Genel Başkan Deniz Baykal'ın beklenmedik kurultay kararının ardından CHP'de iki günden beri müthiş bir kulis faaliyeti yaşanıyor. 29 Ocak günü yapılması öngörülen kurultay, beklenenin ve hatta Baykal'ın planladığının aksine bir Deniz Baykal-Mustafa Sarıgül hesaplaşması olarak algılanmıyor. Topyekûn bir hesaplaşma ve yenilenme fırsatı olarak görülüyor.
CHP'yi olağanüstü kurultay noktasına hiç kuşku yok ki Baykal-Sarıgül hesaplaşması getirdi. Ancak gelinen bu noktada hesaplar değişmeye başlıyor. Yeni çıkış arayışları, umulmadık ittifak girişimleri dünden beri CHP kulislerini dalgalandırmaya başlamış durumda.
Bir yandan Deniz Baykal ve Genel Merkez, diğer yandan da Sarıgül cephesi var gücüyle kongre için tahkimat yapmaya yönelirken CHP'de dün itibariyle bir başka hareketlenme başlıyor.
Partiyi içine düştüğü kısır iç çekişme, hatta iç savaş ortamından çıkarma, derleyip toparlama, iç barışı sağlama hareketi...
Bu hareketin içinde yer alanlar henüz tam olarak biraraya gelmiş, ortak program ve aday etrafında örgütlenmiş değil. Ama kaygıları aşağı yukarı aynı: Kurultay eğer Baykal-Sarıgül hesaplaşması biçiminde geçerse bu CHP'nin sonu olur. Kim kazanırsa kazansın CHP kaybeder, büyük bölünmeler, parçalanmalar olur...
Çare olarak düşünülen formül ise şu şekilde özetleniyor:
Üçüncü Yol, Üçüncü isim...
Baykal ve ekibinin hedefi, bu kurultayda CHP'nin tek sorunu olarak gördükleri, "virüs, cerehat" gibi çok acımasız ifadeler kullandıkları Mustafa Sarıgül ve ekibini tasfiye etmek.
Sarıgül cephesinin temel hedefi ise, "bugüne kadar hiçbir seçim başarısı olmayan, partiyi küçültmekten başka hiçbir şey yapamayan Baykal ve ekibinin elinden CHP'yi kurtarmak, iktidar alternatifi yapmak" diye özetleniyor.
'Üçüncü yolcuların' adayı
Aralarında Kemal Derviş ve çok sayıda milletvekilinin de bulunduğu bir başka büyük grup ise, her iki tarafın da yanlış yolda olduğunu, CHP'yi iyice içinden çıkılmaz noktalara sürükleyeceğini düşünüyor.
Onlar, CHP'de, sosyal demokrat hareketin geleceğine gönül veren bütün unsurların biraraya gelebileceğine inanıyorlar. Kısa vadeli hırs ve çıkarların dışına çıkabilen, dar bakış açılarını, hizipçi yaklaşımları kırabilen kapsayıcı bir yaklaşımla CHP'nin ideolojik, fikri ve kadro yapısını dönüştürüp yenileyebilecek, partiyi yeniden kitlelerin umudu haline getirebilecek bir büyük derlenip toparlanma sürecini başlatmanın hayalini kuruyorlar. Bunun yolunun da kurultayı kişisel hesaplaşma arenası olmaktan çıkarmak olarak görüyorlar.
Dile getirilen üçüncü yolun özeti bu.
Sorun üçüncü isimde...
"Tek adam hareketi değil, kadro hareketi" olmalı diye altı çizilen bu hareketin genel başkan adayı kim olacak?
Bu noktada sorun henüz tam olarak çözülmüş değil. Arayışlar, ikna görüşmeleri sürüyor. Çok sayıda aday adayının isimleri de dolaşıyor kulislerde. Dün itibariyle öne çıkan isim ise İstanbul Milletvekili Zülfü Livaneli...
Kemal Derviş ve ekibi ile birlikte hareket eden Livaneli'ye milletvekillerinden bazı il başkanlarından ve parti örgütlerinden de yoğun biçimde "aday ol" baskısı geliyor. Livaneli ismi "üçüncü yolcular"ın kafasına yatmış durumda.
Peki Livaneli aday olur mu?
Üçüncü yol formülü tutar, Baykal-Sarıgül hesaplaşması arka plana düşürülür ve 29 Ocak kurultayını CHP için tarihi bir yenilenme, derlenip toparlanma kurultayına dönüştürme eğilimi ağır basarsa neden olmasın?
CHP'de "üçüncü yol, üçüncü isim" arayışı...
Genel Başkan Deniz Baykal'ın beklenmedik kurultay kararının ardından CHP'de iki günden beri müthiş bir kulis faaliyeti yaşanıyor. 29 Ocak günü yapılması öngörülen kurultay, beklenenin ve hatta Baykal'ın planladığının aksine bir Deniz Baykal-Mustafa Sarıgül hesaplaşması olarak algılanmıyor. Topyekûn bir hesaplaşma ve yenilenme fırsatı olarak görülüyor
Haberin Devamı

