Türkiye neden kalkınamıyor

İmam Hatip Liseleri Dernek Başkanı ve bir hukukçunun, "İmam hatipler bir meslek lisesi değildir

Haberin Devamı

İmam Hatip Liseleri Dernek Başkanı ve bir hukukçunun, "İmam hatipler bir meslek lisesi değildir. Öğrencilerin dinlerini öğrenip sonra yüksek öğretime devam etmek istedikleri bir eğitim kurumudur" sözlerini duyunca düşünmeye başladım.

İmam hatiplere giden kızlanmız, erkeklerden ayrı bölümlerde ders görmektedirler. Erkek ve kızların küçük yaşta bir arada eğitim görmeleri, muhafazakâr diye tanımlanan ailelerce son derece "tehlikeli ve ahlâksızca" addedilmektedir. Kızların erkek öğrencilerle bırakın konuşmalarını, onlardan yana bakmalan bile yasaklanmaktadır. Bu öylesine keskin bir biçimde tezahür etmektedir ki, her an gençlerin üzerinde göz gezdiremeyen öğretmen ve idareciler, öğrenciler arasından adeta "ispiyoncu" şeklinde açıklanabilecek sınıf ve üst sınıf öğrencilerini kullanmaktadırlar. Bu arada "çağdaş görüşlü" öğretmenler de genç kızların içlerinde çelişkiler yaratabilmektedirler.

Aynı ayrımcı yaklaşım, erkek öğrencilere de uygulanmakta, kızlarla "konuştuğu" veya kızlara "baktığı" tespit edilen erkek öğrenciler, "günah işlemişler" gibi yöneticilere hesap vermekte ve kendilerine diskurlar çekilmektedir. Kız öğrencilere, erkek öğretmenler, müdür ve müdür yardımcıları "saygı" ile yaklaşmamaktadırlar. Bazı müdür yardımcıları, genç kızlanmızı bütün kötülüklerin kaynağı olarak görmekte, erkekleri kızların yoldan çıkardığına inanmaktadırlar. Bazı erkek öğretmenler sınıflarda, "Ahhh kızlar ahhh! Ayaklarınızın dibine kibrit suyu döküp sizleri yok etmek lâzım" diyerek kız ve kadınlara karşı çarpık düşüncelerini dile getirebilmektedirler.

Bu zihniyet içerisindeki görevlilere kalsa, kızlar ayrı otobüslerle gidip gelmeli, sinema, piknik, konser, tiyatro gibi aktivitelerden tecrit edilmeli, adeta üçüncü sınıf bir vatandaş gibi ezilerek, tahakküm altında, suçlu gibi inim inim inleterek yaşatılmalıdırlar.

Ülkemiz, düz liseye devam eden bir genç kızın, sınıf kapısından erkek öğrenciyle yan yana geçmesini bile hazmedemeyen ailelerle doludur. Neden? Çünkü bu ailelerimizin kültür birikimlerinde böylesine endişelerin boş ve yersiz olduğunu gösterecek eğitimsel, ekonomik ve sosyal altyapı yoktur. Bu kesim, Kur'an'ın hiç dikte etmediği ama yanlış hurafelerin yönlendirdiği, kemikleşmiş ve gelenek gibi hüküm süren inançların etkisi altındadır. Buna ilaveten onlara TV'lerde durmadan gösterilen bir avuç dekolte görüntülerle dergi ve ilavelerde çıkan magazin satışlarına yönelik fotoğraflar endişe vermektedir. Bu yüzden birçok aile, ne yazık ki evde televizyon izlenmesini, gazete ve dergi okunmasını bile yasaklamıştır.

Alt yapı eksikliği
Bu ülkenin en önemli nüfusunu teşkil eden genç kızlarımızın bir bölümü, kendi değerlerini, başlarına örülen çorapları, arkada tutulmak istenmelerini, ezilip haklarının yenmesini henüz fark etmiş değillerdir. O kadar fark etmemişlerdir ki, erkeklerin ve muhafazakâr diye tanımlanan ailelerinin bu baskılarını gayet "doğal" karşılayanlar vardır. Hatta bazıları bu durumu müdafaa edip, yapılanlan
destekleyebilmektedir.

Oysa bu genç kızlarımız gerçekleri doğru pencerelerden bir görebilseler, erkeklerden hiç eksik bir yanları olmadıklarını, onlar gibi her konuda başarılı olabileceklerini, iş gücüne katılıp para kazanabileceklerini, her atacakları ileri adımda, etraflarını sarıp onları kontrol altında tutan erkeklerden ve onlara hizmet eden hanımlardan kurtulabileceklerini bir idrak edebilseler, işte siz o zaman görünüz bu ülke nerelere kadar tırmanıp, gelişebilir. Bu noktaya gelinceye kadar, kızlanmızın ve kadınlanmızın üzerlerine "çaktırmadan" basıp geçilmeye devam edilecektir. "Yeter artık. Çekilin. Ben de varım. Kur'an'da söylendiği üzere aynı siz erkeklerle eşitçe varım" diye kızlanmız düşünmedikçe, gürlemedikçe, bu hüzünlü durumlar devam edecektir.

Önemli midir? Hem de nasıl! Çünkü kadın ve erkeğin, eşit şartlarda, omuz omuza vermediği hiçbir ülke kalkınamamıştır. En önemli unsur, en mühim kriter budur. Mustafa Kemal, bu gerçeği çok önce keşfettiği için bu olanakları Türk kadınına vermiştir. "Sen misin veren? Seni seni tezgah bozan! Bizler de senin aleyhine kampanyalar yapar, kızları etkiler, seni sevmemelerini sağlarız. Bunun için nice senaryolar hazırlar, kadınlara yutturur da yuttururuz." Türk erkeği ve siyasileri ve hocaları ve şeyhleri ve hacıları ve ağabeyleri ve babaları ve dayıları ve amcaları ve dedeleri ve işbirlikçi, düşüncesiz kadınları sessizce el ele vermiş, asırlardır ele geçirdikleri "gücü", kızlarla paylaşmamak için "vur abalıya" deyip durumu devam ettirmektedirler. Bizler de çağdaş ve gelişmiş ülkelere bakıp, "Yahu Türkiye neden kalkınamıyor?" diye saçma sapan sorular sorup durmakta devam etmekteyiz!

DİĞER YENİ YAZILAR