Geçenlerde Diyarbakır Kadın Merkezi (KAMER) Kurul Üyesi Nebahat Akkoç'u dinledim. 1997 yılından beri yörede mağdur olmuş kadınlara yardım elini uzatan bu kurumun çok ehil ellerde olduğunu gördüm. Nebahat Akkoç ve ekibini, yürüttükleri bu çok önemli görevden dolayı kutluyorum.
Töreler nedeniyle öldürülen kadınlara gömülürken dini tören bile yapılmıyor, aile kabristanlarına gömülmüyorlar, hatta kabir taşları bile yok... Ayrıca cinayeti işledikten sonra ailede bir 'rahatlama' gözlendiği, sanki bir 'yürekten kurtulunmuş' havasına ilaveten, cinayeti işleyenin de adeta bir kahraman gibi toplumda yer bulduğu gerçeklerini de Nebahat Ha-nım'ın ağzından bir bir dinledim.
"Aslında sosyal devletin yapması gereken işleri KAMER olarak biz üstlendik" diyen Nebahat Hanım sözlerine şöyle devam ediyor...
"Günde bazen dört cinayet işleniyor. Kadınların yörede hiçbir sosyal güvencesi ve ekonomik desteği olmadığı gibi yaşam güvenceleri de yok! Bizler KAMER olarak elinden tutabildiklerimizi tutuyoruz. Onları barındırıyoruz. Eğitiyoruz, iş sahibi olmalarını sağlıyoruz."
Böyle kutsal bir işte en başta devlet desteğine İHTİYAÇ VARDIR! Eminim bir ölçüde KAMER'e yardım ediliyordur, ama o değirmenin kolay dönmediğini biliyoruz. Geçen yaz Ankara Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Melih Bey ile konuşurken bu konu üzerinde durduğumda... "Evet Ayşe Hanım. Bu konuya yeterince eğilemedik. Hatamızı kabul ediyorum. Ama durumu değiştireceğimizi de bilmenizi istiyorum. Kadın sığınma evleri çalışmalarına hız vereceğiz. Size söz veriyorum" dediğini hatırlıyorum, işte tam zamanı. Bu konuda Sayın Başkan ne gibi adımlar atıldığını bana bildirecektir. Ben de derhal buradan sizlere yansıtacağım!
Bu gelenekler, töreler, zihniyetler nasıl değişecek? Yörede eğitim ve gelişim arzu edilen seviyelerde gerçekleşmemeye devam ederse, aynı durumlar katlanarak devam edecektir! Her gün Başbakan'ın veya diğer bakanların ağızlarından geri kalmış
yörelerimizin gelişmesi için planlanmış program haberlerini duymak istiyoruz ama duyamıyoruz. Bazıları da karşımıza geçip, "Aman efendim, hangi işimize yetişelim? Nereye el atsak... Biliyorsunuz terör olayları... Üstelik maddi açıdan da..." diyor.
Yokkkk, bunu kabul etmeyiz efendim! İktidar ateşten bir gömlektir. Siz bu durumları bile bile talip oldunuz görevinize!
Bizim de bir neticeye ihtiyacımız var. Yakında ikinci yıla girilecek. Varsa yoksa, büyük kent açılışları izliyoruz. Bir tepside bir yasük, bir kırmızı kurdele, bir makas!!
TIME dergisinin 'MODERN ÇAĞ'IN KAHRAMANLARI' olarak dünya çapındaki bir seçimde belirleyip taltif ettiği 36 kahramanın içinde Nebahat Akkoç da var!
Gelin de şimdi Nebahat Hanım ve Diyarbakır KAMER ekibinin alnından öpmeyin!! Hepinizi gönülden kucaklıyor ve kutluyorum.
Sayın Zapsu'nun BBC World söyleşisi
BBC'de Sayın Cengiz Candar ve Cüneyd Zapsu ile yapılan söyleşiyi ben de dinledim. Not almamakla beraber, hafızamda... İlk önce Sayın Zapsu'ya terör olaylarının arkasında 'kimlerin' olabileceği sorusu soruldu. "Türkiye'nin gelişmesin! İstemeyen herkes olabilir" dedi Zapsu. Sonra "Ordu olabilir mi?" diye sorulunca, Zapsu'nun dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Ve... Öylece garip bir suskunluk ve sessizlik. Yani izleyenler, durumu şöyle yorumlardı. "Bak işte KONUŞAMIYOR... kelimeyi ağzına alamıyor. Teyit etmekten korkuyor ama tebessümüyle belli ediyor." O sırada koridorda bulunan eşime seslendim. "Aman, Haluk... aman! Gel bak Zapsu nasıl HATALI bir imada bulunuyor!". Oysa bu soruya "Yanlış düşünüyorsunuz!" diye cevap vermeliydi. Batı basra sizi manipüle etmeye çalışabilir. Fırsat sizin elinizde. Ancak Zapsu bu fırsatı münakaşasız verdi.
Time dergisi hangi kahramanı seçeceğini biliyor!
Geçenlerde Diyarbakır Kadın Merkezi (KAMER) Kurul Üyesi Nebahat Akkoç'u dinledim. 1997 yılından beri yörede mağdur olmuş kadınlara yardım elini uzatan bu kurumun çok ehil ellerde olduğunu gördüm
Haberin Devamı

