VATAN'dan öğreniyorum ki, Başbakan'a bir gazeteci, "Bakan ve sorumlular hakkında tasarrufunuz olacak mı?" diye bir soru sormuş. Meslektaşımı kutlamak istiyorum. Son derece uygar, kendisini kontrol edebilen, soğukkanlı bir kişiymiş. Neden?
"Bakan ve sorumlular hakkında tasarrufunuz olacak mı?" Şu zarafete bakar mısınız? Şu kontrol ve disiplinin farkında olun istiyorum. Bu cümle, halk diliyle çok daha keskin, çok daha acıtıcı, çok daha gaddar olabilirdi. Oysa arkadaşım tasarruf kelimesini seçerek kullanmış. Kendisini tebrik ediyorum.
Bu zarafet karşısında Başbakanımız ne demiş? "Haddinizi bilerek sorun." Bu ifadeden benim anladığım şu: "Sen bir gazetecisin, ben ise başbakanım. Bir gazeteci, başbakana bu kadar önemli manalar içeren istifa ettirme çağırışımları yaratabilecek sorular soramaz.
Doğru bir tespit
Haddi değildir. Gazetecinin hadleri bellidir. Aynı kamyonların istiap hadleri gibi."
Üslûbundan dolayı Sayın Başbakanımızı kutlamam mümkün değil tabii. Gazeteci arkadaşımın kibar sorusunun manası ise şu: "Yetkililerin bilgisizlik ve cahil cesaretinden kaynaklanan bu hata sonucu çok insan öldüğü için başbakanımız, bakan ve başka yetkilileri istifaya davet edecek mi?"
İşte Başbakanımızı çileden çıkartan ve tepkisini düşünmeden belirtmeye zorlayan gerçek soru bu. Gazeteci arkadaşıma böylelikle haddini bildirdikten sonra cevabını tamamlamak zorunda kalmış Sayın Erdoğan. Ne demiş?
"Şimdiye kadar böyle kazalarda hükümetler ve bakanlar istifa etti mi?" Ne kadar basit ve anlaşılır bir cümle değil mi? Kime söylesen anlar. Bir iki anlamayan olur belki diye ben yine de ifadeyi açmak istiyorum.
Aslında doğru bir tespit. Şimdiye kadar... Yani? Yani, Necmettin Erbakan, rahmetli Alparslan Türkeş, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller v.s. hükümetlerini kastediyorlar. Bu kadar büyük ve ölümcül kazalar AKP'den önceki hükümetlerce de yaşandı ama onlardan hiçbir başbakan, bakanın istifasını istedi mi? Kim nereden çıkarıyor bu fikirleri?
Ben de Başbakanımızın bu ifadesini okuyunca, kendi kendime dedim ki: "Onlar istifa etmediler diye gittiler!"
Siz bu gerçeğin hâlâ farkında değil misiniz? Siz iktidara hangi dinamikler sonucu eriştiğinizin tam analizini yaptınız mı? Bu hususu gerçekten çok merak etmeye başladım ben. Adalet ve Kalkınma Partili bir Başbakan, bana geçmişte aynı hataları yaptıkları için halk tarafından dışlanmış, yok edilmiş partileri örnek gösteriyor. Kulaklarıma inanamıyorum!
Şunu çok iyi bilmezini isterim. Sizden önce gelenler, sorumluları istifaya zorlasalardı, bugün siz o koltuklarda oturamazdınız, onlar hâlâ iktidarda olurlardı!!
Efendim. Ben sizin seçimden önce söylediğiniz bir tek cümleye çok önem vermiştim: "İşi ehil olanlara vereceğiz." İşte Sayın Binali Yıldırım Bey de bu projeyi, tüm bilimadamlarının teknik ve haklı itirazlarına rağmen onaylayıp bir an önce hizmete soktuysa ve 60 kilometre hızla bile seyretmesi yasak olması gereken trene, "120 kilometre hız yapabilir" onayı verdirdiyse -ki kim verirse versin- sorumluluk Binali Bey'dedir. Kendileri, "işin ehli olmadıklarını", tüm Türk halkına acı ve kanlı bir biçimde göstermişlerdir.
Ehil kişi yok mu?
Sanırım gazeteci arkadaşım, Kur'an'da da yer bulan bu ifadeyi kastederek size soruyu yöneltti. İşleri, verebileceğiniz daha ehil kişiler yok mu acaba? THY'nin de tehlikeli adımlar attığı söyleniyor. Aman dikkat! Bu kazadan alınacak mesajları doğru okuyunuz. Sizler, vatandaşın; fakir fukara, garip gurebanın sesini duymazlıktan gelmeyin. Onların sesleri, sizlere yaklaşıp soru soran gazeteci arkadaşımın cümlesinde mühürlüdür!
"Şimdiye kadar hiç bakan istifa etti mi?"
VATAN'dan öğreniyorum ki, Başbakan'a bir gazeteci, "Bakan ve sorumlular hakkında tasarrufunuz olacak mı?" diye bir soru sormuş. Meslektaşımı kutlamak istiyorum. Son derece uygar, kendisini kontrol edebilen, soğukkanlı bir kişiymiş. Neden?
Haberin Devamı

