102 şehit az mı gelmişti?

Haberin Devamı

Günlerden beri şunu düşünüyorum: “Neden şimdi?”

Neden:

24 Mayıs’ta Şırnak’taki 6 şehitten, 4 Haziran’da Tunceli’deki 8 şehitten, 7 Ekim’de Şırnak’taki 13 şehitten; hatta 15 Ekim’deki 1 şehitten, 2007 yılında, 21 Ekim’deki son şehitlerimize kadar toplam 102 şehitten sonra değil de...

O günlerde değil de neden şimdi?

Ne yani?

Hazirandaki 8 şehit yetmemiş miydi?

Her ay verdiğimiz 1’er şehit az mı gelmişti?

Onun için mi sokaklara dökülmemişlerdi?

Siyah giyinmemiş, kimse kimseye mail atmamış, ışıkları yakıp söndürmemişlerdi...

Yoksa onlara kimse üzülmemiş miydi?

114’ü tamamlamayı mı bekliyorlardı?

Daha bir sürü soru var aklımda...

Neden o zaman değil de şimdi herkes kendi mahallesinin komutanlığına soyundu? Kendi sınır ötesi operasyonunu yapıyor...

Neden herkes komutan, herkes başbakan, herkes cumhurbaşkanı?

Başına buyruk...

Herkes haklı, herkes suçlu...

Karmakarışık...

Taşıran damla mı?

Hayır.

Bu çok saçma bir cevap olurdu. Çok da basit.

Ben bu sorunun cevabını nerede bulduğumu anlatayım.

Her zaman yaptığım gibi, olayı küçük daha küçük boyutlara indirerek...

BİR CENAZE EVİ

Bir cenaze evi düşündüm.

Kaç kere yaşadığım, gittiğim, gördüğüm cenaze evlerinden birini...

O evdeki bütün âdetler, dini olanlar da dahil, acının üstesinden gelmeyle alakalıdır.

Kimseye, “üzülme” denmez. “Ağlama” da denmez.

Kimi konuşarak, kimi içine kapanarak, kimi içerek acısını yaşar.

Ama kendini yerden yere atana...

Mezarın başından ayrılmayana...

Yemeğini yemeyene...

Aşırı tepkiler gösterene, karışılır.

Ailenin bir büyüğü, aklı başında olanı, lafı dinleneni, güvenileni her kimse, o karışır.

Ailenin otoriteri...

Onun sözü dinlenir.

Bir cinayet kurbanı dahi olsa ölen ve herkes kana kan isterken o, ortalığı yatıştırır.

“Bir dakika” der.

“Herkes bir otursun yerine!”

Ailedeki herkes onu dinler, ona inanır, güvenir.

Başıbozuk ailelerse...

Hiçbir krizin, hiçbir dramın altından kalkamaz.

Yani...

“Acaba?” diyorum...

Acaba bu ülkede bize güven veren, bizi toparlayacak kimse kalmadı mı?

Biri çıksa, iki laf etse...

“Bir dakika! Herkes yerine otursun” dese...

Herkesi olmasa da, çoğunluğu ikna etse...

Güven verse...

“Merak etmeyin, biz halledeceğiz” hissini verse...

Bu ailenin büyüğü...

Otoritesi mi yok?

Bu başıboşluk

Boşluk...

O boşluk mu?

DİĞER YENİ YAZILAR