Üzüntüleri örten çiçekler!

Tam camları silmiş ve salonu havalandırmıştım ki kapı çaldı. Rukiye gelmiş. Çok sevindim. Hemen salonda yerlerimize geçtik ve çaylarımızı yudumlamaya başladık

Haberin Devamı

Tam camları silmiş ve salonu havalandırmıştım ki kapı çaldı. Rukiye gelmiş. Çok sevindim. Hemen salonda yerlerimize geçtik ve çaylarımızı yudumlamaya başladık. "Ayşe ülkede bir üzüntü bitiyor, diğeri başlıyor. Ne olur bugün bunları konuşmayalım." "Nasıl istersen. Anlıyorum! İnan biz de çok üzüntülüyüz. Peki ne konuşalım?" "Gel baharı konuşalım." "Pekala. İstanbul'un pek baharı olmuyor ya! Hemen yaz geliyor." "Bu kış ben en çok neye sevindim biliyor musun? Baharlar açmışken kar yağdı ya? Baharlar donacak diye çok üzüldüm. Ama donmadılar!" "Doğru, hiç bir şey olmadı. Bak şu karşı tepedeki mimozaları görüyor musun?" "Şu sapsarı ağaçları mı?""Evet. Baharlardan sonra ilk açılan çiçekler mimozalar oluyor." "Şimdi onlar bitmek üzere ama benim mutfak balkonumda demirlere tırmanmış mor salkımlar da bugün yann açmaya başlayacaklar."

Mor salkımlar
"Bak işte bayıldığım bir çiçek de onlardır. Her yaprak merkezde mor oluyor ve uçlara doğru eflatunlaşıyor ya? Bayılıyorum." "Ben de ama benim en sevdiğim çiçek ağaçları mor salkımlardan sonra açıyor." "Hangisi onlar?" "Erguvanlar Ayşe, erguvanlar!" "Yaaa, hakikaten, unutmuştum onları. Renkleri ne güzeldir?" "Salkım salkımdırlar ve yapraklardan önce doldururlar dalları" "İşte onlardan sonra gelen çiçekler de benim en sevdiklerimdir." "Hangisi onlar?" "Unuttun mu Rukiye? Katır tırnakları!" "Evet, hem katır tırnakları o kadar güzel kokuyorlar ki ama koparması zor." "Elle koparamazsın, bıçak gerek." "Ayşe, iyi ki saydık şu çiçekleri ve ağaçları. Neden biliyor musun? Üzüntülerimi başka türlü örtemiyorum. Ancak çiçekler örttü." "Benim de Rukiye, benim de!"

DİĞER YENİ YAZILAR