Yazın keyfini çıkaramıyorum!

Sevgili okuyucularım. Sizler de beni, Seddülbahir köyünde harika bir yaz geçiriyorum sanın! Etrafımda iki erkek var ki, bilemezsiniz

Haberin Devamı

Sevgili okuyucularım. Sizler de beni, Seddülbahir köyünde harika bir yaz geçiriyorum sanın! Etrafımda iki erkek var ki, bilemezsiniz.

Anlatayım. Birisi ağabeyim (benden epey büyük), diğeri eşim Haluk (benden epey epey büyük).

Dün sabah uyandığımda saat 08.00'di. Tamam mı? Bakın nasıl bir konuşma dinliyorum. Ben henüz yataktayım!

"Haluk sen bu sabah saat kaçta uyandın?"

"5'i biraz geçiyordu. Sen?"

"Ben de 5.25'te ayaklandım. Nerelere koştun Haluk?"

"Vallahi bu sabah, Abide'ye kadar koşup geldim."

"Köşedeki köpekler saldırdı mı?"

"Havladılar ama elimde sopa var artık, biliyorsun. Sen nerelere kadar koştun Uluç?"

"Bu sabah ben seni bastırdım galiba. Önce köye koştum. Marketin önünden sağa sapıp, deniz kenarına geldim. Oradan Yahya Çavus'a tırmanmaya başladım."

"Oooo, orası yaman bir yokuş!"

"Son zamanlarda yokuş yukarı koşmak hoşuma gidiyor. Sen de yapıyor musun?"

"Hem de nasıl! Ben de Alçıtepe'den Nuri Yamut'a koşarak gitmeye bayılıyorum."

"Al benden de o kadar. Koşmak daha zor ya? Ben olayı zorlaştırmak istiyorum. Onun için en yüksek yokuşlara koşturarak tırmanıyorum."

"Al benden de o kadar. Tam o zaman vücudumu zorladığımı hissediyorum. Hoşuma gidiyor."

"Ben de bayılıyorum. Vücudumu harekete bir geçiriyorum, durdurabilene aşk olsun."

İşte böyle konuşmalara uyanıyorum sevgili okuyucular. Sinirim bozuk bir biçimde yataktan kalkıp, duşa giriyorum. Sonra yatağı toplayıp, bir çay içmeye bunların arasına katılıyorum. Konuşmalar şöyle devam ediyor:

"Günaydın Ayşe! Aaaa yine mi topallıyorsun?"

"Evet, sol topuğumda bir ağrı var."

"Sağ ayağın da hâlâ şiş. Nasıl geçecek o?"

"Samsatlı Lukianos u okudukça geçecek işte!"

"Bizim gibi bir koşmaya başlasan, hepsi geçer. Vallahi!"

"Bana her gün 7 dakika bisiklete binmek yetiyor. Siz koşadurun. Beni rahat bırakın. Üstüme gelmeyin."

Ağabeyimle eşim birbirlerine bakarlar. "Ters tarafından kalktı galiba. Evet, evet, tersten kalktı bu sabah. Yahu burada duracağımıza neden çıkıp yine koşmuyoruz?"

"Aman ne hoş bir fikir. Haydi ikiniz de koşun bakalım. Bence kollarınızı da arkadan bağlayıp koşun. Hatta yalın ayak koşun. İsterseniz geri geri koşun. Hele yokuş çıkarken yarış yapın, ikiniz de elleriniz arkadan bağlı geri geri koşun, bakalım kim birinci gelecek? Beni de rahat bırakın!"


Dikkat... Dikkat...
Motordaki yolcuların çoğu dumanaltı oldu

* Bu sene ilk olarak geçtiğimiz günlerde Kilitbahir - Çanakkale arası işleyen "Ömer Kaptan" isimli motora bindim. Ne yalan söyleyeyim eski motorları arar durumda hissettim kendimi. Bir kere manevra yapıp tersten girme derdine ilaveten devamlı siyah dumanlar içinde boğulduk Nerede o güzelim, kocaman "Alın Teri" adlı araba vapurları? Madem bir servis verilecek o zaman uygar koşullar altında olsun. 14 milyon TL gidiş - geliş az para değil. "Bu halk suskundur, kimi kime şikâyet edecek sanki?" diye sakın düşünmeyin! O kapkara dumanlar içinde penceremi kapattım ve sıcaktan piştim. Dışarıdaki yolcular da dumanaltı oldu. Biz buna layık değiliz. Lütfen daha kaliteli servis motorları alıp hizmete sokunuz!

DİĞER YENİ YAZILAR