Herodot okuyanlar bilir, İstanbul'dan önce Kadıköy kurulmuştur. Nereden başlasam? Okuyup da anlamayanlar diyarında dolaşmak çok zor! Önce Sayın Ahmet Hakan ve Sayın Haşmet Babaoğlu'na müşterek bir cevap vereyim. Ben her ikisini de çok severim ama, "bu durum onları eleştirmeme engel değil" deyip Bismillah ile girelim.
Zincirlikuyu Kabristanı kapısındaki yazı hakkındaki görüşlerimi belirttiğim yazımı tamamiyle okumadan, yazınızı hazırladığınız belli ve bu da bir talihsizlik. Neden? Çünkü, "O yazımın" son paragrafını burada size tekrar etmek ihtiyacını duyuruyorsunuz bana. "Kişi, Kur'an okurken bu cümleyi takdir edebilir fakat kabristan kapısına yakışmaz."
Tabii ki bu cümlenin Al-i İmran Suresi'nden alındığını biliyorum. Sınıfta bağırarak şiir okuyan çocuklar gibi ayet numarasını yazmış, üstelik öğrenelim diye (!) ayeti kopya etmişsiniz! Tutturdunuz bir korku da korku, ölümden korku. Alemsiniz vallahi! Ne Deniz Arman (kendisini bu konuda harikulade ifade etmiş) ne de Ruhat Mengi (yazısı çok önemli açılara dokunuyordu) hele hele ben ölümden korkmayız. Korkan olursa, onlara güç veren insanlarız biz.
Biz o yöreden geçerken yazıyı okuyup, korkulara kapılacağımız için yazının kaldırılmasını istiyormuşuz! Güler misin, ağlar mısın? Hayret verici bir yaklaşım doğrusu, insan eleştirir, eleştirir ama kemiğin üstünde et olmalı.
Kapıda böyle bir yazının ölmüşlerimize faydası olmadığına göre yaşayanlara yönelik bir hatırlatmadır. Yoldan çıkanları yola getirmek içindir. Zincirlikuyu Kabristanı'nın önünden daha çok kimler geçer ki, bu yazıyı görüp etkilensin? Hafta içi günde iki kez belediye ve halk otobüslerine sardalya istifi, eli kayışta ayakta durup, zor durumunu dışarı bakarak geçirmekten başka çaresi olmayan, çalışan, didinen, ay sonunu getirmek için binbir çaba veren, hortumculukla, ahlâksızlıkla yoğrulmamış, Kur'an'dan sapmamış doğru yolda ilerlemeye çalışan halk geçer.
Yazı okumayanlar
Minibüslerde üst üste oturmuş, bir kısmı ayakta aynı şekilde gözü dışarıda yolculuk yapan vatandaş geçer. Ahlâksızlığı düstur edinip, kul hakkı yemişlere ders olacak o yazıyı asıl okuması gerekenler ise siyah camlı, şoförlü, korumalı limuzinlerde, gözlerinde kara gözlük, düzenbazlıklarını adaletten saklama konuşmaları yaparak geçerler. Bunlar etrafa bakıp yazı okumazlar.
Osmanlı döneminde bu ülkenin yuvalarında şehit(ler) vermemiş bir tek aile bulamazdınız. Acı ve hüznün çalmadığı kapı yoktu. Şehitler doğal ölümlerden farklıdır. Bağrı yananlar bilir. Mahalle aralarında mezarlıklar kuruluydu. Hazreti Peygamber veya Kur'an emretmese bile aileler, çoğu kez arka bahçelerine bile şehitlerini gömerlerdi.
Cumhuriyet kurulduğunda Mustafa Kemal, İslâm'a uygun olarak, (İslâm, Müslümanların sık sık tabut görmelerini, ölülerini cennete göndermek için dua etmelerini, çok sık mezar ziyareti yapmalarını istememektedir. Bu yaklaşım, kişinin dünyadan el etek çekmesine yol açabileceği için böyledir. İslâm, dünyevi zevk ve güzelliklerinin yaşanmasını emreder. İnsanlığın ölümle fazla haşır neşir olmasına karşıdır çünkü...
Böyle olursa ikince derece ölü yıkayıcısı yoluna girebilir, miskinleşebilir.) Zincirlikuyu adıyla anılmak üzere Beşiktaş üstündeki boş tepede bir kabristan kurulmasını emretti, ama gittikçe büyüyen İstanbul'da şimdi bu yöre şehir merkezi oldu çıktı. Her üç dinde de kabristanlar ilk başta yaşam sahalarının dışına kurulmuştur. Bundan alınacak dersler vardır. Hazreti Peygamber'in mezarını ziyaretiniz mümkün müdür? Neden diye düşünmenizi çok rica ederim.
Sevgili Emre Aköz'ün yazısında değindiği rahmetli Şevket Rado'nun hikâyesinde bahsettiği bayana gelince... Bol bol cenaze izleyerek korkuyu yenme yöntemi, bugünkü psikolojik bilgilerimize göre yanlıştır. Tabut görmeyle ölüm olgusu çok farklıdır.
Eleştiri yazıları beni ikna edemedi. İhtiyaç duyulursa içeride bir duvara bu cümle, pirinç bir plaket halinde konulabilir. Sayın Hıncal Uluç'un okur mektubu önerisi hoş bir yaklaşım. Bence, o da içeride bir plaket olabilir. Kapı üstüne "Zincirlikuyu Kabristanı" yazılması ciddi, asil ve uygundur.
"Zincirli kuyu Kabristanı"
Herodot okuyanlar bilir, İstanbul'dan önce Kadıköy kurulmuştur. Nereden başlasam? Okuyup da anlamayanlar diyarında dolaşmak çok zor!
Haberin Devamı

