Yetkililerin standartları düşük olursa ne yapalım?

Başta Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım ve tüm yetkililere seslenmeyi bir borç bilerek iki yıl aradan sonra dün gittiğim Gökçeada seyahatinden izlenimlerimin son derece olumsuz olduğunu belirterek yazıma başlamak istiyorum

Haberin Devamı

Başta Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım ve tüm yetkililere seslenmeyi bir borç bilerek iki yıl aradan sonra dün gittiğim Gökçeada seyahatinden izlenimlerimin son derece olumsuz olduğunu belirterek yazıma başlamak istiyorum.

Gökçeada'nın yolları berbat! İlk önce Bademli Köyü'ne çıktık. İki yıl önce o tırmanış neyse bugün daha da beter. Yola koyulan herkes, "İnşallah karşıdan hiçbir vasıta gelmez de bu bir tarafı uçurum diğer tarafı dağ yolundan tepetaklak aşağılara yuvarlanmayız" dualarına başlıyor olmalı. Çünkü benim için böyle oldu. Yıllarca hiç dokunulmamış, "İdare eder" mantığıyla iç huzuruna kavuşmuş bir yönetimle mi karşı karşıyayız? Sayın Kaymakam ve Belediye Başkanı bu duruma nasıl razı oluyorlar?

Zeydali Oteli civarında bir dibek kahvesi içelim dedik. O da ne? Önce 50 yıllık ötesi berisi kırılmış bir asfaltta ilerledik, sonra toz toprak bir bölüme geldik, sonra derme çatma yolumsu bir yer daha ve sonunda bin yıllık tarihi taş yolu bulduk. Ama ilerlemek mümkün değil. Bir adet vasıta giremez trafik levhası asılmış. Peki ben tepedeki Zeydali Oteli'ne, kalmak için gelmişsem üç parça bavulumu oflaya puflaya yukarıya mı taşıyacağım? Hem de o eğricik büğrücük bin yıllık tarihi taşların üstünden? Yetkililer hangi düşünceyle o trafik levhasını sağ tarafa dikmişler? Anlaşılır gibi değil!

Vatandaşlarla konuşuyorum. Milyarlarca para dökülmüş. Kaleköy önüne marina yapılmış. Gelgelelim derinlik ne kadar? 2,5 metreymiş! Soruyorum: "Mehtapta sular çekilince, seviye nerelere iniyor?" "Sormayın Ayşe Hanım" diyorlar. Bu ne hesap ne kitap? Sular çekilmese bile kotra ve motorlar için gereken normal derinliğin boyu 3,5 metre olmalıymış. Heyhat!!!

Marina önüne bir otel yapılmış. Broşürü vapurda verdiler. Dört yıldızmış. Dışarıdan, lüks otel yerine Ankara'nın devlet mimarisini andırıyor. "İçi de öyle" dediler. İçimden girmek gelmedi. "Şifalı çamur tesisinizi kurdunuz mu?" diye sordum. "Yok canım. Hiç öyle bir faaliyet yok. Düşünce de yok."

Şaşar kalırsınız
Kaymakam Bey'e ve Belediye Başkanı'na soruyorum. Adada hiç mi müteşebbis yok? Bu ada, Kuzey Ege'nin incisi olması gereken bir konumda. Yanında Semadirek, biraz kuzeyinde Thasos adaları var. Nasıl bakımlı nasıl turist kaynıyor, şaşar kalırsınız. Hem de hangi tarihler arasında? 1 Nisan ile 30 Ekim arasında. Neden bizler beceremiyoruz? Bu işi bilen kişiler neden iş başına getirilmiyor?

Gökçeada gibi çok mükemmel bir yere ilk adımdan itibaren zakkumlar içerisinde tertemiz ve estetik bir giriş yapabilmek, sonra tarihi köylere muntazam ve emniyetli yollardan çıkabilmek, oralarda korunmuş eski yapılarda dut ağaçları altında çay içebilmek, dut likörü satın alabilmek, her derde deva çamur banyoları yapılabilen çağdaş bir tesise girip çıkabilmek vs. neden mümkün olmasın?

Turist gemileri neden yanaşamasın? Semadirek adasıyla motor bağlantısı neden kurulamasın? Kimdir bizi tutan? Kişi mi? Kurum mu? Zihniyet mi? Bir şey söyleyeyim mi? Başbakanımızın partisinde her işin bir ehli olduğuna, bunca deneyimlerden sonra inanmıyorum. Aslında bunu eleştiri olarak da söylemiyorum. Birisi bana gelip, "Gel Ayşe şu serada Diana gülü yetiştir" dese şaşırıp kalırım. Herkes, her işin ehli olamaz. Ama olanlar vardır. Onlar iş başına getirilmelidir. Bakınız rahmetli Çelik Gülersoy'un elinden kopararak aldığınız Yıldız Parkı'ndaki zarif kamelya, bakımsızlıktan çürümüş gitmiş! Anlatabiliyor muyum? Sizi hiç kimse suçlamıyor. Sadece diğer tarafta bu işi bilenler varsa, ihtisaslarına başvurunuz.

"Her şeyi ben bilirim ve yaparım" zihniyeti çok köhne ve eskimiş bir düşünce biçimidir. Üstelik zarar ziyan ve acıya yol açar. Bir de standartların yükseltilmesi lazım. Yetkililerde standart düşük olunca her bozukluk sineye çekilip her olumsuzluk, olumlu görülebilir. Ne yapacağız bilemiyorum. Bu söylediklerim tabii ki geçmiş hükümetleri de kapsamaktadır. Şimdi ortada yoklar ama veballeri masanın üzerinde çırılçıplak duruyor.

DİĞER YENİ YAZILAR