AB konusunda Ankara'nın ve hükümetin canını sıkan tek konu Kıbrıs paragrafı. Kalıcı ya da geçici kısıtlamalar, müzakerelerin ucu açık oluşu en azından şimdilik fazla önemsenmiyor. Ama Kıbrıs öyle değil. Konunun daha şimdiden muhalefet tarafından acımasızca siyasi malzeme olarak kullanılmaya başlaması, 3 Ekim 2005 öncesi imzalanacak protokol konusunda hükümeti düşündürüyor.
Ayrıca iş, bu sıkıntılı protokolün imzalanmasıyla da bitmiyor. Kimilerine göre Rum yönetimini Ada'nın tek meşru hükümeti olarak dolaylı biçimde tanıma anlamına gelebilecek olan gümrük birliği ile ilgili ek protokolün imzalanması sadece müzakere sürecinin başlatılmasına yetiyor. Ondan sonraki aşamada tam üyeliğe giden yolu aşabilmek için müzakerelerin her bölümünde Rum yönetiminin onayı gerekecek ki bunun da yaklaşık 60 kez tekrarlanacağı hesaplanıyor. Ve her seferinde Türkiye, Rumların veto tehdidiyle karşı karşıya kalacak.
* O nedenle de hükümet hiç vakit kaybetmeden Kıbrıs'ta yeni bir çözüm atağı başlatmış durumda. Bir yandan Dışişleri Bakanlığı'nda Kıbrıs'ta iki alternatifli yeni bir çözüm planı üzerindeki çalışmalar hızlandırılırken diğer yandan da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan randevu talep ediyor.
* Referandumda Rum tarafının reddettiği Annan Planı esas alınarak şekillendirilmekte olan yeni çözüm planına 2005'in ilk haftalarında son biçiminin verilmesi öngörülüyor. Çalışmalar, Genelkurmay ve diğer devlet birimleriyle koordineli biçimde yürütülüyor.
ABD ve İngiltere'nin rolü
Aslında çözüm planının teknik hazırlığı zor ve uzun bir çalışmayı gerektirmiyor. Yapılan iş Annan Planı'na yeni bir şapka giydirmekten, bazı teknik ayrıntılarını değiştirmekten ibaret.
* Sorun, bu planı Rum tarafına kabul ettirebilmekte. Çünkü bugün gelinen aşamada Rumların eli her zamankinden çok daha güçlü. Türkiye'ye karşı veto kartını cebinde tutan ve AB'nin desteğini arkasına alan Rum yönetiminin şimdi masaya oturmakta çok daha nazlı olacağına, çok daha ağır talepler ve koşullar öne süreceğine hiç kuşku yok.
O nedenle de Hükümet, Rumların çözüme karşı olan uzlaşmaz tavrını ve direncini kırabilmek için bir yandan BM ve Kofi Annan'ı devreye sokmaya, diğer yandan da ABD ve İngiltere'nin desteğini almaya çalışacak.
Takvim ise KKTC'de 2005 yılının Şubat ayında yapılacak milletvekili genel seçimleri ve Nisan ayındaki Başkanlık seçimlerine göre belirleniyor. Muhtemelen Mayıs ayında düğmeye basılacak.
Rumlar geçen nisan ayında reddettikleri çözümü şimdi Türkiye'ye karşı daha güçlü bir pozisyonda olduklarını düşündükleri bir aşamada acaba kabul ederler mi? ABD, İngiltere ve AB ağırlık koyarsa belki...
Ankara'nın Kıbrıs planı...
AB konusunda Ankara'nın ve hükümetin canını sıkan tek konu Kıbrıs paragrafı. Kalıcı ya da geçici kısıtlamalar, müzakerelerin ucu açık oluşu en azından şimdilik fazla önemsenmiyor
Haberin Devamı

