Yalın, müzik dünyasına yeni bir nefes getirdi

Yalın'ı ilk olarak cumartesi gecesi "ZAGA"da gördü Türk halkı. Daha önce sanırım bir radyo programına katılmış. Telefonlar kilitlendi. Genç kızlar heyecandan az daha bayılıyorlardı!

Haberin Devamı

Yalın'ı ilk olarak cumartesi gecesi "ZAGA"da gördü Türk halkı. Daha önce sanırım bir radyo programına katılmış. Telefonlar kilitlendi. Genç kızlar heyecandan az daha bayılıyorlardı! Telefon mesajları, "Zalim"i çok sevdiklerini ifade etmekten ileriye gidemedi. Asıl merak ettikleri soruları hiçbir genç kızımız soramadı:

"Yalın, senin kız arkadaşın var mı şu anda? Âşık mısın? Hangi tip kızlardan hoşlanırsın? Bu sözleri sevgiline mi yazdın?" gibi...

Her zaman bülbül kesilebilen kızlarımız, Yalın'ın karşısında çok merak ettiklerine emin olduğum bu soruları soramadılar. Hipnotize olmuş gibiydiler. Yalın ise koltukta gayet sakin, gayet 'cool', hiçbir şey söylemeden oturdu. Vakti gelince yere bağdaş kurdu veya bir tabureye oturdu ve bestelediği, sözlerini yazdığı yapıtlarını çaldı. Benim tek öğrendiğim şey, ilk adının Hüseyin olduğu. İlk adını beğenmiyor olmalı ki soyadını kullanıyor. Alt yapısı Fransız okulu, şu anda Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde eğitimini sürdürüyor.

Ankara'da aşık olup, terk edilip İstanbul'a geldiği doğru değilmiş. Böyle bir söylenti olduğunu bile bilmiyordum. Nereden bileceğim? Ama öğrendim! Yalın'ın parçalarının sözleri çok minimalist. Her şeyi anlatmadan, anlatabilen bir kulvara yerleşmişler. Söylemeden, açıklamadan, detaya girmeden çok şeyler anlatıyor sözler. Çoğu beste 1, 2, 3, 4, 5, gibi açıklaya açıklaya ilerlerken, ki bu nispeten kolay bir yöntem, Yalın'ın parçaları 1, 4, 9, 26 gibi yol alıyor ki, bence bu da hayli riskli bir yöntem. Riskli çünkü dinleyeni zorluyor sözler. Senaryonun eksik yerlerini doldurmamızı istiyor. Nakarat bölümleri geleneksel formda, belleğe çok kolay yerleşiyor.

İşte bu yüzden çok beğendim ve bir iki hafta gibi kısa bir zamanda inanılmaz bir çıkışı elde ettiği için Türk dinleyicisini çok takdir ettim. Bazen sağduyusundan şüpheye düşüren Türk halkı bazen de öyle isabetli yerlere noktayı koyuyor ki insan ümitleniyor. Nerede şüpheye düştüğümü soranlar olursa birçok örnek verebilirim. Alın işte en kolayı: Bir kişi 62 kez Kemal Sunal filmini izler mi? İzlerse bazı hususlarda şüpheye düşmek gerekir. Zaten rahmetli, bu gerçeğin çok farkındaydı ve "Benim filmlerimin bu kadar aşırı dozda seyredilir olması, sosyologların incelemesine tabi tutulmalıdır" demişti.

Kontrol edemediği durumlara, gerçekçi ve efendi bir isyanı var Yalın'ın parçalarının. Gayet dengeli, durumları ölçüp biçmiş, neticeye varmış, ne olduğunu biliyor ama bir o kadar da ne olacağını çok bilge bir olgunlukta değerlendirerek isabetli sözleriyle karşı tarafa ikazlarda bulunuyor. Bunu alkışlamak gerek. Bir o kadar da bir-iki gün içinde bu farkı yakalayıp, küçük bir esintiyi önce rüzgâra ve nihayet fırtınaya hazırlayan dinleyicileri alkışlamak şart. Müzik âlemine hoş geldin Yalın!

Dikkat... Dikkat...
Nargile kafelere sıkı denetim geliyor
Bir üniversite öğrencisi okurumun, geçtiğimiz günlerde, "Nargile kafelerin içine bir göz atan var mı?" şeklinde bu köşede yayınlanan ikaz yazısından sonra dün gazetelerden öğreniyorum ki, Sağlık Bakanlığı, 81 ilin valiliklerine birer genelge göndererek nargile kafeleri denetleyecek sağlık ekipleri oluşturulması için talimat vermiş. Hem okuyucuma hem de Sağlık Bakanlığı yetkililerine teşekkürü borç bilirim. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR