Zümrüt Apartmanı enkazından canlı çıkabilmek

Konya'da çöken Zümrüt Apartmanı'ndan bir hafta sonra canlı olarak çıkartılan Yasemin Yaprakçı'nın yaşadığı felaketi ve insanlık dramını, dünyadan gelip geçen çok az insan yaşamıştır diye düşünüyorum

Haberin Devamı

Konya'da çöken Zümrüt Apartmanı'ndan bir hafta sonra canlı olarak çıkartılan Yasemin Yaprakçı'nın yaşadığı felaketi ve insanlık dramını, dünyadan gelip geçen çok az insan yaşamıştır diye düşünüyorum. Bir kere ayağının üzerine isabet eden beton blok, eminim inanılmaz bir ıstırap yaşatmıştır.

Öyle bir ıstırap ki günler, geceler geçtikçe dakikalar, saatler ilerledikçe, azalması bir tarafa, gittikçe artan bir fiziki işkenceye dönüşmüş bir ıstırap olmalı bu. Duyduğumuza göre ayağının kangren olması ihtimali varmış ve doktorlar tıkanan kan damarını açmaya çalışıyorlarmış.

Yasemin'in kucağından küçük yeğeninin cansız bedenini almışlar. Bu nasıl bir duygudur Yarabbim? Ne dayanılmaz bir göz yaşı kaynağı? Ne bitmez tükenmez bir çiledir? O yavru, ilk anlarda ölmemiştir herhalde.

O minik yavrunun bakışları, Yasemin'in çaresiz gözlerine, çaresizce bakarak sönmüştür. Küçük yeğen, küçük sorular sormuş olmalı. Cevaplar aramış olmalı. Onun da bir yerleri kırılıp, dökülmüş olmalı. Istırabını dindirmek için gözlerini Yasemin'e çevirmiş olmalıdır. "Buradan kurtar beni" demek istemiştir. "Buram acıyor, şuram kanıyor, elimi, kolumu, ayağımı, bacağımı oynatamıyorum. Çok acıyor. Buradan kurtar beni" diye yalvarmak istemiştir. Bir de üşümüşleridir. "Keşke bir battaniyemiz olsaydı" diye ağlamıştır Yasemin.

Aynı küçük yeğeni gibi tüm yaş farkını bir kenara atıp yalnızlığından, umutsuzluğundan korkmuştur. Bunlar yetmezmiş gibi kendi eş ve kızını da merak etmiştir. "Acaba bir daha onları görebilecek miyim?" diye kendi kendine sormuştur.

Yasemin Yaprakçı, bu isteklerinin hiçbirisine çare bulamamanın karanlığıyla tek başına kalakalmıştır. Bu üzüntüsü, kendi fiziki acılarını unutturmuş mudur? Sanmam. Ne söylenebilir ki? Sadece ümitsizce ağlanabilinir. Sadece bu! Bir de üşümesin diye, kendini yalnız hissetmesin diye, küçük yavruya sarılır. Onu ısıtmaya çalışılınır. Fakat boşuna! Çünkü yavru son nefesini vermiş. Kimbilir olayın meydana gelişinden ne kadar zaman sonra? Canını teslim etmiş bu yavruyu, Yasemin kucağından bırakmamış.

Bu duyguları, mimarlık mühendislik eğitimi veren her okulda ders konusu yapmalıyız. Bu duyguları, çürük çarık binaların teberru karşılığı makbuzlarla belediyelerce onaylanmasını bir mesele gibi görmeyen zihniyetteki belediye yetkililerine öğretmeliyiz. Bu duygulan, dükkânlarının genişlemesi için kiriş sütunlarını kesmekte hiç sakınca görmeyen, kuş beyinli, geri zekâlı, menfaatperestlere öğretmeliyiz. Ve cezalar!

Yasaları; Yasemin'in, yeğeninin ve diğer tüm yaşamını kaybetmiş veya yaralı kurtulmuşların deneyimlerini bir daha Türkiye'de hiç kimse yaşamasın diye gerçekten cezalandırıcı şekilde düzenlemeliyiz.

Başbakan, Konya ziyaretinde Vali ve Belediye Başkanı'na başarılarının devamını diledi. Hayretler içinde dinliyorum bu sözleri. En söylenmemesi gereken anda, en dokunulmaması gereken bir konuyu, Başbakan nasıl dillendirebiliyor? Konya belediye yetkililerinin, Zümrüt Apatmanı'nın çökmesinde hata ve ihmali yok mudur?

Kimbilir Konya'da ve yurdun daha bir çok noktasında kaç tane Zümrüt Apartmanı var? Her şey kâbus gibi! Üstümüze gelen bir karabasan gibi! Yasemin'e ve hayatta kalmayı başarabilmiş ve başaracak herkese geçmiş olsun diyor, ölmüşlere rahmet diliyor, tüm ailelere Allah sabır ihsan eylesin diyorum.

Okuyucu mektubu
Bu sese kulak verin lütfen
■ Hakkari Anadolu Lisesi (0438 - 211 49 23) Edebiyat Öğretmeni Tarhan Şimşek diyor ki: "Kütüphanemiz bomboş. Yardımlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen çocuklara kitap gönderin, sesimizi duyun. Evinizde okuduğunuz uygun kitaplar ve ansiklopediler varsa lütfen bize gönderin. Bunun için 0438 - 211 49 23 no'lu telefondan bilgi alabilirsiniz."

* "Vizontele Tuuba"yı izleyen herkesin bu okula yardım etmesini rica ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR