11 Eylül felaketini takip eden günlerde Başkan Bush'u Washington'da ziyaret eden ilk misafirlerden birisi Ürdün Kralı Hüseyin'di. Şömine önünde malûm basın toplantısı yapılırken Kral'ın ağzından dökülen bir cümle benim aklımdan hiç çıkmıyor. O tarihlerde köşemde buna dikkat çekmiştim. Şöyle demişti Kral Hüseyin:
"Biz Başkan Bush'a çok müteşekkiriz çünkü bu ziyaretimde Ürdün ile ABD arasında ticaret anlaşması (trade agreement) imzalandı."
Başkan Bush, Türkiye'ye aynı imkânı henüz sağlamadı. Olsun! Bir fikrim var. Bunu bir örnekle vermek istiyorum. Benim, Amerika'nın hem imal hem de ithal ettiği bir malı üreten fabrikam olsa, örneğin çatal-kaşık-bıçak üreten bir tesisim olsa, ilk işim kalitemi mümkün olan en yüksek standarda çıkartmak olur. Sonra zımba gibi pazarlama elemanımı Ürdün'e gönderirdim.
Bu elemanım, Ürdün'ün ticaret anlaşması gereğince ABD'ye ihracat yapan bir firmasıyla ilişki kurmanın yollarını arardı. Ticaret işlerinde para konuştuğu için mümkün olan en yüksek kârları bu şirkete bırakmaya razı olur, çatal-kaşık-bıçak ürünlerimi Ürdün üzerinden ABD'ye ihracata başlardım. İsterse Ürdün, ürünüme kendi etiketini bile basabilirdi.
Bu düşünceyle dolaylı yoldan bile olsa ABD pazanna adım atabilecek çok ürünümüz olduğuna inanıyorum. Neticede Ürdün'ün ne çapta bir imalat sanayi var ki? Ancak çok avantajlı bir ticaret anlaşması var.
Ürdün'ün bu imkânıyla, imalatla uğraşan yerli sanayimizin elele verip durumları değerlendirmelerini çok isterim. Eminim birçok firma bu işbirliğine girmiştir bile. Ben bunu yapmamış firmalara sesleniyorum.
Orada yaşadığım yıllarda tükettiğim birçok ürün gözümün önüne geliyor. Örneğin ton balığı konservesi. Japon kutuları, Amerikan üretimi kutularla raflarda yanyana dururdu. Dardanel ton balığı, Ürdün yoluyla bu pazarı zorlayamaz mı? Reçel kavanozları, hem ABD yapımı hem de Yugoslav (bölünmeden önce) marmelatlanyla sıralanırdı. Çin'den ithal (bol demir ihtiva ettiği için çok ağır olan) gündelik seramik yemek servisleri, vitrinleri süslerdi.
Bu şekilde yabancı sermaye ülkemize gelmeden, biz tesislerimizi üç vardiyaya çıkartıp işsizlik sorunumuzu azaltamaz mıyız? Ülkemizde bol yetişen muhteşem kalitedeki defne yaprağı, tüm ABD piyasasını kapsayamaz mı? Taze incir mevsiminde, bütün mahsulü ABD'ye ihraç edemez miyiz? Çavuş üzümünü, en nadide restoranlara sevk edemez miyiz? Giresun'da imal edilen Zebra adında fevkalâde lezzetli bir enerji meşrubatı var. Bu ürün, Ürdün üzerinden ABD'ye ihraç edilemez mi (yalnız kapağın altı pas yapıyor, bu durum düzeltilmeli)?
Bu konuyu, üretici ve sanayicilerimiz düşünsünler diye yazdım. Herkes yapıyorsa zaten hiç mesele yok. Tebrikler...
Okuyucu mektubu
"Daha çok apartman çöker"
■ Anadolu Lisesi son sınıfta okuyan bir kızım var. ikinci dönem birinin dışında hiç ders görmediler. Tüm lise son sınıflarda her sene aynı sendrom yaşanıyor. Çocuğum bana, diğer arkadaşlarının heyet raporu alarak okula gitmeyeceklerini kendisine de rapor almamı istiyor. Hasta olmadığı halde rapor almam için okul yönetiminden olur alınacak, hastaneden doktorlar ayarlanacak ve biz de bu çocuklarımızdan dürüstlük bekleyeceğiz. Bu düzen böyle devam ettikçe ülkemizde daha çok Zümrüt apartmanları çöker. (M. E. B / Konya)
* Bu tür şikâyetlere cevabı bana bir taksi şoförü arkadaşım vermiş ve şöyle demişti: "Onlarca yıldır ülkenin her bir köşesini kalkındıramamışsınız ve kalkındırmış gibi havalara bürünüp 'benim işçim, benim memurum' diye nutuklar atacaksınız. Birileri bu hatanın bedelini ödeyecek. Ne yazık! Ne yazık!" Size katılmamak elde değil.
Ürdünlü işadamlarıyla işbirliği gerekir
11 Eylül felaketini takip eden günlerde Başkan Bush'u Washington'da ziyaret eden ilk misafirlerden birisi Ürdün Kralı Hüseyin'di
Haberin Devamı

