Yanlış yaptınız Sayın Şahin!

Bilindiği gibi Milli Takımımızın 7 Haziran'da Slovakya Milli Takımı ile bir karşılaşması vardı. Taş gibi de 1-0 yenmiştik Slovakya'yı!

Haberin Devamı

Bilindiği gibi Milli Takımımızın 7 Haziran'da Slovakya Milli Takımı ile bir karşılaşması vardı. Taş gibi de 1-0 yenmiştik Slovakya'yı!

Şimdi efendim, Avrupa Şampiyonası Grup Elemeleri maçlarından birisi olan bu karşılaşmada, Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Ali Şahin ile "çok sayıda devlet görevlisi de" hazır bulunmak için Bratislava'ya gitmişler.

Burada duralım biraz! Bir kere heyette kaç devlet sorumlusu vardı? Ben öğrenmek istiyorum. Şayet Bakan ve yardımcısı haricinde birileri varsa işte "lüzumsuz bir masraf" demekte haksız mıyım acaba? Ona göre harcırah, ona göre otel masrafı, ona göre yeme içme masrafları, ona göre uçak biletleri, karşılama törenleri ve şehre gitmek için ekstra vasıta masrafları vs.

"Buyrun oturun"
Slovakya Sefiremiz Sayın İnci Tümay Hanım, bu kalabalık yetkili grubu mutlu edebilmek için elinden geleni yapmıştır. Eminim! Bir kere Dışişleri yetkililerimizin ne kadar zor yetiştiğini, ne kadar deneyimli olduklarını, birikimlerinin yoğunluğunu bildiğimiz için hele hele hanım diplomatlarımızla ne kadar gurur duyduğumuzu, sayılarının artmasında fayda gördüğümüzü samimiyetle belirtmek isterim. Kendimi Sayın Bakan Mehmet Ali Şahin'in yerine koyuyorum. Tribüne geldik. Yanımda Futbol Federasyonu Başkanımız Haluk Ulusoy ve sefiremiz İnci Hanım da bulunuyor. Gösterilen en ön sıraya doğru ilerledik. Birisi bana dedi ki: "Efendim, buyrun oturun, burası sizin yeriniz." Tamam oturdum. Biraz sonra Slovakyalı bir yer gösterici geldi ve dedi ki: "Buradan kalkınız çünkü burası Slovakya Başbakanı'na ayrılmıştır."

Ben olsam, ben olsam derhal ama derhal kalkar, "Tabii yanlışlık olmuş olabilir. Bana da bir yer gösterir misiniz?" diye kibarca sorar, başka bir yere otururdum. Ne olacak yani? Olay yaratılacak bir durum mu? Sinirlenilecek bir durum mu? Haberlerden öğreniyorum ki, Sayın Şahin bu duruma çok sinirlenmişler.

Veda ve karşılama törenlerine de çok önem verdikleri belli! Ben de size diyorum ki, yanlışsınız! Bilakis Ankara'dan uçmadan önce Slovakya Sefiremizi arayıp demeliydiniz ki: "Biz çok kalabalık bir grup halinde geliyoruz. Sizin çok daha önemli işleriniz vardır. Sakın bizi bizzat karşılamaya gelmeyin. Vasıta ve bir yetkili yeterlidir. Sonra sefarette buluşuruz."

Ama öyle olmamış. Ne demişler? Sayın Sefiremizi Dışişleri Bakanımıza şikâyet ederek, "Devlet büyüklerini (Buradaki devlet büyüğü kendisi sanırım, refakatindekiler devlet büyüğü mü?) gidiş ve dönüşlerinde karşılamıyor!"

Vay ki, Vay Vay! Beyler, biz nasıl şey olacağız bilmiyorum. Böyle sözleri duyarak bir Dışişleri yetkilisinin eleştirilmesini izlediğim zaman içim kıvrım kıvrım üzülerek bükülüyor. Biz kimdik, kim olduk, daha kimler kimdir, kim olacaklardır?

Söz vermiştiniz
Mütevazı olmak zor mudur? Bir temsilci, "karşılama / karşılamama" cetveliyle mi ölçüp biçilir. Öyle ise yazıklar olsun o cetveli kullananlara.

Sayın Başbakan! Bize bir söz vermiştiniz, "İşin ehlini iş başına getireceğiz" demiştiniz! Karatoprak... Şimdi bu mu iş ehilleriniz? Koskoca Türkiyemizden böyle küçük hesap peşindekiler mi çıkmalı? Alçakgönüllü, düşünceli, izan sahibi olup, asıl önemli maddelerin nerelerde yattığını bilenler yok mu?

DİĞER YENİ YAZILAR