Vehbi Koç'u hatırlarken!

Vehbi Bey'in hatıralarını okuduğum geçmiş yıllarda, herhangi bir konuda yatırım yapacağı zaman o işi en iyi bilen elemanı işin başına getirme geleneğinin, o işte elde edeceği başarıyı garantilediğini belirttiğini hatırlıyorum

Haberin Devamı

Vehbi Bey'in hatıralarını okuduğum geçmiş yıllarda, herhangi bir konuda yatırım yapacağı zaman o işi en iyi bilen elemanı işin başına getirme geleneğinin, o işte elde edeceği başarıyı garantilediğini belirttiğini hatırlıyorum.

Bu formülün kolay görünmekle beraber sanıldığı kadar dertsiz olmadığı kanaatindeyim. Yanıldığı zamanlar olmuş mudur? Giriştiği bir işin başına getirdiği kişiyle çelişkiye düşmüş müdür? Bu yüzden başarıyı kaçırdığı işler olmuş mudur?

Eminim olmuştur.

Yoğun iş hayatımdan ayrılalı çok zaman geçmesine rağmen konuştuğum işadamlarımızdan edindiğim intiba odur ki, yeni nesil elemanları eskileri kadar heyecanlı, sorumluluğa susamış, olağanüstü saatleri iş hayatlarına vakfetmeye hazır değiller. Yüksek vazifelere atanmadan önce işin mutfağında terleyerek çalışmayı pek tercih etmemekteymişler. "Ben üniversite mezunuyum, masa başı işlere lâyık durumdayım!" düşüncelerinin hakim olduğunu duyuyor ve çok üzülüyorum.

Bugün Hyundai'nin sahibi sayın Asım Kibar ile yıllar önce Ankara Asfaltı'nda, üzeri oluklu levhayla kaplı toprağa kazılmış çinko imal edilen havuzun etrafında dolaşıp, bu standardı yükseltmek için Amerika'dan getirmeye çalıştığımız uzman hakkındaki konuşmalarımız aklıma geliyor. Ülker Bisküvi fabrikasının ilk primitiv durumunu hatırlıyorum. Vitali Hakko beyin Bomonti'deki küçücük imalathanesi gözümün önüne geliyor. Ankara Asfaltı üzerindeki Alarko'nun küçük tesisinde rahmetli Üzeyir Garih bey ile su altı pompa tesisleri hakkındaki toplantıları hatırlıyorum. Feyyaz Berker, Nihat Gökyiğit ve Necati Akçağlar'ın Tekfen'i ilk kurdukları günler hatıralarımda canlanıyor. Asım Kocabıyık bey ve Borusan'ı, rahmetli Dr. Nejat Eczacıbaşı ve kâğıt sanayiinin kuruluşunu, Tonoz Otocam'a getirttiğimiz ilk bombeli cam kalıbını, Thyssen brülörlerini, Transtürk'ün takım tezgâhlarını, Parsan çalışmalarını, Sabancı grubunun Koç grubuyla tatil rekabetini unutmuyorum! "Hey gidi günler hey!" diyorum.

Bugün birer dev işletmeci haline gelmiş bu işadamlanmızın, o günlerde işe aldıktan kişilerin sorumluluk üstlenen ve becerikli elemanlar olmaları sayesinde böylesine büyüdüklerini biliyorum. Türk sanayii bu gayretler sayesinde bugünkü seviyesine gelebilmiştir.

Yeni nesil, iş hayatına atılmadan önce, Vehbi Bey'in hayat hikâyelerini içeren kitaplarını okumalıdır. Bence ülkemiz hâlâ çok bakir bir yerdir. Atılımcı, girişimci insanların, dün olduğu gibi bugün de harikalar yaratabileceğine inanıyorum. Yeter ki masa başından ayrılmayı, terlemeyi göze alsınlar! Ölümünün yıldönümünde büyük atılımcı Vehbi Koç'u bu vesileyle şükran ve minnetle anıyor, nur içinde yatsın diyorum!


Okuyucu mektubu
SSK klinikleri 'otomatiğe' mi bağlı?
Hera Zakaryan

* Benim şikâyetim SSK Merdivenköy Polikliniği'nden. Yaklaşık bir aydır göz muayenesi için randevu almaya çalışıyorum. 24 saat deniyorum. Aldığını cevap hep aynı; "Bu poliklinik için verilen randevu sayısı 194'dür. Verilen bu sayı dolmuştur. Yann tekrar aramanız gerekiyor." Baştan beri yanlış olan bu sistem acaba değiştirilecek mi? SSK'dan sağlık hizmeti almamız mümkün değil. Neden?

* Sizin gîbî çok şikâyet alıyorum. Sanki bir cevap bandı takılmış, devamlı o konuşuyor, SSK Merdivenköy Polikliniği'ni yönetenlerin dikkatini çekmek için şikâyetinizi köşemize aldım. İnşallah en kısa zamanda ihtiyacınız olan hizmeti alabilirsiniz.

DİĞER YENİ YAZILAR