Soruşturma Komisyonu karşısında ilginç ifadeler

"Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur" misali...

Haberin Devamı

"Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur" misali, Federal Soruşturma Komisyonu üyeleri, gerek Clinton gerekse Bush dönemi yetkililerine 11 Eylül, Afganistan ve Irak savaşı konularında sorularını yönelttikçe yukarıdaki halk deyimimizin ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Albright, özellikle 11 Eylül olayında bu gerçeğin üzerinde durarak, "11 Eylül hareketinden önceki zihinsel yapıya girmeden, bazı izahatlarımızı anlamanız güçtür. İlk önce zihinsel yapınızı değiştirmeniz gerek" diyerek komisyon üyelerine birkaç kez ikazda bulunuyor.

Dikkatle izlediğim soruşturmada ilgimi çeken bazı terimler oldu. Tercüme edip sizlerle paylaşmak istedim:

"Actionable Intelligence" - Hareketi başlatabilir istihbarat. Hedef Usame Bin Ladin'i öldürmek olunca bu zatın hangi tarihte, hangi mekânda olacağının istihbaratı üzerine yapılan konuşmalarda, "Bize gelen istihbarata göre Usame'nin hafta sonu falanca binada olabileceği ihtimali bilgisi geldi" deniyor. Sanki batının hafta sonu kabul ettiği cumartesi-pazar iki gün boyunca Bin Ladin orada bulunacakmış duygusuna kapılıyorlar. Acaba Usame Bin Ladin'in hafta sonu mevhumu var mıdır?

Düşünmeye değer. Birisi Pentagon'un işleyiş tarzını izah ederken, "Onlara kalsa ya birkaç bombayı fırlatacaklar ya da Normandiya çıkartması başlatacaklar", bir diğeri "Süprüntüyü 20 kez bombalayabilirsiniz ama bir iki dakika sonra gene çadırlarını kuruyorlar" veya "Mezbeleyi kaç kez bombalasanız da hiçbir şey olmuyor ki" diyor. Rumsfeld, daha da ileri giderek diyor ki: "Çok pahalı silahlara karşı mezbele durumu, savaş aritmetiğimize uymuyor."

Afganistan'daki eğitim kamplarını kastederken: "Bazılarının jimnastik çalışmaları diye değerlendirdikleri, bazılarının ise temiz havalı park sahaları diye gördüğü bu kamplarda, cihad için hazırlanan insan zincirleri oluştuğunun farkında bile değildik. El Kaide için havadan bombalama taktiğini benimsemiştik. Çizmeleri toprağa değdirmeyi hiç düşünmedik."

El Kaide teröristlerini tespit etmenin güçlüğünü izah ederken: "Aynanın üstünde dolanan civa gibiydiler"

İki dönem yetkililerinin de El Kaide ile savaşa girişmemelerinin sebepleri sıralanırken, "Clinton yönetimi konuyu gündemlerine bile getirmezken Bush yönetimi başka balıklar kızartmakla meşguldü."

Teröristlerin ABD'ye kolaylıkla vize almaları üzerine: "Suudi Arabistan'a en tercih edilen ülke statüsünü vermişsiniz bir kere. Vize sorunu diye bir problem yok ki! ABD'ye girmek isteyecek hiçbir Suud'u durduramazsınız ki..."

Irak saldırı konusunda: "Kitle imha silahlarıyla şaibeli teröristler arasındaki şeytani evlilik akdiyle karşı karşıya kaldık."

Afganistan saldırısı başlamadan önce Bush'un, ekibiyle yaptığı bir konuşmada, "I'm not gonna shoot a million dollar into a 10 dollar tent" dediğini hatırlıyorum. Tercümesi şöyle: "10 dolarlık bir çadıra, milyon dolarlık bombayı fırlatacak halim yok."

Ancak gelişmeleri hatırlıyorum da 10 dolarlık çadırdan da beter Tora Bora'nın sıfır dolarlık mağaralarına indirildi, o milyon dolarlık bombalar ve hâlâ Bin Ladin öldürülemedi. Bu soruşturmalardan da anlaşılacağı üzere durum çok ama çok zormuş ve zor olmaya da devam etmekte...

Okuyucu mektubu
Öğrenci affından hâlâ ses yok!
■ Öğrenci affını hâlâ bekliyoruz. Herhalde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu affı çıkarmak istemiyor. Biz de sizin köşenizden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenmeye karar verdik. Lütfen sesimizi duyurun. (Birçok okuyucum)

* Bu köşe zaten sizlerin. Sanırım konuyu dördüncü kez gündeme getiriyoruz. Yetkililerden bir açıklama gelinceye kadar da yazmaya devam edeceğiz. Geçen günkü yazımda, "Öğrenci affı olmayacaksa belirtiniz" demiştim. Hâlâ ses yok.

DİĞER YENİ YAZILAR