Radikal'de okuduğum küçücük bir haber, tüylerimi diken diken etmeye yetti. Yeni Ceza Kanunu hazırlığı içinde bulunan Alt Komisyon üyelerinin, aşağıda belirteceğim durumların ileride tekrar edilmemesi için nasıl yasalar çıkartacaklarını merak ediyorum.
Habere göre, son seçimlerde İzmir'in Aliağa ilçesinde iki kız kardeş (birisi 52 yaşında Elif, diğeri 46 yaşında Gülsen), oylarını AKP adayı yerine ANAP adayı için kullanmışlar. Vay efendim sen misin AKP'ye oy vermeyen? Gel buraya bakayım. Erkek kardeşler bu iki hanımı evirip çevirip yumrukla, sopayla dövüyorlar. İnanılır gibi değil! Yüz kızartıcı, felâket bir eylemi
Kız kardeşler durumu şöyle anlatıyorlar: "İkimiz de ANAP adayına oy verdik. Bunu duyan erkek kardeşlerimiz İsmail A. ile Mehmet A., AKP'ye oy vermediğimiz için bize sopayla ve yumrukla vurdular. Giysilerimizi yırttılar."
Bence bu insanlık dışı, uygarlık dışı, gözlerin hırsla büründüğü, kalplerin kibirle kapandığı, vicdanların nefes alamadığı bir durum. Bu nasıl iştir? Bir zihinsel yapı nasıl bu duruma gelebilir? Erkek kardeşler, nasıl yöntemlerle büyütüldüler, nasıl eğitildiler, muhakeme kabiliyetlerini hangi noktalarda kaybettiler?
Ablalarına karşı değer ölçüleri hangi düşünce yapısına göre şekillendi? Ablalar, bu noktaya gelinceye dek daha genç yaşlarda erkek kardeşlerinden ne gibi tacizlere maruz kaldılar? İnsani kontrollerin dışına bu kadar basit, önemsiz bir konuda çıkabilen erkek kardeşler, daha önceleri hangi sebeplerle, hangi dayak ve işkence işlemleri uyguladılar? Buradan tahmin edebiliyoruz ki, ailenin erkek fertleri, bir babalık, bir ben üstünüm lük. bir kabarma duygularına rahatça yerleşmişler ve ablaları için, "Sen şunu yap, bunu yapma. Sen ancak şunu yaparsın, bunu yapamazsın..." modunu uygulayıp durmaktalar.
Eminim, bu zihni yapı, iki kız kardeşi uzun zamandan beri ezip unufak etmektedir! Daha da ileri giderek tahmin edeyim ki, bu zihniyet, ailenin babası tarafından yıllardır anneye de uygulanmaktadır. Erkek kardeşler, babalarının ailenin hanımlarına gösterdiği bu yaklaşımı taklit ederek uygulamada hiçbir sakınca görmemektedirler.
Ülkenin, destek almaya ve gelişmeye muhtaç bölgelerindeki birçok yuvada rastlanan bu zihinsel yapının en kısa zamanda değişmesi şarttır. Kadına bakış açılan değişmek mecburiyetindir! Türkiye'de kadınlar, kendi özgür iradeleriyle seçme ve seçilme hakkına, Atatürk sayesinde eskiden beri sahiptirler. Bu iki kardeş, kutlanacak bir hareket yaparak savcılığa başvurmuş ve erkek kardeşleri hakkında suç duyurusunda bulunmuşlar. Ben ve tüm kadın kuruluşları nefesimizi tuttuk. Durumun mahkemeye intikalini ve erkek kardeşlerin ne gibi bir cezaya çarptırılacaklarını merak ediyoruz.
Bugün saat 14.00'te canlı yayınla TRT 1'de ekrana gelmeye başlayacak "Kardelen" programına, yakın bir zamanda bu iki kız kardeşi davet edip, bunca yıldır erkek kardeşlerinden neler çektiklerini öğrenmek isteyeceğim. Kimse meydanı boş bulduğunu zannetmesin. İşin en acı tarafı da ne biliyor musunuz? Şimdi o erkek kardeşlerle bir söyleşi yapılsa, ne diyeceklerini adım gibi biliyorum: "Cennet kadınların ayağı altındadır."
Türkiye'nin kurtuluşu, gelişmesi, çağdaşlaşması, ilerlemesi tamamen Türk kadınının baskı ve tacizlerden kurtulmasından, yanlış genel teamüllere uymaya vazgeçmesinden, erkeklerle eşit biçimde üretime katılmasından ve eğitimini münakaşasız yerine getirmesinden geçer. Sözlerim, aysbergin sadece üstü. Alt kesimde ele alınıp düzeltilmesi gereken milyarlarca yanlış algılama ve uygulama var.
Hem de kimler tarafından?
Hanımlar tarafından. Allahım bize yardımcı ol!
Türk kadını artık tacize boyun eğmemelidir
Radikal'de okuduğum küçücük bir haber, tüylerimi diken diken etmeye yetti. Yeni Ceza Kanunu hazırlığı içinde bulunan Alt Komisyon üyelerinin, aşağıda belirteceğim durumların ileride tekrar edilmemesi için nasıl yasalar çıkartacaklarını merak ediyorum
Haberin Devamı

