Hergün Ulus'ta bulunan TRT binasına gidip gelirim. Dün çok ilginç bir görüntü çarptı gözüme. Sizlerle paylaşmak istedim. Işıklara yaklaşırken trafik lambasının yeşil yanmasının rahatlığı içinde kullanıyordum otomobilimi.
Trafik de yoğun değildi.
Güneş olanca ısısıyla etrafı kavuruyordu. Tam önümde sol tarafımda bir mopet belirdi. Arkasındaki yüksek kutudan, ya pizza ya da başka bir gıda maddesi getirip götüren biri diye düşündüm. Sürücüsü, zaten sürati olmayan mopeti karşıdan gelen sol şeridin tam üzerine sürmeye başladı.
Allah'tan karşıdan hiç vasıta gelmiyordu. Sol tarafımızda sapılacak başka bir sokak da yoktu. Bu genç ne yapıyordu böyle?
Gözlerimle hem ışığı hem de sol şeritte gitmeye çalışan mopete bakarken, birdenbire mopetin 2-3 metre ilerisinde sol şeritte yerde yatan küçük karaltıyı farkettim. O da neydi? Ben de yavaş ilerleyerek, sağ şeritten, mopetli gençle yerdeki karaltıyla paralel bir mesafeye gelmeye başladım.
Yerde yatan karaltının, eski ve solmuş bir kasket olduğunu farkettiğimde mopet tam yanına gelmişti. Genç sürücü birdenbire motorunu durdurdu. İleriye baktım, hâlâ karşıdan gelen bir vasıta yoktu. Allah Allah! Neden durmuştu mopet?
O sırada genç, mopetten indi. Eğildi ve yerdeki kasketi aldı. İki kere dizine vurdu. Tozdan arındırmak istiyordu. İşte tam o sırada gencin yüzüne baktım ve şaşırdım kaldım.
Delikanlının siyaha çalan saçları vardı ancak sol kulağı hizasından tam tepeye kadar, üç parmak genişliğinde, bembeyaz çıplak teninin göründüğü bir açıklık vardı.
Hani ormanlık dağlarda, yangına karşı tedbir olarak şerit yollar açarlar ya? Gencin kulağından itibaren benzer bir şerit tepesine kadar ilerlemişti. Şeritten arkaya giden ve öne sarkan siyah saçlar, yerli yerinde duruyordu.
Gencin saçkıran olduğunu anladım. Büyük bir telaş içinde kasketi başına geçirmeye çalışırken arkası içeride kaldı. Çabucak çıkardı. Acelesi vardı. Kimse görsün istemiyordu. Tekrar denedi. Bu kez bir eliyle arkayı çekiştirdi. Kasket başına tastamam oturmuştu.
Artık yan aynamdan gözlemliyordum. Motorunu döndürdü. At tepiklercesine sağ ayağını asfaltta sürttü ve süratle dükkânına veya müşterisine doğru gerisin geriye yol almaya başladı. Artık mutluydu. İşinin başındaydı. Sorumluluğunu taşıyabilirdi.
Hepinizin eski veya yeni, renk renk, boy boy kasketleriniz vardır. Ama çok azınızın kasketi, bu çocuğun önem verdiği kasket kadar önemlidir hayatınızda.
Okuyucu mektubu
"Çocuklarımız artık okullarını bitirsin"
* Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde okuyan öğrencilerin yüzde 95'i yıllardır coğrafya dersinden kalıyor. Bizim için çok önemli olan bu konuya köşenizde yer vermenizi rica ediyorum. Çocuklarımız okullarını bitirsinler artık.
(Adı bende saklı bir okuyucum)
* Bu iddianıza inanamı yorum. Şayet doğruysa ben Milli Eğitim Bakanı, Yök Başkanı veya Rektör olsaydım bu öğretmenlere, "Yıllardır sizin dersinizden öğrencilerin yüzde 95'i geçemiyor. Bu, sizlerin başarısızlığına işarettir. Nedir durum?" diye sorardım. Ben bunu yıllardır tekrarlarım.
Bir sınıfta, büyük yüzdelerle herhangi bir dersten veya derslerden öğrenciler kalıyorsa, burada öğretmenin hatası var demektir. Bu dünya üzerinde böyle kabul edilen bir bakış açısıdır. Bu mesajın yayınlanmasından sonra yetkililerin duruma eğilip bizi haberdar edeceklerini sanıyorum.
Sizin çok sevdiğiniz bir kasketiniz var mı?
Hergün Ulus'ta bulunan TRT binasına gidip gelirim. Dün çok ilginç bir görüntü çarptı gözüme. Sizlerle paylaşmak istedim
Haberin Devamı

