Kadın Sığınma Evleri hakkında şaibeli konuşmalarından sonra derin bir sessizliğe gömülen Melih Gökçek Bey'i konuşturmak istiyoruz. Ben konuya girmeden önce, şu ortaya esrar perdesi içerisinde attığı şaibeleri öğrenmek istedim. Eski başbakanlardan Tansu Çiller'in, "O parayı nereye verdiğimi söylersem 3. Dünya Harbi çıkar" sözü geliyor hep aklıma! Melih Bey'in sessizliği de böyle SAĞLAM bir gerekçeye mi bağlı acaba?
Dün konuya ilk oltayı atan Ruhat Mengi arkadaşımı arar zannettim. Bekledim. Baktım aramamış! Heyhat, derin bir sessizlik!
Yakından bilirim
Şimdi ben ülkenin her bir noktasında mevcut ve miktarları gün geçtikçe azalan Kadın Sığınma Evleri'nin hepsini bilemem. Ama Mor Çatı kurumunu çok yakından biliyorum.
Oraya sığınma zorunda bırakılan, altına bir somya, masada bir tas çorbaya kavuşan nice hanım ve beraberlerindeki kaç çocuğun, nasıl anlık bir nefes alma payı kazandıklarını çok yakından bilirim.
Hatta televizyonlarda hanımlara yönelik programlardan tanıyan nice genç bayan, nice dayak kurbanı eş bana bile danışmadan yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmış, İstanbul'a bir biçimde kapağı atmış, cami avlularında, "Ben Ayşe Özgün'ü görmeye geldim, o beni kurtarır" diye yolumu arayıp bulmuşlardır. Bu durumlarda benim tek güvencem, tek dayanağım Mor Çatı kurumu olmuştur.
Buradaki psikolog, sosyolog ve hukukçu arkadaşlarım hiç beni kırmamışlar, her zaman bu zavallı hanımların fırtınalarında yardım ellerini uzatmışlar, yaşamlann heba olmasına mani olmuşlardır.
Ben sığınma evlerinin ne olduğunu, nelerle karşı karşıya bulunduklarını bilen bir kişi olarak Melih Bey'i açıklamalara davet ediyorum.
Hangi kurumda ne olmuş efendim? Bu hikâyeleri zat-ı alilerinize yansıtan kimlerdir efendim? Ön yargılı mıdırlar? Kuyruk acılan mı vardır? Pireyi deve yapanlardan mıdırlar? Olayları çarpıtanlardan mıdırlar? Benim Türkçemi bozmama sebep olanlardan mıdırlar?
Kadın Sığınma Evleri'nin bu ülkenin her köşesinde sağlık ocakları gibi kurulması gerekir. Dünya Bankası raporlarında "kadın-erkek eşitliğinde" Türkiye'nin sınıfta kaldığı tüm dünyaya ilan edilmişti, hatırlar mısınız? Bu dünya standartları da bir garip! Değil mi efendim? Kadın ile erkeği eşit görmek isterler de isterler! Yahu deli mi ne bunlar?
Kadın nedir ki? "At-silah-avrat!" VAY BE!!! Bu ne şeref! Bahsettiğiniz sıralamada 3. gelmek, kolay iş mi? Bakınız hanımlar, kendinize geliniz! Size şerefler bahsedilirken olayın farkına bile varmıyorsunuz!
3. sıraya yerleştirilirken neleri gerilerde bıraktığınızın bile farkında değilsiniz! Neler mi? Örneğin kuzular, keçiler, istavrit balıkları, kahvehaneler, tespihler, temiz göynekler, otomobil ve apartman katları, rakı sofraları, nataşalar, haaaa? Yaaaaa! Nataşalar bile geride kalmış kızlar!
"Ne kalması be Ayşe Abla? 3. gelen kim? Avrat. Yani karısı mı, eşi mi, çocuklarının anası mı? Yooo oh! Sadece avrat. Yani buna Nataşalar dahildir be abla!"
Sizi dinliyoruz Melih Bey! Söz sizde!
Dikkat ... Dikkat ...
Bu etkinliğe katılmalısınız
20-21-22 Ağustos 2003 tarihlerinde merhum Sinan Erdem ve merhum Vahit Çolakoğlu adına Antalya, Konyaaltı 10 nolu plajda yapılacak olan Türkiye'nin en iyi bayan çiftlerin katılacağı "Golden Cup" etkinliğine civarda bulunanların katılmasını arzu ediyorum. Epirden Beach Volley artık bir klasik haline gelmeye başladı. Emeği geçen herkesi kutlarım. A. Ö.
Söz sizde Melih Gökçek Bey!
Kadın Sığınma Evleri hakkında şaibeli konuşmalarından sonra derin bir sessizliğe gömülen Melih Gökçek Bey'i konuşturmak istiyoruz
Haberin Devamı

