Uzun yıllar dış ülkelerde yaşadıktan sonra İstanbul'a döndüğümde en fazla hayret ettiğim neydi biliyor musunuz? Biz üçüncü katta oturuyorduk. Yan tarafımızdaki apartmanın beşinci katında oturan hanımın, evin tüm çöpünü bir poşete tıkıştırıp balkondan sarkarak, iki apartman arasında, köşe kaldırımdaki kapağı doluluktan yarı açık duran çöp kutusuna nişan alarak fırlatmasıydı. Tüylerim ürpermişti. Tabii ki torba bidonun yanına patlayarak varmış, tüm pisliği, bütün haşmetiyle kaldırıma yayılmıştı. Yer Arnavutköy'dü ve saat sabahın 11'iydi.
Aynı hayret verici manzaraları özellikle son zamanlarda, Çanakkale Şehitliği'nde görmek mümkün. İstanbul'dan, Bursa'dan, İzmir'den velhasıl ülkenin her köşesinden her gün ve her hafta sonu, yüzlerce otobüs şehitlerimizi ziyarete geliyorlar.
Bu ziyaretçiler, dinlerine bağlı, şehitlere saygılı, takdir ve huşu içinde gelen vatandaşlarımız. Ama bir de yöreden ayrıldıktan sonra geride bıraktıkları çöp yığınlannı görseniz, "Müslüman böyle mi olmalıdır? Hani temizlik imandan gelirdi?" dersiniz. İnanınız bana, tam Çanakkale Şehitleri Abidesi'ne kıvrılan yokuşun solunda yer alan piknik alanını, vatandaşlar pikniklerini yaptıktan sonra bir görseniz veya otobüsler aynldıktan sonra Seddülbahir köyü meydanına bir baksanız, gözlerinize inanamazsınız.
Çok utanıyorum
Oysa piknik alanının bulunduğu yerdeki büfenin sahibi, bu leş gibi kirlenmeye mani olmak üzere bölgeye 5 değil, 6 değil tam tamına 9 kocaman çöp bidonu koymuş. Ama ne fayda? Sen pisliğini, kağıdını, kola şişeni, peçeteni, yumurta kabuğunu, salatalık kabuğunu, portakal kabuğunu, sucuğunu, dolmanı, yarı ısırılmış EKMEĞİNİ doğru düzgün bir çöp torbasına koyup, en çok 30 adım yürüyüp o bidona atmazsan senin havadaki kargadan, sudaki balıktan, topraktaki böcekten farkın kalmaz! İnan bana burada değilse bile öbür tarafta bunun hesabını sana sorarlar.
O kadar utanıyorum ki, anlatamam. İnsanlığın, vicdanın, uygarlığın en basit bir ölçüsü sayılabilecek bu hareketi yapmaktan aciz, ihmalkâr ve düşüncesiz bir toplum muyuz?! Kendi pisliğinizi toplayıp, çöp bidonlarına atınız. Sizden sonra gelen misafirler de var. Hiç kimse sizin kuyruğunuzda bıraktığınız pisliği toplamak zorunda değil. Her birinizin başına polis dikmemiz de mümkün değil.
İnsanlığınıza, düşünce kabiliyetinize güvenmekten başka hiçbir şansımız yok. Halkını yöreye gönderen belediye başkanlarından rica ediyorum. Otobüs şoförlerine hatırlatıyorum. Lütfen her koltuğu dolduran müşterinize birer sanayi boyu çöp torbası hediye edin ve en kutsal yöremizi, bu pislikten kurtaralım. Yetti gayri!
Düzeltme: Dünkü "Truva" filmini konu alan yazımda geçen, "Çok savaşlar yaptık, toprak için, şerefimiz için... Şimdi de aşk için yapacağız. Bu da iyi bir sebeptir..." sözleri Priamos değil, Paris tarafindan söylenmektedir. Düzeltir özür dilerim.
Okuyucu mektubu
'Sınav giriş belgem, sınavdan sonra geldi'
■ 9 Mayıs Pazar günü yapılan LES sınavına için zamanından önceden müracaat etmiş, "sınav giriş belgemi" alma için bankaya 50 milyon lira yatırmıştım. Ama maalesef bu belge, sınav gününden bir gün sonra elime geçti. Parama mı yanayım, kaçırdığım çok önemli sınavın yaratacağı umutsuzluğa mı? Bir hafta önce Acıbadem PTT yetkililerini arayarak evrakımı sorduğumda bulamadıklarını söylemişlerdi. Nedir
bu sorumsuzluk? (Özge Önal)
* Çok üzüldüm. Haklısınız. Yetkililer sizden özür dilemeli ve paranızı iade etmeli. Ancak bu hiçbir zaman kaçırdığınız sınavın yaşamınızda yaratacağı umutları ve istediğiniz geleceği geri getiremez.
Vatandaşlarımız daha temiz olmalı...
Uzun yıllar dış ülkelerde yaşadıktan sonra İstanbul'a döndüğümde en fazla hayret ettiğim neydi biliyor musunuz?
Haberin Devamı

