ağzından ilk çıktığında... Kendini onun en sinir olduğun hareketini yaparken bulduğunda... Ünce şaşırıp kalırsın, gülersin. Sonra da onu daha çok sevmeye başlarsın.
Öyle bir zaman vardır... Gün gelir anneni anlamaya başlarsın.
İşte o zaman, artık olgunlaştın demektir. Biraz da hayatta burnunun sürttüğünün işaretidir.
Birilerinin seni üzmesine, kaybetmeye, yenilmeye alışmışsındır... Sezen Aksu'nun şarkısındaki gibi:
"Anneni daha sık anımsıyorsan, hatta anlıyorsan"
Bu dönemlerde şarkıların içinden böyle bir cümleyi hemen seçersin. Ama ya ağlarsın ya da gülersin, ikisinin arası yoktur. İkisi de hüzünlüdür...
Artık sadece dara düştüğün için onunla değilsindir.
Öyle olsa, "anne"li değil, "ana"lı şarkıları dinlerdin. Kendine acır, geçici bir arabeskliğin havasına kapılırdın. "Anam"la başlayan bir şarkı koyardın, ağlar da ağlardın. Çünkü ana dertlidir, sıkıştığında gidilen kucaktır.
"Ana" sözünün ardından iç açıcı bir cümle gelmez. Acı dolu, çıkmazlarda veya yalnızsındır.
Bu acıyı, o üç harfli kelimeden başkası bu kadar vurgulamaz. Dedim ya, arabesktir, kuvvetlidir. Bu yüzden bütün ana şarkıları kahır doludur.
Oysa "anne" başka bir durumu anlatır. "Öff anne ya, karışma yaa"dır.. "Aman anneee... Sen anlamazsın"dır...
Şımarıktır. Biraz saygısız ve vurdumduymazdır.
Ama ona muhtaç olduğunuz an, kimse kalmadığı an, "anne" hemen şekil değiştirip "ana" oluverir. Oysa hayata karşı şımarıklığınız törpülendiği, onunla ilişkilerin rayına oturduğu zaman... Artık onun yaptıklarını yapmaya başladığında...
Onun kullandığı bir kelime ağzından ilk çıktığında...
Kendini onun en sinir olduğun hareketini yaparken bulduğunda... Önce şaşırıp kalırsın, gülersin, sonra onu daha çok sevmeye başlarsın.
Ona hak verir, kim bilir daha neler yapacağınızın hesabını çıkarırsın. E, tabii kendi muhasebeni de yaparsın. En önemlisi, nerelerde haksız olduğunu kendine itiraf edersin. Eteklerindeki bütün taşları ortalığa dökersin. Kim bilir, belki de en dürüst anlarından birini yaşarsın.
İlk defa sığınmadığın halde onu sevdiğini fark edersin. Bir süre sonra da onun gibi olmaya
alışırsın. Ama hayatta ne olursa olsun, dönüp dolaşıp onu ararsın. Ulaşsan da ulaşamasan da... Bazen şarkıların içinde bazen bir başkasının hikayesinde... Anneni ararsın. Ya da o gelip seni bulur.
Tıpkı sözleri Sezen Aksu'ya ait Ajda Pekkan'ın söylediği, bana sorarsınız en güzel anne şarkısı gibi...
Ah he hayatlar ümidiyle Zamansız yollara düştük İlk yenilen biz değildik elbet Gün oldu dünyaya küstük
Ağlama anne benim için ağlama Ben de herkes kadar
aldım acılardan
Ağlama anne benim için ağlama Ben de herkes kadar
yaralandım
Sen ne olur çocukluğumu sakla Tek kalan bu elimde avucumda Ağlama anne benim için ağlama
Herbirimiz başka hikaye anne Bu ayrılıklar niye Sen yine ninni söyle bana Yavrum uyusun da büyüsün diye...
Anneni bile anlayabiliyorsan...
Annenin yaptıklarını yapmaya başlayınca... Onun kullandığı bir kelime ağzından ilk çıktığında... Kendini onun en sinir olduğun hareketini yaparken bulduğunda... Ünce şaşırıp kalırsın, gülersin. Sonra da onu daha çok sevmeye başlarsın.
Haberin Devamı

