Türkiye İş Bankası ile ilgili Hamburg'tan mektup var!

Hamburg'dan Prof. Dr. Tuğrul Ansay'dan aldığım mesajı paylaşmak istiyorum. Konu yine İş Bankası ile ilgili

Haberin Devamı

Hamburg'dan Prof. Dr. Tuğrul Ansay'dan aldığım mesajı paylaşmak istiyorum. Konu yine İş Bankası ile ilgili.

"Türkiye İş Bankası ile başlattığınız mektup teatilerinden ancak 1 Mayıs 2003 tarihinde yayınlananları görebildim. Bunlardan hukuki durumu tam olarak anlamak mümkün değil. Banka Genel Müdürü özince'nin size gönderdiği mektup beni yeterince aydınlatmadı. Ticaret kanunumuza göre idare meclisi azalarına kazanç payı ödenebilmesi için hesap yılında safi kârın bulunması şart.

Ayrıca kanuni yedek akçe için gerekli pay ayrıldıktan ve pay sahiplerine en az yüzde 4 nisbetinde kâr payı dağıtıldıktan sonra arta kalandan idare meclisi üyelerine kazanç payı dağıtılabilir (T.K. madde 472). Bunun için genel kurulun da bu yönde bir karar vermesi gerekir (T.K. madde 333).

Elde edilen kâr ortaklara dağıtılmadan sermayeye eklenirse madde 472'nin ruhuna uygun hareket edildiği konusunda tereddütler doğabilir.

Özince mektubunda, idarecilere kazanç payı değil, ikramiye ödendiğini ima ediyor. İkramiye konusu yasada ayrıca düzenlenmiştir. Sadece şirketin iflas etmesi halinde idare meclisi azalarının şirket alacaklarına karşı, "iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir nam altnda hizmetlerine karşılık olarak aldıkları ve fakat münasip ücreti aşan, paraları geri vermekle mükellef" oldukları hükme bağlanmıştır (T.K. madde 474/1). Kural, sınırlı biçimde yorumlanırsa, iflas hali dışında yöneticilerin, zarar halinde bile ikramiye alabilecekleri gibi bir sonuca varılabilir. Ancak ikramiye dağıtılması konusunda genel kuruldan bir karar alınıp alınmadığı size gönderilen mektuptan anlaşılmamaktadır.

310.8 TRİLYON KÂR
Kaldı ki Türkiye İş Bankası'nda büyük pay sahipleri genel kurula egemen olduklarından, safı kârın ne biçimde kullanılabileceğini de kararlaştırabilmektedirler. Saygılarımla."

Bu bilgileri muhakkak ki, İş Bankası'ndaki hukukçular yorumlayacaktır ve Sayın Özince'den bir mesaj daha gelecektir. Bu mesajını da köşemizde yayınlamaya hazırız.

Başlangıçta Türkiye İş Bankası'nda çalışanlar, bu yıl kendilerine hiç temettü dağıtılmazken neden üst seviyedeki müdürlere dağıtıldığını sormuşlardı. Fedakârlık yapılacaksa, herkesin yapması gerektiğini vurgulamışlardı. Basından da öğrendiğimiz gibi 2002 bilanço döneminde İş Bankası 310.8 TRİLYON TL net kâr sağladığından bu paranın bir kısmının çalışanlara dağıtılmasının güzel bir motivasyon olduğunu düşündüğümü ve neden genel kurul üyelerinin böyle düşünmediğini merak etmiştim. Sayın Özince de bana gönderdiği mektupta şöyle demişti:

"Kâr dağıtımı yapılmasının çalışanlarımız üzerindeki etkisini (burada herhalde olumsuz etkisinden bahsediyorlar. A.Ö.) telafi etmek amacıyla yönetim kurulumuz gecen yıl olduğu gibi çalışanlarımıza olağanüstü ikramiye verilmesine karar vermiştir. Böylece çalışanlarımıza iki yılda aylık maaşlarına ek olarak olağan ve olağanüstü olmak üzere toplam 10 adet ikramiye ödemesi yapmıştır."

Şimdi bana bu bir aritmetik problemi gibi geldi. Demek ki İş Bankası çalışanları her yıl "olağan" ikramiyeler alıyorlar. Buna bir de "olağanüstü'' eklemek gerek. İki yılda toplam 10 adet olağan ve olağanüstü ikramiye ödenmiş ise kaç olağanüstü ikramiye ödenmiştir?

Bence iki yılda iki olağanüstü ikramiye ödenmiştir. 310.8 trilyon lira net kâr sağlanması karşısında iki yılda iki ikramiye! Bence az! Firmalar Türkiye'de daha cömert olmalılar.

DİĞER YENİ YAZILAR