"Merhaba Ayşe Hanım! İçeri geliniz lütfen. Buyrun bir çayımızı için."
"Yok almayacağım. Teşekkür ederim. Sadece vitrindeki çiçeklere ve aranjmanlarınıza bakıyordum."
"Olsun. Buyrun, şöyle buyrun."
"Şu duvarın kenarında sıralanmış orkideler kaç para?"
"Saksıdakiler mi? Hani pembe var, beyaz var... Onlar mı?"
"Evet, onlar."
"Onların tanesi 90 milyon lira. O da size tabii!"
"Sahi mi? Çok pahalı değil mi?"
"Siz bu orkidelerin serüvenini bir bilseniz Ayşe Hanım."
"Anlatın lütfen."
O sırada ince belli bardakta tavşan kanı çayımız geldi.
"Ayşe Hanım, bu orkideler ve diğer tüm gördüğünüz taze kesilmiş çiçeklerin anayurdu Malezya."
"Neeee? Bizde yetişmiyor mu bunlar? Burada da mı ithalat?"
"Bizde yetişenler nedense cılız oluyor Ayşe Hanım. Bu çiçekler plastik torbalarda, neredeyse sıfır fiyatına Malezya'dan uçağa biniyor ve önce Hollanda'ya geliyor."
"Neden doğru bize gelmiyor?"
"Çünkü AB anlaşmamız böyle. Direkt alamıyoruz. Neyse, bu çiçekler Hollanda'dan alınıp özel soğutmalı kamyonlara yükleniyor ve Kapıkule ile İpsala'nın yolu tutuluyor. Bu kamyonlar huduttan girdikten sonra üç gün üç gece orada bekletiliyor."
"Niçin?"
"Araştırma yapılıyor."
"Ne araştırması?"
"Şöyle. Şayet açıkta gelişecek bir bitki ithal edilmişse, bu fidanı ithal eden kişinin bunları dikip büyütebileceği yeterli toprak ve arazisi olup olmadığı iyice araştırılıyor. Tabii bu da uzun zaman alıyor. Kamyonlar bekleyip duruyor hudut kapılarında."
"İnanamıyorum. Yani ben üç adet köklü orkide ithal etmişsem, bunları yetiştirebileceğim, tapusu
bana ait olan toprak sahibi olduğumu gösteren bir kâğıt mı gerek?"
"Aynen öyle. Belki de tapusu yoktur ama kiraladığınız bir toprak parçasının kontratı vardır."
"Vallahi ben şaştım bu işe. Bizde yetiştirilenlerin diğerlerine kıyasla neden daha cılız olmalarının tespit edilmesi, her şeyden önce daha önemli gibi geldi bana. Onunla uğraşılacağına, bir çiçeğin ekilebileceği toprağın var olup olmadığının araştırılması biraz saçma geldi.
Özel soğutmalı kamyonun 3 gün gümrükte bekletilmesinin ne demek olduğunu, nasıl masrafı artırdığını anlıyorum. Ve düşündükçe çok şaşıyorum. Demek Hollanda, dünya çiçek ticaret merkezi olarak kabul görüyor. Aynı pırlanta merkezi olduğu gibi..."
"Evet öyle. Her şey Hollanda'dan AB ülkelerine dağılıyor."
"Bunu öğrendim ya ben artık orada burada kendi gözümle gördüğüm tarla çiçeklerini kopartıp vazoma koyacağım. Bana müsaade artık, Haluk bekler. İyi günler, verdiğiniz bilgiler için de teşekkür ederim."
"Bir şey değil Ayşe Hanım. Her zaman bekleriz, yine gelin."
Dikkat... Dikkat...
Devlet Meteoroloji İşleri'nden açıklama geldi
26 Nisan 2004 Perşembe günü, "Okuyucu Mektubu" köşemizde, "Hava raporlan parayla mı alınıyor?" başlıklı bir yazı yayınlamıştık. Okuyucumuz bu yazısında, hava durumu raporlarının İngiltere'den satın alındığını, bizdeki meteoroloji radarlarının çalıştırılamadığını iddia etmişti. Bunun üzerine Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Adnan Ünal gönderdiği açıklamada, bu iddiaların gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığını kaydetti. Ayrıca Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü' nde çalışan Hayati Çiçek de konuyla ilgili olarak bana şu mesajı gönderdi: "Meteoroloji hakkında bilgi almak isteyenler buraya gelmelidir. Çalışmayan hiçbir aletimiz yok. İngiltere'den hangi hava raporu alınıyormuş? Hangi radar çalışmıyormuş? Hangi istasyon kapalıymış? Merak eden gelir görür." Gerek Sayın Adnan Ünal'ın gerekse Hayati Çiçek'in açıklamalan için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Okuyucumuz belki bir yanlış anlama sonucu böyle bir fikre kapılmıştır. Tekrar teşekkürler. A. Ö.
Türkiye'de çiçekler bile ithal!
"Merhaba Ayşe Hanım! İçeri geliniz lütfen. Buyrun bir çayımızı için."
Haberin Devamı

