CHP'nin dün başlayan olağanüstü kurultayında CHP adına, CHP'liler adına son derece tatsız, üzücü olaylar meydana geldi. Ama hiçbir sürpriz yaşanmadı. Her şey günler öncesinden tahmin edildiği gibi gelişti kurultayın ilk gününde.
Kavgayla, itiş kakışla, başlayan kurultay, küfürleşmelerle, yumruklaşmalarla devam etti. İki taraf da birbirini çok ağır sözlerle suçladı. Karşılıklı olarak yapılan "rüşvet" suçlamaları; "mafya", "maganda", "faşist", "hırsız", "ahlaksız" yakıştırmaları kurultay salonunda gerilimi zaman zaman doruğa tırmandırdı. Kurultay için Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün görevlendirdiği delege sayısından fazla polis gücü salondaki ve salon dışındaki arbedeyi önlemekte zaman zaman güçlük yaşadı. Bir parti kongresinde belki de ilk defa Divan Başkanı bir milletvekili tarafından yumruklandı, hakarete uğradı.
Ve CHP 80 yıllık tarihinde ilk defa salon içinde Çevik Kuvvet polislerinin yoğun güvenlik önlemleri altında kongresini yapabildi.
Kurultay sürecinde ve kurultay salonunda yaşananlar bu kurultayın sonuçlarından daha önemli hale geldi.
Aslında, bu kurultay Baykal-Sarıgül hesaplaşmasının arenası olmaktan çıkarılamadığı andan itibaren sonuç aşağı yukarı belli olmuştu. Zülfü Livaneli, Kemal Derviş ve arkadaşlarının iyi niyetli çabaları sonuç vermeyince, "üçüncü yol-üçüncü aday" üzerinde muhalefet uzlaşamayınca kurultayı Deniz Baykal'ın kazanacağı zaten belli olmuştu.
Bu satırların yazıldığı saatlerde henüz resmi sonuçlar alınmış değildi. Fakat, Baykal'ın bu kongreden de zaferle çıkacağı anlaşılıyordu. Aslında çok değil bundan 7 ay önce, 3 Temmuz 2004 tarihinde de Deniz Baykal bir kurultay zaferi kazanmıştı. Tek aday olarak girdiği o olağanüstü kurultayda da delege nezdinde güven tazelemişti.
Baykal CHP'nin sıkça yapılan olağan ve olağanüstü kurultaylarında girdiği hiçbir yarışı kaybetmiyor. Hep kazanıyor...
Ama ya CHP?
CHP'nin açıldığı günden bu yana yaptığı 13 olağan ve olağanüstü kurultayda ne kazanıp kaybettiği bir yana, dün Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yaşananlar, kamuoyuna yansıyan görüntüler ve karşılıklı ağır suçlamalar bu partiye en azından kredibilite kaybettirdi.
Ki yarından itibaren CHP'de başka gelişmelerin yaşanması, itibar kaybına, kan kayıplarının da ekleneceği kaçınılmaz gözüküyor.
Kısa dönemde Sarıgül ve arkadaşlarının ihraçlarının yanı sıra partiden ciddi bazı kopmalar olacağına da kuşku yok.
Baykal ve ekibi, Sarıgül ve arkadaşlarının CHP ile yollarının ayrılması, hatta Meclis'te grup oluşturabilecek sayıda milletvekilinin ayrılmasını da göze almış durumda. Ancak, Sarıgül ile direk bağlantısı olmayan "üçüncü yol" arayışındaki ekibin kopuşunu önlemeye özen gösteriyor. O yüzden de bugün yapılacak olan Parti Meclisi seçimi için daha kapsayıcı, parti içindeki farklı grupları tatmin edici bir liste hazırlama yoluna gidiliyor. Gözden çıkarılan Sarıgül ekibi dışındaki muhaliflere "sonbahardaki olağan kurultayı bekleyin" mesajı veriliyor.
Mesaj adresi bulur mu, şimdiden kestirmek güç. Ancak önümüzdeki günlerde CHP içinden en azından bir parti daha çıkacağı, Meclis'te AKP ve CHP'nin yanısıra üçüncü bir grup daha oluşacağı şimdiden kesin gibi...
CHP'de sürpriz yok...
CHP'nin dün başlayan olağanüstü kurultayında CHP adına, CHP'liler adına son derece tatsız, üzücü olaylar meydana geldi. Ama hiçbir sürpriz yaşanmadı. Her şey günler öncesinden tahmin edildiği gibi gelişti kurultayın ilk gününde
Haberin Devamı

