"Veysel senin hanımın doğumu ne zaman?"
"Ekimde bekliyoruz işte. Her şey yolunda giderse tabii."
"Nasıl yani?"
"Bizde kan uyuşmazlığı varmış. Devamlı kontrole gitmemizi istiyorlar."
"Sen sigortalısın ama değil mi?"
"Sigortalıyım ama sigorta hastanesinde muayene çok zor."
"Neden?"
"Bakın ilk önce Eceabat'a gideceksin. Sağlık ocağı sana sevk verecek."
"Yapma yahu! Sigorta kağıdın yok mu senin?"
"Var ama önce sağlık ocağından sevk almam gerek. Sonra karşıya geçecez. Kuyruğa girecez."
"Bu ne kuyruğu?"
"Kan alıncak hanımdan."
"Neticeyi o gün alıyor musunuz?"
"Sigortayla işler çok zor Ayşanım. Röntgen çekiyo, kuyruk va, netice yok. Biz de özel doktura gidiyoz."
"Yapma yahu? Pahalı değil mi?"
"Valla bir 60 milyon veriyoz. Her şey anında çekiliyo, kan alınıyo, netice o gün elimize veriliyo. Ultraso mu ultranso mu neyse, doktur onla bebeği dinliyo, bakıyo, ölçüyo, tartıyo, hepsi bi günde oluyo. Geçen gün İmam'ın hanımı sigortaya gitmiş tahlil yaptırmış. 40 milyon vermiş! 'Sen 60 milyona bitirdin işi' diyo bana. Hemi de kuyruk yok, muyruk yok."
"Sevindim buna."
"Ama bu doktur da 'her hafta gelin' diyo bize ama biz gitmiyoz."
"Veysel bu çok önemli ama doktor ne diyorsa yapmak gerek."
Ayşanım, her hafta 60, her hafta 60, nirden virilir bu?
"Peki oluyor mu böyle?"
"Her hafta ne gidicez? Ayda bi gidiyoz. Zate artık sade bi tane daha gidicez bitiyo. İlk çocuğumuzda hiç gitmediydik ya!"
"Yapma yahu? Kan uyuşmazlığı olduğunu o zaman da biliyor
muydunuz?"
"Dedilerdi yaaa! Ama bi gittik, iki gittik, oldu bitti işte. O zaman ben Bağkur'luydum. Doğumda annemgil yattı hanımın yanında. Bi tek ona yemek parası verdiydim. O da ne tuttu bakiiiim? Sade 250 000 lira. Başka bi kuruş vemedimdi Bağ Kur'la. Bakalım bu sigortayla ne vericez?"
"Bence bununla da vermezsiniz. Bana methettiler bu hastaneyi. Hem tesis çok iyiymiş hem de doktorlar."
"Hemşireler de önemli biliyon mu? Geceleri hep onlar gelip gidiyo, ateşine bakıyo, tansiyon ölçüyo..."
"Biliyorum Veysel. Çok önemli hemşireler. Kız mı oğlan mı bu sefer?"
"Oğlan va bizde. Şimdiki kız'mış!"
"Sevindin mi?"
"Eee bi kız istiydik. Hepisinden bi dane olsun. Tıpkı senin torun gibi."
"Doğru söylüyorsun Veysel. Benim torun da kız."
"Sade kız diil canım. Sen ne diyon? Pirenses, pirenses! Öyle yazmışsın ya! Bize de bi pirenses geliyo."
"Erkek veya kız, Allah sağlıkla, sıhhatle, analı babalı büyütsün inşallah!"
"Amin Ayşanım, Amin!"
Okuyucu mektubu
'Üretim hatası yok deyip işin içinden çıktılar'
* Olivium Flo mağazasından aldığın lacivert renkli Nike spor ayakkabımın üstü dört ayda kahverengine dönüştü. Ucuna yakın bir yerden de yırtıldı. Mağazaya geri götürdüm. Bir müddet sonra, "Üretim hatası değildir" diye cevap geldi. Kalitesine, marka ve deneyimine güvenip oldukça pahalıya aldığım bu ayakkabıların ömrü sadece 4-5 ay mı olmalı? Bizlerin böyle bir lüksü yok. Nike bunu bilmiyor mu acaba? (Mehmet F.)
* Nike gibi dünya çapında bir firma bunu bilmez olur mu? 4-5 ay giymiş olduğunuz ayakkabınızla ne tür spor yaptığınızı bilemem. Hele hele lacivertin kahverengine dönmesini hiç anlamış değilim. Nasıl olur? Ayakkabınız, çorabınızı mı boyadı? Boya mı aktı? Nike bu işlerde çok hassastır. İletişimde bir hata mı oldu diye merak ediyorum. Belki mağazayı bu mesajla tekrar ziyaret ederseniz size yardımcı olmaya çalışabilirler. Bunun dışında bir çözüm düşünemiyorum. Belki de "marka" meraklısı olmadan, ayağınızı rahat tutan bir spor ayakkabısı almanız en uygun hareket tarzıydı. Ama bazen insan isteyince de iyisini istiyor. İnşallah sorununuzu halledersiniz.
Veysel'lere de prenses geliyor!
"Veysel senin hanımın doğumu ne zaman? Ekimde bekliyoruz işte. Her şey yolunda giderse tabii."
Haberin Devamı

