Sayın Tayyip Erdoğan! Nerede bocalıyorsunuz bilir misiniz? Halktan koptuğunuz an bocalıyorsunuz! Bizim siyasilerimizin hepsinde yıllardır bunu görmekteyiz. Hele birçoğu halkla zaten hiç bütünleşmemiş olarak Meclis'e girip Meclis'ten çıkmıştır bile! İşin tuhafı, bu gerçekten haberleri bile yoktur!
Bingöl ziyaretinizi ele alalım. Hatalarınız nerede, size göstermeye çalışacağım! Bir kere o yöreye, o ıstıraplı günde, o kıyafetle gidilmezdi! Kravat? Takım elbise? Çıkarın şunları. Atın bir kenara, çözün yakanızı, kıvırın gömlek kollarınızı, yaklaşın ıstırap dolu halka! Hatta size de göçükte çalışanlar gibi tulum gerekirdi.
Ve gelir gelmez, saniye kaybetmeden, göçüğün üstünde çalışan arkadaşların yanına çıkacaktınız, yardım çalışmalarını bizzat yapanlardan öğrenecektiniz. Kendi çocuğunuz o göçüğün altında olsaydı, soluğu orada alırdınız. Aynı halk gibi!
Bu bilgiyi elde ermeden, katiyyen halkın karşısına çıkmayacaktınız! Zaten bu bilgiyi kendiniz yerinde edinmeden, içiniz rahat edememeliydi!
Ne bilgisi bu? Aletler yeterli mi? Akşam ışıklandırma yeterli olacak mı? En alttaki yavrulara takriben ne zaman yaklaşılabilinir? Ve saire...
Şimdi mikrofona neler konuşmalıydınız? Duyduğunuz ıstırabı bir ebeveyn olarak onların hissettiklerini anladığınızla ama samimi olarak anladığınızla söze başlamalıydınız.
Ne gibi aletlerin eksik olduğunu, hangilerinin gelmekte olduğunu, ne zaman bölgeye varacağını ve bu aletlerin ne işe yarayacaklarını siz halka anlatmalıydınız.
Kendinizi halkın yerine koyarak, çetin bir gece geçireceğinizin bilincine anında varacaktınız. Ağaç altına kıvrılmaktansa, çadıra sığınmalarının önemini o zaman anlayabilirdiniz.
Bilgi vermeliydiniz
Bir iki rakam verdiniz. Çok az çadır geldiğini, bilmem kaç adedinin de yolda olduğunu belirttiniz. Bu adedin yeterli olup olmadığını bilmiyordunuz. Yeterli gibi konuştunuz. Yanlıştı. 20 kişilik çadırlardan o anda haberiniz olmalıydı. Halka bunlar hakkında bilgi vermeliydiniz.
"Yıkılmış evlerinin talanından korkan vatandaşlar" size o anda evlerinin yanında çadır kurmak istediklerini belirteceklerdi. Siz bu durumu takdir edip halkın yanında, yetkililere dönüp, "Halk haklıdır, daha küçük çadırları derhal buraya ulaştırmanız için kaç gün gereklidir?" diye soracaktınız. Verilen cevap halkı boşuna ümitlere kapılmaktan uzaklaştıracaktı. Ruhları hasarlı, korkmuş ve bedenleri de soğuk gece boyunca hasar görmüş vatandaşların ertesi sabah vilayete hücum etmeleri doğaldı.
Yöreyi terketmeden önce halka açıkça kaç çadıra ihtiyaç olduğunu, kaç çadırın yöreye vardığını belirtecektiniz. Bu çadırların adil biçimde dağıtılması için kendinizin, evet efendim kendinizin, geri dönüşünüzü iptal etmek istediğinizi ancak bunu yapamadığınız için sağ yanınızda güvendiğiniz, direkt sizinle iletişim kurma yetkisi olan bir kişiyi vazifeye tayin edip halka kendisini tanıtacaktınız. Çadır dağıtımının adil olması için sizin temsilcinizi yörede bıraktığınızı halka ilan edecektiniz. Çünkü Gölcük depreminden hepimiz biliyoruz ki, en büyük sorun, çadır dağıtımıdır! Siz bilmez misiniz?
Son olarak tekrar göçük üzerine çıkacak, durumu öğrenecek, bunu halkla paylaşıp gönlünüzü ve kalbinizi gerçekten o acılı ailelerle bırakarak yöreden ayrılacaktınız. Bu işlemlerin hiçbirisi numaradan yapılmayacaktı. Yüreğiniz zonklayarak yapılacaktı.
Bürokrat yaklaşımlarınızdan bıktık. Tipik Türk siyasi profilinden uzaklasın lütfen!
Tipik Türk siyasi profilinden artık uzaklaşmanız gerek!
Sayın Tayyip Erdoğan! Nerede bocalıyorsunuz bilir misiniz? Halktan koptuğunuz an bocalıyorsunuz! Bizim siyasilerimizin hepsinde yıllardır bunu görmekteyiz
Haberin Devamı

