Sayın Ord. Prof. Sulhi Dönmezer, Prof. Doğan Soyaslan, TCK Alt Komisyonu ve Adalet Komisyon üyeleri, Adalet Bakanımız, Başbakanımız, danışmanları, müsteşarları ve TBMM milletvekilleri!
Hayatımın sonbaharında, sosyoloji üzerine ABD'de yaptığım yüksek eğitimde bir gün sosyoloji profesörüm, sınıfta bir belgesel izletti. Haftada bir iki kez belgesel izlemeye alışık olduğumuzdan iskemlelerimize keyifle kurulduk ve film başladı.
Şirin ve sempatik bir mahallede çekilmişti bu belgesel. Tüm evler bahçeli, fırınlarında bisküvi pişiren anneler önlüklüydü, çimenleri biçen babaların ayaklarındaki lastik pabuçlarını da biçilen çimenler yeşile boyamıştı. Bahçeden bahçeye komşulararası tatlı espriler yapılıyor, güneşli havanın tadı çıkartılıyordu.
Derken, bir düdük sesi duyuldu. Anne hemen önlüğünü çıkartıp mutfağa astı ve babanın yanına geldi. 11 yaşındaki sarışın kızları, bisikletini duvara dayadı ve babasıyla annesinin yanına geldi. Herkes mahalle meydanına yürümeye başladı.
Tüm mahalleli toplandı. Ortadaki kutunun üstüne muhtar tipinde göbekli, sevecen bir adam çıktı: "Hoşgeldiniz. Şimdi herkes numarasını çeksin. Biraz sonra çekiliş yapılacaktır."
Herkes gülerek birbirini selamladı ve kutudan bir kağıt parçası seçti. "Herkes numara aldı mı?" diye sordu muhtar. "Aldııııık" diye bağırdı mahalleliler. Muhtar, "Şimdi mahallemizin en yaşlısı gelsin yanıma ve bu torbadan çekilişi yapsın" dedi.
İki büklüm, 85 yaşlarında bir ihtiyar, muhtara yaklaştı, torbaya elini daldırıp bir kağıt çıkardı. Muhtar kağıdı aldı, baktı ve "38, çekilen numarayı tekrar ediyorum 38" diye bağırdı. Herkes elindeki kağıda baktı.
"38 numara bende" diyen 11 yaşındaki kız, annesine döndü. Annesi koşarak kaçtı. Muhtar, kızı yanına çağırdı. Numaraya baktı. "Tamamdır" dedi ve iskemle getirtti.
Hepimiz şoke olduk
Kızın ellerini, arkadan bağlattı. Ayak bileklerini kalın iplerle düğümletti. Kız sandalyeye oturdu. Muhtar, "Herkes çekilsin! 1, 2, 3" dedi ve düdüğünü öttürdü. Bütün mahalleli gülerek kızı taşlamaya başladı. Ve küçük kızı oracıkta öldürdüler. Hepimiz şoke olmuştuk. İran'da benzer işlemler yapıldığını duymuştum ama recm töresinin fiilen uygulandığını görmemiştim.
Prof. ışıkları yaktıktan sonra kürsüye geldi ve dedi ki: "Bakınız töreler ve gelenekler toplum tarafından anlayışla karşılandığı sürece böyle insanlık dışı uygulamalar, dünyanın çeşitli ülkelerinde devam edecektir. Uygarlık, bunların önünü yeterli ceza yasalarıyla kesmekle yükümlüdür!
"Yasalar, töreler göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır" diyen Sayın Dönmezer ve Soyaslan'a diyorum ki: "Hayır, hayır ve yüz kere hayır!" Bu yanlış düşüncenizi dünya aleme ilan ediyorum. Bu yasaları çıkartmaya çalışan, kadına karşı işlenmiş suçları "törelerin" arkasına saklanarak ceza indirimine tâbi tutmaya kalkanlara çok, çok, çok içerliyorum. TCK Kadın Platformu'ndan aldığım bilgilere göre: "136. maddede sayılan ağırlaştıncı haller arasında namus saikiyle ifadesinin kullanılması, 2002 yılından beri bizim taleplerimiz arasındadır. 136. maddenin c fıkrası; eş, anne, baba ya da çocuklarını öldürmeyi, ağırlaştırıcı neden sayıyor.
Ancak namus cinayetleri sadece bu kişiler tarafından değil amca, teyze, dayı ve hala çocukları ve hatta komşular tarafından bile işlenebiliyor. Bu detay c fıkrasında belirtilmediğinden, bunlar tarafından işlenen cinayetler kapsam dışı kalıyor. 31. maddedeki "haksız tahrik" ifadesinin, "haksız fiil" ile değiştirilmesi, ceza indirimini engellemekte yetersiz kalıyor.
TCK Kadın Platformu, namus cinayetlerine devletin hiçbir biçimde müsamaha gösteremeyeceğine işaret eden bir ibarenin TCK'da açıkça yer almasını talep ediyor." Bunun altına, ben ve tüm TC kadın vatandaşları imzamızı atarız. Gerekli değişikliklerin yapılmasını rica ediyoruz!
Türk kadınını uygarlıktan uzak tutmamalısınız!
Sayın Ord. Prof. Sulhi Dönmezer, Prof. Doğan Soyaslan, TCK Alt Komisyonu ve Adalet Komisyon üyeleri, Adalet Bakanımız, Başbakanımız, danışmanları, müsteşarları ve TBMM milletvekilleri!
Haberin Devamı

