YO.'ya verilen kanda HIV olduğu ne zaman ve nasıl anlaşıldı?

Bu yazım üzerine Kızılay Genel Müdürlüğü'nden Basın Müşaviri Faruk Erbil Bey beni aradılar ve kendileriyle görüştüm. Yazımın son paragrafına çok içerlediklerini, Kızılay'da yolsuzluk yaşanmadığını bu sebeple bana tazminat davası açacaklarını belirttiler

Haberin Devamı

Geçen günkü Kızılay'ın kan verdiği küçük Y.O.'nun dramıyla ilgili yazımı hatırlarsanız. Bu konuda sınıfa çocuğunu gönderip göndermeme endişesine düşmüş velilerin durumundan ziyade test edilmemiş bu kanın 20 günlük küçük bebeğe nasıl verildiğini, asıl trajedinin burada yattığını ve Kızılay'ın bu bakımdan sorumlu olduğunu düşündüğümü belirtmiştim.

Bu yazım üzerine Kızılay Genel Müdürlüğü'nden Basın Müşaviri Faruk Erbil Bey beni aradılar ve kendileriyle görüştüm. Yazımın son paragrafına çok içerlediklerini, Kızılay'da yolsuzluk yaşanmadığını bu sebeple bana tazminat davası açacaklarını belirttiler.

Bu paragrafı yanlış okuduklarını anladığımdan, Kızılay'ın geçmiş yolsuzluklarına değindiğimi çünkü medya sayesinde ve Uğur Dündar'ın ARENA programlarında bu konuda aydınlandığımızı, rezil durumdaki depolarını gördüğümüzü, bu yüzden birçok dava açıldığını, genel müdürleri ve yönetimlerinin değiştiğini belirttim. Daha sonra konuşmamız, aşağıda özetini vereceğim biçimde gelişti.

"Faruk Bey, bu 20 günlük yavruya kan verilirken dikkat edilmemiş mi?"

"Efendim, kan veren kişiler bir de form doldururlar. Bu formda, 'anal ilişkiye girdiniz mi?' gibi çeşitli sorular sorulur. Hastalık var mı yok mu araştırılır."

"Bu form, sonra alınan kan şişesine mi yapıştırılır Faruk Bey?"

"Evet, yapıştırılır Ayşe Hanım."

"Sonra kan ihtiyacında bir hasta gelince, hemşire hanım kan dolu şişeyi, bu formu okumadan mı verir?"

"Ayşe Hanım, verilen kanda bu mikrobun olup olmadığını önceden bilmek mümkün değildir ki..."

"Peki Faruk Bey, durum böyleyse gerçeğin farkına nasıl varıldı?"

"Sonradan form okunmuş (bu durumu bir düşünün isterim!!!), 'Bu kan kime verildi?' diye araştırılmaya başlanmış. Çocuğa verildiğini tespit etmişler ve çocuğu bulmak için epey uğraşmışlar..."

Cevap alamadım
(Merak ettiğim bir konu daha var sevgili okuyucular. 20 günlük bebeğe ne kadar kan takviyesi yapılabilinir? Şişede artan HIV'li kan varsa, başka ihtiyaç sahibine de verilmiş olamaz mı?)

"Ayşe Hanım, HIV olup olmadığını, o kanı yeni bir hastaya verdikten 3 hafta ile 3 ay sonra anlayabilirsiniz. O zaman siz araştırın, bizleri haberdar edin."

"Peki nasıl öğrendiniz? Bu kanı veren kişi mi gelip bu haberi verdi?" (Bu sorumu üç kez soruyorum ama cevap yok.)

"Daha önemlisi, sizin söylediğinizi doğru kabul edersek bugün, şu anda kan ihtiyacındaki herkes Y.O.'nun karşılaştığı tehlikeyle karşı karşıya mıdır?"

"Evet, aynen öyle. Ama siz araştırın. Varsa bir sistem bizi haberdar edin. Bu arada yazınızın son paragrafından dolayı sizi mahkemeye vereceğiz. Size tazminat davası açacağız."

Sevgili okuyucular, aşağıdaki çok ama çok önemli sorulan bugüne dek hiç kimse sormamış. Sadece "Anne-babalar, çocuklarını aynı sınıfa göndersinler mi, göndermesinler mi?" sorusuyla kamuoyunun dikkati başka yönlere çekilip dururken ben yazımda, konunun özellikle bu kısmına dikkat çekmek istedim.

1. Kızılay Y.O.'ya verilen kanın HIV taşıdığını ne zaman ve nasıl fark etti?

2. Bu bilgi Y.O.'nun ailesine ne zaman verildi?

3. Kızılay Kan Merkezi'nden kanın HIV taşıyıp taşımadığı kontrol edilmeden verilmesi nasıl mümkün oldu?

4. Y.O.'ya verilmiş kanın HIV taşıdığı nasıl, ne şekilde ve ne zaman anlaşıldı?

5. Türkiye'de her kan merkezinden temin edilen her şişe kan aynı tehlikeyi taşıyor olabilir mi?

Bugün ülkemizdeki her hastanede ve laboratuvarda kanda HIV-1 antikorları olup olmadığı tespit edilebiliyor. Gelişmiş ülkelerde "Home Access Standard HIV Test Kit" paketleri sayesinde kendi kanınızı evinizin hususiyeti içinde alabiliyor, bir laboratuvara gönderip test ettirebiliyorsunuz. Böyle testten geçmemiş kanlan sıhhatli bünyelere vermek, affedilemeyecek bir suçtur.

DİĞER YENİ YAZILAR