Üst üste gelen tren kazaları sonrası konuşan Türk Ulaşım Sendikası Genel Başkanı Nazmi Güzel'den öğreniyoruz ki, makinistlerimiz yorgun ve stresliymiş. Son bir ay içinde 10 tane demiryolu kazası olmuş, bunların 8'i basına yansımamış. Özellikle makinistlerimiz stresli ve yorucu bir vazifeyi, kliması bile olmayan lokomotiflerde gerçekleştirmeye çalışıyorlarmış. Demiryolları hastanesi, SSK'ya devredildiğinden beri periyodik olarak yapılan 6 aylık psiko-teknik muayeneler de aksamış. Yeni eleman alımına izin verilmediği için başka hizmette görevliler hizmetiçi eğitim sonucu makinist oluyorlarmış. Kalifiye eleman eksikliği varmış. ATS sistemleri de alınmamış.
Vay ki vay! Nazmi Bey bu gerçekleri kazalardan önce basına açıklasaydı acaba medyamızda hak ettiği yeri alır mıydı? Örneğin acaba böyle bir haber, sinema ve dizi şöhreti kızımızın varlıklı bir hukukçu aileye gelin gitmesi ve bir gün sonra boşanması kadar önemli yer kaplar mıydı? Kocaeli-Tavşancıl yolunda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralananlara sağlık dileklerimi gönderiyorum.
Ulaşım çok ciddi bir iştir. Tren, otobüs, uçak veya feribot, toplu taşımacılık, toplumların atar damarıdır. Benim endişem, trenden başka diğer toplu ulaşım sistemlerimizde benzer eksikliklerin olup olmadığıdır. Şayet varsa, ilgili yetkililer bir kaza yaşanmadan önce bu haberleri basına vermeyi borç bilecekler midir?
3 Kasım seçim sonuçlarından sonra şarkılar, nutuklar, alkışlar bitip de taşlar yerine yerleşince, Başbakan ve hükümeti masadaki tablolara dikkatlice baktıklarında bu seçime girerek, nasıl bir yedi başlı canavarı zaptedip ehlileştirmeye talip olduklarını anlamış olmalılar.
Nefes aldığımız her saniye faizleri tepemizde gezen uydulara doğru yükselen borçlarla başa çıkabilmek için, enflasyonu düşürebilmek için, döviz sarsıntılarını durdurabilmek için, ilk önce ekonomiye önem veren yetkililer, "vur deyince öldür" misali, benim Türk siyasetinde ilk olarak tanık olduğum bir tedbiri de almaktan geri kalmamışlar. Ne diyor Sendika Başkanı Nazmi Güzel: "Yeni eleman alımına izin verilmediği için..."
Evet, ben bu uygulamayı iktidara gelmiş (ve gitmiş) hükümetler arasında bugüne kadar hiç görmemiştim. Gelen yandaşlarına kadroları doldurdu, giden doldurdu. Seçildikleri yörenin işsiz vatandaşlarına çözüm yaratmak gayesiyle ama aslında oy potansiyellerini arttırmak hevesiyle bugüne kadar gelmiş geçmiş her iktidar bu işlemi yaptı.
AKP iktidarı da aynı şeyi yaptı sanıyordum ama hiç olmazsa devlet demiryolları işletmesinde yapmadıklarını, Sendika Başkanı'ndan öğreniyoruz. Ekonomiyi düzene sokmak için masraf yapılmaması tedbirleri arasında "işe yeni elaman almayın" talimat verilmiş. Ama olmadı işte! Olmadı dostlar, bu da olmadı!
Kalifiye yeni eleman alınacağına, kurumda mevcut kişiler hizmetiçi eğitim sonrası vazifelendirilmişler. Nasıl yani? Yani, örneğin Devlet Demiryolları muhasebesindeki bir eleman makinist yapılmış. Veya tren biletlerinin baskılarından sorumlu bir yetkili makinist olmuş. Sendika Başkanı Nazmi Güzel'in bu
ifadesinden ben bunu anlıyorum.
Ulaşım çok ciddi bir iştir. Benzer ekonomik tedbirler havayollarımız, gemi işletmelerimiz için de alınmış mıdır? Onların sendika başkanları araba devrilmeden durumları basına açıklasa diyorum. Çünkü Türk Ulaşım Sendikası Genel Başkanı Nazmi Güzel, olayın, "Takdir-i ilahi, Allah emri, kem gözlerin nazarı, Allah verir Allah alır..." ile hiç mi hiç alâkası olmadığını bizlere açık biçimde yansıtıyor.
Ulaşım o kadar ciddi bir iştir ki bence kara, hava ve demiryolu kurumlarının ihtiyaçlarını karşılamak ve teknik donanımının tam olmasını temin etmek için bilim adamlarından kurulu bağımsız bir kuruluşun kontrolü altında olmalıdır. Üniversitelerimiz ya da TÜBİTAK gibi kuruluşlardan yardım alınmalıdır. "Bilim adamları da değişik görüş bildiriyorlar" denirse bu gerçekten uzak bir ifade olarak görülmelidir.
Bilim tektir, birdir. Nitekim hızlandırılmış tren kazasından sonra bazı bilimadamlan, "Bilmeden, okumadan imzaladım" diyebilmişlerdir. Ülkemiz yıllardır itile kakıla, pervasızca sokulduğu bu derin ve karanlık borç tünelinden muhakkak ki kendi yetenekleriyle çıkacaktır.
Ne AB'ye, ne ABD'ye, ne de Ortadoğulu desteklere ihtiyacı vardır. Türk milleti daha ne derin, daha ne karanlık tünellere girmiş ve başarıyla çıkmıştır. Yeter ki baştakiler yanlış kararlar almasınlar, bilime önem versinler, ekonomik istikrarı sağlamak için alınan tedbirleri yanlış noktalarda kullanmasınlar.
Bizler de sabırla, fedakârlıkla çekmeye, direnmeye devam edeceğiz. Bizim neslimize bu vazife verildiyse yapacağız. Yeter ki halkıyla açık açık konuşan, dürüst, şeffaf, doğrucu bir hükümet olsun. Yeter ki böyle bir kaza sonucu Ulaştırma Bakanı'nı neden ve niçin istifaya çağırmadığını Başbakanımız bizlere anlaşılır bir dille anlatsın. Belki kendilerinin bildiği ama bizim bilmediğimiz bir nedenler zinciri vardır. Anlatmadığı müddetçe biz buradan üzüleceğiz, üzüntülerimizi bildirdikçe de kendileri kızacak. Değer mi?
Toplu ulaşım ciddi bir iştir
Üst üste gelen tren kazaları sonrası konuşan Türk Ulaşım Sendikası Genel Başkanı Nazmi Güzel'den öğreniyoruz ki, makinistlerimiz yorgun ve stresliymiş. Son bir ay içinde 10 tane demiryolu kazası olmuş, bunların 8'i basına yansımamış
Haberin Devamı

